Vektor – Black Future

Merhaba.

10 Aralık 2010 tarihinde kaleme aldığım bir inceleme yazısı aslında bu. Haliyle biraz toy, biraz sabun köpüğü hissi taşıyor. Buna karşın Türkiye’de Vektor hakkında yazılmış ve kalburüstü bir ortamda yayınlanmış ilk inceleme yazısıydı ve birkaç gün içerisinde herkes aklını kaçırmıştı. Arşivin derinliklerinde denk geldim ve şimdiye kadar Metalperver’e yüklemediğimi fark edip paylaşmak istedim. Ufak kırpmalar ve yazım hatalarının düzeltimi dışında (bir-iki tane de parantez attım araya commentary gibi) olduğu gibi paylaşıyorum, buyursunlar:

Neredeyse hiç bilinmeyen ve grubun milyonlara ulaşmasına ön ayak olmayı planladığım bir isim ile karşınızdayım; Vektor konuşacağız bugün. 2002’de Arizona’da kurulan Amerikalı grup genel anlamda thrash metal yapıyor diyeceğim ama yok yok adamlarda. Futuristik progresif thrash vs. gibi saçma sapan kategoriler düşündürtüyor insana Vektor. Durun bakalım, çözeceğiz.

Grubun Myspace sayfasına (Myspace mi kaldı ya, haha) göre Vektor hırs, güç, yolsuzluk, nefret, şiddet, cehalet, kontrol mekanizması gibi kavramlar ile tahrip edilmiş umutsuz bir gelecek öngörüsü anlatan, gerçeklik, varlık, amaç gibi kavramları sorgulayarak ne ayak olduğumuza yanıt arayan, bunu yaparken de kütür kütür thrash öğelerinden yararlanan hızlı, sert ve progresif bir metal grubu.

2005’teki ilk albümleri Demolition ile emeklemeye başlayan Vektor, 2009’da çıkan Black Future ile bir anda koşmaya, zıplamaya, bin atlı gibi şen olmaya başlamış. İlk albümden sonra grupta iki değişiklik olmuş ve Kian Ahmad (bas) ve Mike Tozzi (davul) gruptan ayrılarak yerlerine Frank Chin ve Blake Anderson gelmiş. Sadece gruptan ayrılan adamların isimleri komik olduğu için bu bilgiyi paylaştım, yoksa eminim bu isimler kimse için bir anlam ifade etmiyordur. Bu eleman değişikleri gruba yaramış ve Black Future gibi eskiyle yeninin buluşturan, kıtaları bağlayan bir millet projesi tadındaki şahane albümün çıkmasına yardımcı olmuş, diyerek daldan dala atladığım bu girişi bitiriyorum.

Albümde dokuz şarkı var ve çalma süresi yaklaşık yetmiş dakika. En kısa parçamız 4:45 iken kimi şarkıların süresi (Accelarating Universe) 13:31’lere kadar çıkabiliyor. Baştan belirteyim, grubun thrash tabanı gayet geleneksel ve yeni, daha önce hiçbir yerde duymadığınız, inanılmaz yaratıcı şeyler yok. Daha ziyade neyin nasıl yapılması gerektiğini çok iyi bilen insanların elinden çıktığı belli olan, tam bir şeylere benzetmeye başlayacakken değişip dönüşen yapılar kurmuşlar. Demem o ki Vektor herhangi bir grubun yeni jenerasyon hali değil. İlk parçadan itibaren ne dediğimi daha iyi anlayacağınızı umuyorum zaten ama logoya kapağa ve konsepte bakıp VOIVOD çakması vs. gibi damgalar vurmadan önce bir şans verelim.

Albümü ilk kez duyduğumda kulağıma çarpan ve bir anda aklımı alan dedirten şey ise bas ve vokal oldu. Ön plana çıkmaktan çekinmeyen muhteşem bas partisyonları, yer yer nerdeyse sırf basın üzerinden giden bölümler var ve albümü basları duyamayacağınız bir şekilde dinlerseniz anca %60-65 ini dinliyorsunuz demektir diyorum. Vokal ise gerçekten inanılmaz. David DiSanto son yıllarda dinlediğim en muhteşem vokal belki de. Yer yer DESTRUCTION‘dan Schimmer’i, yer yer Chuck Schuldiner’i anımsatan, ara ara Ihsahn vari işlere girip çıkan, yine de kendine has olmayı başaran ve muhteşem bir vokale sahip. Zaten benziyor dediğim adamların vokalini düşünerek de normal standartlarda bir şey çıkmayacağını anlayabilirsiniz. Özellikle bu adamı takibe alın bence.

Albümün geneli progresif thrash olsa da yer yer death metal, yer yer black metal hissiyatları, kimi zaman post-rock bölümler ile müzikteki enerji hep belirli bir seviyede tutuluyor ve dinleyiciye her an yeni bir şeyler sunuluyor. O nedenle mesela iki şarkı dinleyip tamam bu grubun olayı şuymuş, diyemiyorsunuz. Her an yeni bir şey duyabileceğimiz için her anı dikkatle dinlettiriyor grup bize. Dikkat, müzik çıkabilir!

Albümde özellikle bahsedilmesi gereken iki şarkı olduğunu düşünüyorum. Birisi Forests of Legend, diğeri de son parça olan Accelareting Universe. Bu nasıl bestecilik, bu nasıl müzik bilgisi ve yetenek? Forests of Legend yaklaşık bir dakika kadar süren sakin girişinin ardından başlıyor ve şahane bir gitar-bas saldırısı karşılıyor dinleyiciyi. Bu esnada gam üzerinden minik bir solo sonrası şarkı bir anda kesiliyor; thrash seven herkesin herkesin kendini duvardan duvara vurabileceğini düşündüğüm bam güm bir bölüme geçiyor. On dakikalık süresince başka bir şeyle uğraşmadan sadece müziği dinlediğinizde, parçanın sonu geldiğinde siz de bayılacak gibi oluyorsunuz. Bu ne hız, bu ne rif bombardımanı böyle kardeşim. Son iki dakikaya gelindiğinde ise parçanın başa dönüyor ve başladığı gibi bitiyor. Olacak iş değil.

Diğer bir çılgınlık ise Accelerating Universe. Şarkı yavaş yavaş başlayıp giderek hızlanan riflerle ilerlerken dinleyiciyi diken üstünde tutuyor. İki dakika içerisinde vites yükseliyor. Özellikle DiSanto’nun vokalleri çok etkileyici ve çok karakterli. Kimisine çok itici geleceğinden emin olduğum ama bir KING DIAMOND hayranı olarak benim bayıldığım çığlıklar var. Bu arada bu parçayı dinleyecek arkadaşlara bir pislik yapmak istiyorum. Lütfen 3:07’ye geldiğinizde nağmeye bir kulak verin. Birkaç defa tekrar edecek bu bölüm şarkı boyunca ve her seferinde kaşları Emrah gibi kaldırıp arabeskçiye bağlıyor insan. Çok özür dilerim, sırf meraktan yapacaksınız ama umarım şarkıyı baltalamış olmam, haha. Ortalarda ani bir geçişle daha rock tabanlı bir kısma geçiliyor ve belki bu geçişlerdeki keskinlik batabilir ama ben çok sevdim.

İsmiyle müsemma bir şekilde epey karanlık bir gelecek ait sözlerle müziğini iyice yükselten Black Future hakkında eminim bahsetmeyi atladığım, hatta fark edemediğim şeyler vardır. Çünkü gerçekten özümsemek için zaman gereken, komplike bir albüm Black Future. Fakat son yıllarda dinlediğim tüm retro thrash gruplarını cebinden çıkarır Vektor, ona hiç şüphe yok. İlk dinlemenizde şaşırmaz, ikincide yükselmez, üçüncüde YUH, dördüncüde HASTASIYIM demezseniz ben de bir şey bilmiyorum.

90/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Vektor – Black Future” için 4 yorum

  • 18 Mart 2019 tarihinde, saat 13:58
    Permalink

    Akort düşürmeden de heavy olunabileceğinin ispatı resmen bu adamlar. Düşürmeyi geçtim, F’ye çıkarıp öyle çalıyorlar bir de vokale uyabilmek için. Dağılmasalardı iyiydi. :/

    Yanıtla
    • 18 Mart 2019 tarihinde, saat 14:16
      Permalink

      Vektor ün sonlandığı kesinleşti mi ? En son vokalist hepsini şutlamıştı, umarım tekrardan toplanırlar, yoksa büyük kayıp

      Yanıtla
      • 18 Mart 2019 tarihinde, saat 14:19
        Permalink

        Kesin bir açıklama yok ama DiSanto henüz birilerini de duyurmadı gruba. Bu saatten sonra pek ümidim yok benim Vektor’den açıkçası.

        Yanıtla
  • 19 Mart 2019 tarihinde, saat 07:08
    Permalink

    Vendetta ile birlikte thrash metal tarihinde gelisiminin kesilmesine en cok uzuldugum iki gruptan biri.
    David DiSanto hala beste yapiyor. Anladigim kadariyla grubu ayni kadroyla tekrar bir araya getirmeyi umuyor. Vektor’un cok gerilimli bir ic yapisi varmis ve David diger elemanlari bir arada tutmayi basaramamis. En azindan kendi iddiasi o. Hatta son albumde grubun ic gerilimleri anlatiliyormus!

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.