Vulcano – Eye in Hell

Merhaba.

Duyup da dinlemediğim, durup da söylemediğim bir adım, adeta Sibel Alaş şarkısı gibi bir grup Vulcano benim için… Sadece 30 yaş üstünün anlayacağı bu müthiş açılış sonrası efendi gibi devam ediyoruz.

80’lerin başında Brezilya’da kurulan kült topluluk Vulcano, 80’lerin ikinci yarısında çıkardığı albümlerle ekstrem metal sahnesinin değerli figürlerinden birine dönüşürken aynı zamanda da Sarcófago, Sepultura, canım ciğerim Ratos De Porão gibi isimlerle beraber Brezilya’yı metal sahnesinin önemli ülkelerinden biri haline getiren gruplar arasında yer alan kıymetli bir grup. 90’ları boş geçirip (ara veriyor/dağılıyorlar) 2000’lerde yeni aktif hale gelen Vulcano’nun 11. stüdyo albümü Eye in Hell, yeraltı metali sevdalılarının gönlünü çelecek bir albüme benziyor.

Sürpriz olmayacağını düşündüğüm şekilde çiğ, primitif bir death/thrash/black kırması yapıyor Vulcano ve alabildiğine metal metal tınlamaya, yeraltı kültürünü yaşatmaya, muhafazakarın gözüne şeytan boynuzunu saplama amacıyla hareket ediyor. 80’lerden kalma bir rock’n’roll üslubu ve atmosferi, yerleşik olarak grubun üzerinde salınıyor elbette ama beklenenin aksine Vulcano, Eye in Hell‘de gayet güncele uygun, beton gibi death/thrash besteleriyle kendini 2020’ye taşımayı, adapte olmayı başarmış.

Kötücül thrash metalin ne kadar etkili olabileceği malum; Vulcano da birbirinden melodik ve aynı zamanda leş riflerle hafızaya kazınıyor hemen bu albümde. Sinister Road‘u, Cursed Babylon‘u veya Mysteries of the Black Book‘u dinlerken bazı riflerin bu kadar çabuk harcanmasına üzülüyor insan neredeyse. Vulcano’nun materyal bulma konusunda sıkıntı çekmediği ortada. Üstelik arada Evil Empire gibi daha orta tempolu riflerle daha rahat eşlik edilen parçalar da yazmayı ihmal etmemişler. Bir de Cybernetic Beast ne öyle diyerek şarkılardan bahsetme faslını geçiyorum. Hadi bir de When the Day Falls‘un tremolo gitarları diyeyim. Lan oğlum Mysteries of the Black Book da çok güzel. Of neyse, durudm tamam.

13 şarkı ile 45 dakikaya yaklaşan albümde jenerik kısımların daha fazla olmasını bekler, çoğu zaman yaptığım gibi albümün biraz daha kısa olabileceğinden bahsederdim ama Eye in Hell‘in toplamda anca üç-beş dakikası böyle bir eleştiriyi hak edecek düzeyde ki albümün en büyük başarısı da aynı kafayı sürdürmesine rağmen hiç baymaması. Grubun tekrardan uzak, rif zengini bestelerinin her biri çok iyi gerçekten.

Rodero & Fajardo ikilisinin gitarları albümün parlayan yıldızı olsa da ben Luiz Carlos’un köp-pek vokallerini de çok sevdiğimi söylemeliyim. Hem gitarlardan rol çalmıyor hem de onların yaydığı enerjiyi artıracak bir itlik hissini pompalayıp duruyor damarlara. İki de çığlık ataymış tadından yenmeyecekmiş. Prodüksiyon da gitarları öne çıkarıyor tabii ama dolu dolu bir bas ve özellikle gayet analog tınlayan zilleriyle davul kaydı da enfes. Çok yükseğim ya Eye in Hell‘e.

Tabii günün sonunda kural kitabına bağlı bir death/thrash bu ve sunduğu şey de daha önce duyulmamış bir şey değil. O nedenle şahsen çok coştuysam da bu puanına yansımadı o kadar da. Yine de şarkılar kısa olduğu için sıkmıyor zaten ama albümün 2. yarısında bir ara aynı yemekten 2. tabağı yiyormuş hissi geliyor kısa süreliğine. Bu ve rif kalitesinin orta şekerli olması, özellikle akılda kalan veya hayret ettiren bir şeyler sergilenmiyor olması dışında bir eleştirim yok albüme aslında.

Vulcano, 2020’nin sürprizlerinden ibir oldu benim için. Eğer türe ilgiliyseniz, grubun yaşına takılmazsanız ve 80’ler kafasıyla harmanlanmış 2020 model gaddar bir death/thrash isterseniz Eye in Hell‘i kaçırmamalısınız.

84/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “Vulcano – Eye in Hell

  • 17 Mart 2020 tarihinde, saat 15:53
    Permalink

    Please allow me to correct
    I realized that everyone comments that “Eye in Hell” is the 11th album from VULCANO. If this reference is made only on the “Full Length” albums with unpublished songs, then it would be the 12th album, because the LIVE album from 1985 despite being recorded “live” it is an album of totally unprecedented songs. And if in this kind of classification we can counting “singles”, then the “Om Pushne Namah” of 1983 was the band’s first release and would then go on to 13th albun, even a digital release only, if we count the EP “The Alwakening of an Ancient and Wicked Soul” from 2014, it would be the 14th album, and finally, if this type of classification accepts live albums (but not with new songs) so VULCANO released 16 albums throughout his career.

    Yanıtla
    • 17 Mart 2020 tarihinde, saat 16:06
      Permalink

      Hey, thanks for the comment.

      I’m using Metallum as reference for these type of info and according to them, some of the songs from the Live! were included in 1984 demo called ‘Devil on my Roof’, so I’m not sure about that. Also, live records does not counts as ‘studio albums’ dude, like ever. And the rest of the comment is totally irrevelant, because you simply can’t count singles or EP’s as studio albums. The number of their studio albums is the right way to count their albums, thats it. If we’d get into that discussion, Iron Maiden would have had released 500+ albums throughout their career and should be given a medal or something, haha.

      Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.