Musk Ox – Inheritance

Merhaba.

Temelde yumuşacık, saf ve temiz kabul edilen duyguların zaman ve yaşanmışlıkların ağırlığı altında ezile ezile pestil kıvamına gelmesine alışığız. Bu alışkanlığın boyutlarının, geçmişe ve geçmişte yaşananlara duyulan özlemin boyutlarını belirlemesi ise bana hiçbir zaman adil gelmemiştir. Kimisi için çok kolay olan kestirip atmak eylemi, bir sürü hatıranın mahalle baskısı yaparcasına düşüncelerimin kapılarına çarpı koymasıyla imkansız bir hale geliyor benim için çoğu zaman. İyiyi ve kötüyü ayrı ayrı değerlendirip biri yüzünden ötekini hiçe saymanın yanlışlığını savunmak, içinde bulunduğumuz sosyal ve politik iklim koşulları içerisinde linç davetiyesi gibi bir şey olsa da toplumdan ziyade bireyi ilgilendiren konularda, ikili ilişkilerde ve mikro ölçekler dahilinde topyekunculuğun insanı hakkaniyetten uzaklaştırdığını düşünenlerdenim.

Kanadalı Musk Ox, neredeyse ilk günlerinden beri takip ettiğim bir neofolk projesi. Nathanaël Larochette’in yanına eklenen isimlerle artık küçük bir oda orkestrası kıvamına gelmiş durumda da aslında Nathanaël Larochette’in öz evladıdır Musk Ox, demek yanlış olmaz. Musk Ox müziğinin düşüncelerde kaybolmaya uygunluğunu daha önce Woodfall yazısında ve farklı şekillerde dile getirdiğimi hatırlıyorum; bu yazının açılış paragrafı da aynı noktaya işaret ediyor sanki zaten. Hal böyle olunca da Musk Ox da, müziğini tarif etmek için önce tetiklerinden kurtulabilme gereksinimi duyduğunu o özel gruplar arasındaki yerini alıyor. En azından benim için, uzun süredir içerisinde bulunduğu kategori bu.

Çellist Raphael Weinroth-Browne ve kemanist Evan Runge’nin katılımı, Woodfall‘u çok daha çeşitli ve zengin bir hale getirmiş, sadece Larochette’in vizyonuyla şekillenmiş, Musk Ox’un kendi adını taşıyan ilk albüme nazaran daha güçlü kılmıştı. Raphael Weinroth-Browne, geçtiğimiz yıl yayımladığı solo albümü Worlds Within ile ne kadar yetenekli olduğunu kanıtlamıştı gerçi, fakat Inheritance ile birlikte artık Musk Ox’un tek başlı bir ejderhadan çok kafalı hydra’ya doğru evrildiğini görmek mümkün. Browne – Runge, Musk Ox’u güncel olarak akustik folk, neofolk, oda orkestrası taraflarında en tepelere taşıyacak katkıyı vererek Inheritance‘ı bu zamana kadarki en başarılı Musk Ox albümü haline getirmiş.

Açılıp genişleyen motifler, varyasyonlar ve aşağıda bir ip ile kontrol edildiğini hissettirse de bir uçurtma gibi süzülen bestelere sahip Inheritance. En güzeli de Inheritance Pt.2 (Hindsight) gibi 17 dakikayı aşan süresiyle göz korkutan parçalarda bile bir şekilde aynı motifi -çok hissettirmeden- tekrar kullanarak ya da çok yakınından geçerek dinleyicinin kaybolmasını önlemeyi başarmış olmaları. Uzaklara dalıp gittiğinizde oradan sizi geri getirecek, rüzgarda savrulup gitmeyi önleyecek uçurtma ipi gibi, bu tekrar ve kendine atıfta bulunma hali sayesinde kontrolünü kaybetmiyor Musk Ox.

Larochette’in klasik gitarı hem bestecilikte hem de prodüksiyonda geri planda gibi görünse de temeli o sağlıyor. Üç enstrüman da rahatlıkla birbirinden ayrılıyor zaten ve tekrarlı dinlemelerde sadece Larochette’in gitarına odaklanıp albüm içinde yeni bir albüm dinleme şansı bulabiliyorsunuz. Browne – Runge ikilisi ise tutkulu aşıklar gibi inişli çıkışlı pasajlarla, paslaşmalarla, 50 dakikaya yakın albümün akıcılığının bozulmamasını sağlıyor. Bir-iki yerde Browne sazı (çelloyu?) ele alıp tempoyu arttırarak APOCALYPTICA vari cazgırlıklarda bulunduğunda daha gergin, hatta kaygılı bir tarafa çekiyor müziği.

Genel olarak neofolk / akustik folk / oda müziği gibi işlerden beklentim sakin, dingin ve kendiyle barışık atmosferler sunması yönünde olduğu için Inheritance‘ın bu zaman zaman ortaya çıktığını düşündüğüm gergin havası, hali hazırda tetiklediği düşüncelerde daha derine uzanıp beni de endişeli ve stresli bir ruh haline çekiyor. Herhalde ısınamadığım tek özelliği de bu albümün; ancak bu tip müziklerde iş biraz da dinleyenin albüme ne kattığıyla ilgili olduğundan belki daha stabil bir ruh haline eriştiğimde bu kısımlarda çok farklı şeyler hissedeceğim. Yine de sakin, sessiz bir akşam geçirmek istediğim elimin gittiği neofolk albümleri listesinde olmayacak sanırım Inheritance ve damağımda bıraktığı bu asitli, hareketli tat ile hatırlayacağım daha çok.

Bir avuç insanı ilgilendiren bir iş olduğundan ne konuştuğumun çok da bir önemi yok, o yüzden siz bakmayın bana. Musk Ox ismini biliyorsanız ve albümden haberiniz yoktuysa güzel bir müjde vermiş oldum işte, gerisi lafügüzaf biraz da. Woodfall‘dan daha da başarılı ve bu türde, 2021 yılında dinleyebileceğiniz belki de en güçlü eser. Bu kadarını bilmek yeter.

91/100

P.S.: Kıyıda köşede kalmış bir başka Lachorette – Runge şaheseri için şu yazıya da göz atmayı unutmayın.


Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON sayfamıza bir göz atın:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.