Klasik Bir Cumartesi: Marduk – Heaven Shall Burn… When We Are Gathered

Öyle bir varlık düşünün ki ölümle karşılaştığında gülümseyebilsin ve zenginliklerle dolup taşan şehirlerin şişmanlamış halklarını bile mahveden, yüzlerce yıllık hükümdarlıkları ölümün soğuk nefesiyle yok eden amansız hastalıkların pençesinde bile gelişip güçlenebilsin… Ah, böyleleri şeytanın değil de tanrının hizmetinde olsaydı dünyamız için ne güçlü bir iyilik kaynağı olurdu…


Mahir ustaların incelikle yonttukları kadim taşlardan oluşan büyük burcun kıvrıla kıvrıla aşağılara, civar halkın huzursuz uykularının baş sebebi olan, yosun ve çürümüş et kokularıyla insanın başını döndüren zindanlara doğru inen taş basamaklarında gezinen birkaç küçük kemirgenin keskin tırnaklarının yankılanan tıkırtıları dışında, bütün Wallachia’yı ayakları altına alan şatoya tamamen sessizlik hakimdi. Batan güneşin son ışıkları, iç kaledeki bu penceresiz kısımdan içeri sızabilecek bir çatlak, bir geçit bulamıyordu… Zifir karanlığın ve tekinsiz sessizliğin ortasında bir gıcırtı; paslanmış metal ve eskimiş ahşabın kulak tırmalayan sesi… Uyandı!

İlk üç albümüyle İsveç black metali sancağının altında yavaş yavaş rütbelenip güçlenen Marduk, kalplere korku salan kudretli bir vampirin avlanmak üzere tabutundan doğrulması gibi, bu albümlerle geçirdiği gündüz uykusundan Heaven Shall Burn…When We Are Gathered ile uyanmıştı. Belki de şeytanın ta kendisi ile yapılmış, geri döndürülemez bir pazarlığın sonucunda, Marduk’un bugün olduğu o ürkütücü şeye dönüşmesinin hikayesi tam da burada başlıyordu. Opus Nocturne sonrasında vokalist değişikliğine giderek tüm zamanların en önemli black metal vokallerinden Erik Hagstedt, ya da bilinen adıyla Legion’ı kadroya katmışlardı ve 1996 yılının ilk aylarında, HYPOCRISY insanı Peter Tägtgren’e ait meşhur The Abyss stüdyolarında kaydedilen Heaven Shall Burn…When We Are Gathered, aynı senenin Temmuz ayında piyasaya çıkıp Marduk’un gelmiş geçmiş en sert, en brutal black metal gruplarından birine dönüşme yolundaki ilk tohumları serpiyordu toprağa.

1993-2002 yıllarında yer aldığı beş Marduk albümüyle grubun karakterinin şekillenmesinde büyük paya sahip usta davulcu Fredrik Andersson’ın hiçbir ahval ve şerait içerisinde dahi vazifesini bırakmadan, insafsızca blast-beat saldırısına devam edişi, black metal gitaristliği konusunda açık ara en tepelerde gördüğüm isimlerden Morgan Steinmeyer Håkansson’un bu acımasızlık gösterisini hiç acımayacak bak, seviyesine çeken melodik gitarları, çoğu zaman hakkının yendiğini düşündüğüm B War’un bu hengamede bile öne çıkmayı, aradan sıyrılmayı başaran bas gitarı ve elbette bu kötü ruhlu karanlık iblisleri bile yönetecek, onların üzerine çıkabilecek kudretiyle Legion’ın vokalleri… Bu arada da Rus besteci Modest Mussorgsky’nin Night on Bald Mountain eserinin adaptasyonu gibi, Oz Büyücüsü müziklerinden alınan gitar melodileri gibi beklenmedik kaynaklara işaret eden, işçilikleriyle göz dolduran deli deli besteler… Eh, bir Marduk kolay yetişmiyor!

Klavye/synthesizer kullanılmamış bir albüme ve neredeyse baştan sona yüksek tempolu, öfkeli black metal formülünü bozmayan bir albüme göre çeşitlilik açısından müthiş doyurucu. Sadece The Black Tormentor of Satan bile (gelmiş geçmiş en iyi black metal parçalarından biri olduğunu düşünüyorum) Morgan’ın sanatının zirvesinde olduğunu gösteriyor. Müthiş bir hız ve öfkeye rağmen ayrıca kederi, savaşın yorgunluğunu ve kaybı da hissettirmekle kalmıyor, aynı zamanda orta bölümünde açtığı kısa orta tempolu alanı dolduran B War’un enfes bas solosuyla olgunluğunu da ortaya koyuyor. Hemen onun arkasından cam kırılması seslerine benzeyen korkunç çığlıklarıyla iç parçalayan Legion’ın vokalleri ise, kimse kusura bakmasın ama anlatılmaz, yaşanır seviyesinde biraz.

Madem şarkıdan konuşma işine girildi bir kere, kötü şöhretli Dracul Va Domni Din Nou in Transilvania‘yı es geçmek doğru olmaz. III. Vlad ve II. Mehmet arasındaki kanlı savaşlar ve onun ötesinde Vlad’ın görülmemiş zalimlik ve vahşet yöntemleri, bildiğiniz üzere kültüre etki edecek düzeyde iz bırakmıştır. Nasıl ki Bram Stoker’ın Dracula‘sı bugün edebiyatta, sahne sanatlarında, oyunlarda veya sinemada gördüğümüz tüm vampirlerin çıkış noktasıysa III. Vlad, ya da bir diğeradıyla Vlad Drăculea da Dracula‘nın esin kaynağıdır. Haliyle onun yaptıklarını anlatmak, her ne kadar vahşi ve korkunç olsa da, aslında gayet makul bir tercihtir. Elbette maalesef çoğu zaman ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz daha önemlidir ve bu noktada Dracul Va Domni Din Nou in Transilvania‘nın sözlerini kalame alan Tony Särkkä, çok açık ve net olmayı seçmiş.

Bu ismi ilk defa duyuyorsanız kendisi hem True Satanist Horde adındaki İsveçli satanist grupları bir araya getiren organizasyonun hem de OPHTALAMIA ve ABRUPTUM gibi grupların kurucusu. Özellikle Ophtalamia, tamamen kendisinin yarattığı fantastik bir evren aynı zamanda. Kısacası Tony, hikaye anlatmayı seven bir vatandaş..mış; 2017’de hayatını kaybetmiş. Mevzu bahis şarkıda ise konuya Vlad’ın tarafından bakıp Türk halkının katledilmesiyle, Müslüman Türklerin yok edilmesiyle ilgili birtakım sözler yazmış. Bu devirde buna takılacak at gözlüklü birileri var mıdır bilemem ama 2000’lerin başında “Marduk Türk düşmanı!” söylemiyle çok ekmek yenmişti. Hoş, 2. Dünya Savaşı merakı ve kullandıkları imgelerle 30 yıldır başlarına gelmeyen kalmadı zaten. Yine de duruşlarını hiç bozmadılar ve Marduk’un Nazi yanlızı yahut faşizan görüşlere sahip olduğuna dair hiçbir gerçek kanıt ortaya konamadı senelerdir. Herkes çok istiyor Marduk faşist çıksın ama ne yaparlarsa olmuyor. Grubun bu hallerini de ayrıca çok sevdiğimi söylemem gerek.

Legion.

Heaven Shall Burn… When We Are Gathered sonrasında kimi deneysellikler haricinde tarzını bütünüyle bu albüm ekseninde şekillendiren Marduk, birbirinden sert, hızlı ve öfkeli albümler yapmasına karşın patlama ve karanlık açısından bu seviyede bir denge tutturamadı ne yazık ki. Panzer Division Marduk, Plague Angel veya Frontschwein, savaşı savaşın kendisinden bile iyi anlatan albümler; kan, çamur ve paramparça cesetlerle kaplı siperlere gizlenmiş, toprağı titreten düşman tankların yürüyüşü sırasında bağırsak hareketlerini kontrol altına almaya çalışan zavallı bir gencin yaşadığı o dehşeti fazlasıyla hissettiriyor insana ama Heaven Shall Burn… When We Are Gathered, iyiliğin kendisini dize getirmek için yaptığı savaş çağrısına kulak veren cehennem ordularına komuta eden Marduk’un görkemini yansıtıyor ve onun ihtişamı, diğer her şeyi gölgede bırakıyor.

100/100


Patronlarımıza sunduğumuz hoşluklardan faydalanmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreon sayfamıza göz gezdirebilir, Metalperver’e destek olmaya başlayabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

7 thoughts on “Klasik Bir Cumartesi: Marduk – Heaven Shall Burn… When We Are Gathered

  • 29 Ağustos 2020 tarihinde, saat 14:59
    Permalink

    En az Opus Nocturne kadar görkemli, güçlü bir albüm. The black tormentor of Satan benim uzun bir süre bir numaralı black metal favorimdi, çok severim. Ancaak dış mihrakların ecdadımızı lekelemek için Marduk merkezli çektikleri bu operasyonlara Pentagram-Mehter ile aynen karşılık veriyor ve kefenimizle çıktığımız bu yola baş koymaya devam ediyoruz.haha

    Yanıtla
  • 29 Ağustos 2020 tarihinde, saat 20:33
    Permalink

    kesilmekten kaçan kurbanlık dana gibi albüm, nickimin isim babası grup için ne söylesem az. İTOOLUİTLER! ÖKÜZLER!

    Yanıtla
  • 30 Ağustos 2020 tarihinde, saat 02:11
    Permalink

    Hocam. Marduk’un nazist oldugu hic bir zaman kanitlanamadi diye yazmissiniz. Emin misiniz nazist olmadiklarina? Album.sozlerini birebir cevirmedim ama hem hatirladigim kadariyla hem de album kapaklari, sarki isimleri, kullandiklari motifler vs marduk’un acik bir nazi hayrani oldugunu gosteriyor.

    Benim bu grubu sevmemenin baslica sebebi bu. Turklere dusman olur, muslimanlara laf soyler vs bunlari tartisiriz. Ama hitler gibi 40 milyon insanin olumune sebep olmus irkci bir manyagi savunmalarinin aciklanabilir tarafi yok.

    Yanıtla
    • 30 Ağustos 2020 tarihinde, saat 10:34
      Permalink

      Emre selam. Milyonları öldüren ırkçı bir manyağı savunmak ile 2. Dünya Savaşı ve Nazi Almanyası temasını kullanmak arasında dağlar kadar fark var. Demir haç görselleri ya da Alman ordusunda kullanılan terimleri kullanmak, büyük savaşları ya da büyük katliamları konu edinmek otomatikman insanı bunların savunucusu konumuna getiremez. Öyle olsaydı “bu pislikleri anlatmayın kardeşim!” diye kızıp belgeselcileri topa tutmaya, Star Wars’taki Stormtrooper’ları (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin paramiliter kanadı olan Sturmabteilung’dan alıyor adını direkt) ve onların kostümlerini giyip cosplay yapmayı, Sith kavramı üzerinden Nazi yapılanmaları övülüyor diye Star Wars’u yasaklamaya falan gider iş. Sadece bir tema bu ve grup elemanları gibi ben de bunun konuşulmasının tabulaştırılmasını anlamlandıramıyorum.

      Şarkı sözlerinde de hiçbir zaman savunucu veya taraf olarak değil, olan biteni saf ve şoke edici (günün sonunda hala black metal grubu bu adamlar) bir şekilde aktarmayı tercih ediyor Marduk. Örneğin Prag Kasabı olarak bilinen Reinhard Heydrich’i konu alan, bu nedenle en bariz Nazi temalı parçalarından Hangman of Prague’ın ilk yarısında Heydrich’in nasıl bir “soykırım mimarı”na dönüştüğünü anlatıp “düşmanlarının üzerine ölüm yağdırdığını” anlatıyorsa sonlarında da “avcının av olmasından” ve Heydrich’in öldürülüşünden bahsediyorlar. “Gelecekte olacakların habercisi!” diye de defalarca bağırıp Nazi Almanya’sının sonunu müjdeliyor bu anlamda.

      Kısacası bir grubu yaftalamak çok kolay ama biraz kurcalayınca anlaşılıyor neyin ne olduğu. Marduk 20 yılı aşkın bir süredir ırkçılıkla suçlanıyor onlara yüzeysel bakan bir kesim tarafından ama 20 yılı aşkın zamanda İsrail’den Türkiye’ye, en büyük festivallerden yerin dibindekil leş barlara kadar her yerde sahne alıp kimseyle tek bir sorun yaşamadılar daha. Şöyle bir örnek daha vereyim aklıma gelmişken:

      Brutal Assault festival alanında kendi standını açmak için organizasyona başvurabiliyorsun. Eğer sattığın ürünler festivale uygun bulunursa da izin alıyorsun çoğunlukla. Bir eleman kendi distro. standı için başvurup ürünlerinin kopyalarını gönderiyor. Organizasyon ekibi de ürünleri inceleyip onaylıyor. Sorun şu ki meğer pezevenk Neo-Nazi imiş ve incelemeye yolladığı şeyler sahteymiş. Festival başlayıp standlar kurulduktan sonra boy boy svastikalar, faşist propaganda tişörtleri vs. ile döşüyor standını… Hayatımda bu kadar hızlı alaşağı edilen, bu kadar çabuk müdahale edilen bir olay görmedim herhalde. Dakikalar içinde yok edildi adam hem katılımcılar hem de org. tarafından.

      O günün akşamında (headliner zamanında yani), üstelik de büyük ana sahnede, MARDUK çıkıp sabah o tepkiyi gösteren, faşizan tipleri ve düşünceleri asla içinde barındırmayıp apar topar alandan sepetleyen kitlenin ve organizasyonun içinden geçti. Ha bu arada Brutal Assault dediğimiz festival Prag kentine 120 km. mesafede yapılıyor. Oradaki insanlar tepki göstermediklerine göre herhalde bir sebebi vardır, değil mi?

      Umarım bakış açın değişmiştir biraz. Sevgiler.

      Yanıtla
      • 31 Ağustos 2020 tarihinde, saat 15:34
        Permalink

        evet. starwars da nazi faşizmini öven semboller kullanılıyorsa onun da eleştirilmesi gerekir. marduk’tan daha popüler bir öznenin, nazi faşizmini övmesi, marduk’un faşizme gönderme yapmasını haklı göstermez veya meşruiyet kazandırmaz.

        bahsettiğiniz şarkının sözlerini okuyacağım.

        tamam biz popüler kültürü eleştiriyoruz ama bir grup 20 yıldır ırkçılıkla, üstelik avrupa milletlerinin hassas olduğu bir konuda nazi sempatizanlığı yapmakla suçlanıyorsa, insanlar ve dolayısıyla beyin melekeleri tarafından yönetilen bir grubun 20 yıldır kendini neden doğru dürüst anlatamadığını, kendini neden anlaşılır kılacak kadar ifade edemediğini tartışmamız gerekir.

        veya marduk’un faşlzm sempatizanlığı yaptığını söylememiz gerekir.

        bu arada birisi çıkıp diyebilir ki, “evet kardeşim ben faşistim. ırkçıyım. hitler sempatizanıyım. gebersin bütün yahudiler, ruslar ve solcu köpekler”. o zaman tamam bu da senin düşüncen der geçeriz.

        evet prag festivalinde çocuğun standını kaldırmakla doğru şeyi yapmışlar. faşistlere, yobazlara, cinsel sapıklara düşünce özgürlüğü yok.

        Yanıtla
        • 31 Ağustos 2020 tarihinde, saat 16:16
          Permalink

          Verdiğim örnekler haklı çıkarmak için değil, yüzeysel bakış açısıyla değerlendirmeye kalkınca işin varabileceği saçma yerleri göstermek içindi ama anlaşılmadı herhalde. Elbette faşist adamın standı kaldırılacak ama demek istediğim sabah bunlar olurken akşam aynı yerde Marduk ağırlanıyorsa Marduk’u eleştirmeden önce belki de biraz daha araştırmak gerekiyordur.

          Bir kısım tükettiği (hatta çoğu zaman tüketmediği) eseri değerlendirmekte ya da anlamakta güçlük çekiyor diye sanatçıyı sanatından vazgeçirmeye kalmak toplumsal geriliğe yol açar benim düşünceme göre. İnsanlar özellikle son yıllarda her şeye her damgayı vurmaya çok hazırlar ve bid adam 20 sene de anlatsa kendini bir kesim sadece o objeyi, o rengi, o dili görüp yaftalamaya devam ediyor, edecek. Bir şey tartışılacaksa bağlam nediri, okuduğunu anlama eksikliğini, yüzeyselciliği falan tartışmak lazım bana kalırsa ki bu milyarların sorunu ve tartışmakla olacak şey değil. O yüzden uzatmadan Marduk’un faşist veya Nazi sempatizanı olmadığına, müziklerinde herhangi bir propaganda amacı bulunmadığına gönülden inandığımı tekrar ederek kapatayım bu bahsi.

          Yanıtla
  • 1 Eylül 2020 tarihinde, saat 02:08
    Permalink

    verdiğiniz stand örneğini şimdi anladım. standı kaldırırken Marduk’a sahne izni vermelerini tezatlık olarak görüyorsunuz. haklısınız. bunun sebebi ancak Marduk’un hitler faşizmini açıkça propaganda etmemesinden kaynaklanıyordur. açık şekilde neo-nazi olduklarını söyleseler, Marduk’un standını da dağıtırlar veya dağıtmaları gerekir. müzik grubu diye hitler propagandasının yapılmasına müsamaa gösterilmemeli. bence.

    benim Marduk’ta gördüğüm şey bu. açıkça neo-nazi olduklarını söylemiyorlar fakat öyleler. ürünler/görseller sürekli olarak nazi propagandasının kıyısında dolaşıyor. yani kitap, tarih vs okurum. doğru bugüne kadar Marduk’u derinlemesine araştırmadım ama bu cahil olduğum için değil, sadece vakit ayırma ihtiyacı hissetmedim. Nietzsche’yi de sevmem ve açıkçası Hitler faşizminin öncü teorisyeni olarak görürürüm.

    yani Viktoria klibine bakın. bu klibi anlamak için önce felsefe çalışmamız mı lazım? nasıl yüzeysel değerlendiriyoruz? işlenecek o kadar konu varken, bir grup neden Nazi ordusunun propaganda afişini albüm kapağı yapar?
    –> Viktoria’nın albüm kapağı, Hitler’in SS ordusunun propaganda afişinden alıntı.tartışmasız. sorun Marduk’un bu afişi eleştirmek için değil, olumlamak için kullanıyor olması. yüceltiyorlar yani.

    neden gizli terör örgütü olarak çalışan bir nazi gerrila örgütünün ismini, logo olarak kullanıyorlar?
    –> Werwolf Hitler’in oluşturduğu gizli bir terörist grup. masum insanların katledilmesinden sorumlular. şarkının sözünde Marduk, “Werwolf sen bizim tek umudumuzsun” diyor. sen kimi temsil ediyorsun, umuttan kastın ne, Werwolf geri gelse ne yapacaksın, bizi mi keseceksin?sen müzik grubu musun ırkçı terör örgütü mü?

    Viktoria klibindeki çocuklar da muhtemelen Hitler’in ari alman ırkının izcilerini temsil ediyor. Hitler Gençliği, Hitler’s Youth. saf alman ırkını temsil eden, “yahudileri ve diğer pislik halkları” katledecek seçilmiş ırk. bravo…

    https://www.youtube.com/watch?v=3V1I9XyB4-E

    —————————————-

    –> “The Blond Beast” şarkı sözlerine bakın mesela. bence direkt olarak Holocaust propagandası yapılıyor. yani Nazi Soykırımı. google’a blond beast yazın. karşınıza Reinhard Heydrich’ın takma adı diyor. bu herif Hitler’in üst düzey generallerinden biri ve nazi soykırımının başmimarı. yüzbinlerce insanı diri diri katleden bir anlayış bu. ve Marduk bunun propagandasını yapıyor.

    ben bu şekilde görüyorum. düşüncem bu şekilde demiyorum yanlış anlamayın. dışarıdan bakınca görülen şey bu. bu adamlar bana göre açık ve net şekilde neo-nazi sempatizanıdır. fakat açıkça söylemiyorlar.

    şarkıları güzel orası ayrı. hatta panzer divison marduk benim en çok sevdiğim albümlerinden biri. ama dinler geçerim. bu hitler manyaklıklarını ciddiye almam. ciddiye alanı da tenkit etmek lazım. bunlar çok yanlış ve dünya tarihimizde milyonlarca masum insanın ölmesine sebep olmuş üzücü şeyler.

    Marduk’un da bu katliamların başmimarı olan insanların propagandasını yapması hoş değil.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.