Marduk – Frontschwein

marduk

Metal müzik sevgimi belirli bir türün kalıplarına sıkışarak belirtmekten hoşlanmasam da en az birçok başka türün adamı olduğum kadar black metal sever olarak da görürüm kendimi. Birçok black metalciden de fazla black metal dinlemişliğim veyahut da grup keşfetmişliğime dair şöyle acayip black metalciyim, böyle acayip black metalciyim diye konuşabilirim gerekirse ayı gibi. Fakat yıllar içerisinde dinlediğim tonla black metal grubunun arasında Marduk her zaman gönlümün prensi olarak kaldı. Grubun yaşadığı tüm değişimler, müziklerindeki yeni etkilenimler, yaklaşımlar ya da eleman değişiklikleri de bu durumu değiştiremedi. Çünkü Marduk dünyanın en iyi grubu.

Her Marduk kritiğimde bir defa tekrarlamadan duramadığım bu fanboy çıkışının kendimce oldukça haklı sebepleri var tabii. Grubun son albümü “Frontschwein” da belki de en güçlü sebeplerimden biri.

Lars Broddeson’un belindeki-sırtındaki problemler nedeniyle grubu bırakma kararı almak zorunda kalmasının ardından panzerlere katılan davulcu Fredrik Widigs (bir sürü ünsüz grup) ile yapılmış ilk albüm olma özelliğini de taşıyan “Frontschwein” ile ilgili en büyük merakım davulların nasıl olacağıydı. Bir de “Serpent Sermon”‘u çok sevsem de içten içe gruba yerinde saydıran bir albüm olduğunu itiraf etmeden duramıyordum. Türlü endişelerim vardı kısacası. Fakat Marduk kendini bana öyle bir hatırlattı, endişelerimi ağzıma oturttuğu dipçik sayesinde dişlerimle beraber yutturup sipere öyle bir gazla saldı ki, albüme dair kafamdaki tüm sorular uçtu gitti.

Frontschwein, kapağından ve adından anlaşılacağı (1. Dünya Savaşı’nda Almanların ordunun en önünde yer alan askerler için kullandığı bir tabir) gibi Marduk’un 2. Dünya Savaşı özelinde işlediği militarist duygularını bir kez daha bizlerle hunharca paylaştığı, konsept bir albüm. Grubu “Panzer Division Marduk” ile tanıyanlar için halay sebebi olan bu durum yetmiyormuş gibi albümde bir de Panzer Division Marduk’un unutulmazlarından olan “502” şarkısının devamı niteliğinde bir şarkı olduğunu, Almanların 503. Ağır Tank Taburu’nun da unutulmadığını ekleyeyim ki gazdan kolunuzu filan kemirmeye başlayın şimdiden.

1990 yılında, türün öncülerinden biri olarak kurulup 2015 yılında black metal ve genel olarak müzik bu kadar değişmiş, içinde deneysellik veya eser miktarda teknik barındırmayan birçok işe burun kıvrılan bir noktaya gelmişken Marduk’un hala her yeni albümüyle ortalığı yakıp yıkması gerçekten bana çok acayip geliyor ve aynı zamanda inanılmaz bir keyif veriyor. Kendi içindeki basit değişimleri bir kenara bırakırsak temel olarak çiğ, hızlı ve melodik black metal yapan Marduk’un 13. albümünde bile başka hiçbir grubun hissettiremediği bir hayvanlığı, hem de bu kadar net bir karakter ile -üstelik piyasada hiçbir zaman bir Emperor, bir Darkthrone, bir Burzum vs. saygısı görmediğini de hesaba katarsak- ortaya koyması gerçekten de çok büyük bir olay. Bazen durun ve kendi aranızda Marduk övün lütfen. Yapın bunu.

Tabii bu övgülerden yüzlerce kere (last.fm e göre albümü son bir haftada hakikaten yüzlerce kere dinlemişim, o yüzden bu dediğime inanabilirsiniz) dinleseniz dahi insanı zerre sıkmayan enfes riflerin mucidi Morgan’ı mahrum etmek olmaz. Frontschwein’in ilk notalarından itibaren müthiş bir rif bombardımanı başlıyor. Morgan savaş temalı rif yazma konusunda herhalde dünyanın bir numarası. Marduk’un her döneminden bir şey bulabileceğiniz, girişindeki makineli tüfek seslerinin yerini Fredrik Widigs’in aynı hızdaki davullarına bıraktığı “Rope Of Regret”, çok normal bir Marduk şarkısı gibi başlayıp ortalara doğru insana aklını kaybettiren müthiş “The Blond Beast” ve Mortuus’un İsveç aksanı ile enfes bir şekilde haykırdığı, albümün en büyük canavarlarından biri olan “Afrika”‘nın gitarları bir süredir Morgan’dan duyduğum en muazzam gitarlar.

Mortuus. Gene geldik sana Mortuus. Artık gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum sana Mortuus. “Rom:512” kritiğinde Mortuus’un öneminden, “Plague Angel”‘da da bu insan azmanı adamın ağzıma ağzıma bağırmasını ne kadar istediğimden bahsedip durmuştum. Frontschwein ile Mortuus iyice çıldırmış dostlarım. “Afrika” filan haydi neyse de, “Thousand-Fold Death” diye bir şarkı var, albümün sonunda. “Biz istesek çok rahat 10 tane daha Panzer Division Marduk yaparız ama siz dayanamaz, düşer düşer bayılırsınız,” diyor Marduk bize bu şarkıda. Ömrümde hakikaten artık çok rahatsız olduğum için bazen yarıda bırakmak zorunda kaldığım 5-6 şarkıdan biri haline geldi “Thousand-Fold Death”. Zira Mortuus kulaklarıma ateş açıyor, yetmiyor lav silahı ile eritiyor, o da yetmiyor, savaştan geriye kalan son Vergeltungswaffe-1’i üstüme salıp sorunu kökten çözüyor. Her kritikte aynı şeyi söyler olduk belki ama Mortuus gerçekten insan değil. Marduk da dünyanın en iyi…Tamam, sakinim.

Funeral Mist sevenler için “Frontschwein”‘daki trafiğin ve temponun belki de hiç olmadığı kadar Funeral Mist’i anımsattığını söylemek mümkün. “Plague Angel”‘dan beri bu kadar homojen ve enfes bir şarkı listesi görmediğimi belirtmem gerek. “Afrika”,”Wartheland” ve “Rope of Regret”‘i peş peşe dinleyince zaten kendini kaybediyor insan. Müthiş bir denge var albümde ve bu sayede gerçekten de defalarca dinleseniz de insanı asla yormuyor. Prodüksiyon da Endarker stüdyolarından çıkan her albümde olduğu gibi yine mükemmel.

Tabii baştan sona savaşın en korkunç ve dehşet verici anlarını, etkilerini ve insanlığın yarattığı en büyük psikolojik yıkımı işlemesi “Frontschwein”‘in bir noktada handikabı haline de gelebiliyor. Zira sözler her ne kadar Mortuus sayesinde eşlik etmesi apayrı bir tecrübeye dönüşüyor olsa da çok çabuk insanı soğutabiliyor. Çok “gerçek” bir şeylerden bahsettiği için bunu söylemeye dilim varmıyor aslında ama kısa bir süre sonra etkisini kaybediyor ne yazık ki. Mortuus’u da bir enstrüman olarak düşünüp (ki öyle zaten) sözlere iki-üç dinlemede bir dikkat ederseniz, “Frontschwein”‘ın dinleme süresinin artacağı kanaatindeyim.

Marduk hiçbir zaman black metalin en popüler gruplarından biri olmayacak. Zira ne grup elemanlarının tavrı, ne de piyasa şartları buna izin vermeyecek muhtemelen. Ancak bu, Marduk’un dünyanın en büyük birkaç black metal grubundan biri olduğu gerçeğini asla değiştirmiyor elbette. Frontschwein da grubun vasat albüm bulunmayan diskografisindeki en müthiş işlerden biri olarak tarihteki yerini alacaktır eminim. Senenin hemen başında Marduk 2015’e damgasını vurdu bile ve bu sene albüm çıkarmayı düşünen diğer black metal grupları şimdi ne bok yiyecekler, gerçekten çok merak ediyorum.

Büyüksün Marduk.

 

 

100/100

Reklamlar

One thought on “Marduk – Frontschwein

  1. Savaşın kendisi bir albüm olsa bu olurdu, her aşaması, her anlamda savaşın ta kendisi. Yaratılan gerginlik, aniden gelen hayvan oğlu hayvanlıklar, daimi saldırganlık, baya büyük öfke ve finalde de Thousand Fold Death.

    Sapkın ruh hastaları, iyi anlamda.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s