Klasik Bir Cumartesi: Marduk – Opus Nocturne

Marduk-Opus-Noctunre.jpg

“Ne gökler, ne üzerinde cennet, ne de altında yeryüzü var olmadan evvel Abzu, tatlı su denizleri, ilk olan, ilk baba, ve Tiamat, tuzlu su okyanusları, ilk olan, ilk ve her şeyin annesi, oradaydı; sularını birbirlerine karıştırıyorlardı.
Henüz ne bir parça toprak, ne bir parça ışık oluşmadan evvel…”

Hieros Gamos dendi bu birleşmeye. Kutsal evlilik. Cinsel olmamasına karşın doğurganlığa olanak tanıyan bir birliktelik. İşte böyle var oldu tüm tanrılar, var oldu gökler ve yeryüzü. Abzu, rahatsızlık duydu çocuklarının davranışlarından. Savaş açtı kendi var ettiği tanrılara. Hapsetti onları büyüsüyle. Ea’nın önderliğindeki ilk tanrılar da Abzu’ya savaş açtı. Tiamat, kimilerince bir ejderha, kimilerince bir okyanus canavarı, O da savaş açtı Abzu’nun sularını kabartan, karartan ve nihayetinde yok edenlere. Kozmos öncesi hüküm süren Kaos’un ilk kez bedene kavuştuğu görüldü böylece.

Her şeyin annesi, tüm gazabını Anunnaki’nin üzerine saldı. Enki, Abzu’nun temsil ettiklerinin yeni hükmedicisi, Anunnaki’nin geri kalanıyla birlikte, Tiamat’ı yok edebilecek olanın Marduk, Fırtınalar Tanrısı, olduğuna karar verdi. Savaşın ilk anından beri planı bu olan Marduk, Yeryüzünün ve Göklerin Tanrılarının Efendisi sıfatıyla, hiçbir zihnin tahayyül edemeyeceği bir savaşın sonunda Tiamat’ı rüzgarlarıyla göklerin üzerine savurdu ve okuyla karnını deşti. Bu görüntüyle yıkılan diğer tanrıçaları dünyalar büyüklüğündeki ağının tek bir savuruşuyla yakaladı Marduk. Abzu’nun kendi çocuklarına yaptığı gibi, hapsetti onları.

Ve böyle öldü her şeyin annesi, geldi ilk olanın sonu. Bedeninden kopan parçalar ile oluştu her şey. Kuyruğu ile çıktı ortaya Saman Yolu. Ölü bedeniyle dahi cenneti ve gezegenler yaratabilen Tiamat’ın, ilk olanın sonu, tek bir sözüyle henüz yalnızca basit bir kumaş parçasını yok edebilen ve yine yoktan var edebilen, bu şekilde Tanrı kudretine kavuşan Marduk’un ölüme ve yaşama olan hüküm gücüne duyulacak şüpheyi ortadan kaldırdı belki de. Tiamat’ın ordusunun başına getirdiği Kingu’yu da alt ederek, göğsündeki “Kaderin Tableti”‘ni söküp aldı Marduk. Onun hükmü altında, var olmanın yükünü çekmesi için yaratılanlar, tanrıların sırtından aldı bu yükü ve sükunete kavuştu tüm tanrılar.

Black metalin satanizmle ilişkilendirilmesinde olduğu gibi, bu görkemli mitolojinin de birçok farklı kaynak aracılığıyla birçok farklı yorumunu var, ancak benim en sevdiğim ve hayalinden keyif aldığım versiyonu bu. İlk olanın anaerkilliği, Marduk’un getirdiği ataerkil düzen tarafından yıkılışıyla feminizme bile varabilecek düşüncelere kapılar açan, her yönüyle harika bir mitolojik öykü. Marduk’un fakirlere yardım eden, bereketin simgesi olarak Babil’de hüküm sürdüğü dönemlere ait çok daha ılımlı anlatılar da var elbette. Ancak odağına her zaman tarihi, mitolojiyi, insanın en büyük gerçeği olan savaşı ve yıkımı alan İsveçli Marduk ilk olanı devirenden, yıkımın ve elbette kaosun en büyük simgelerinden birinden aldı adını. Anlatacaklarını altında toplayabileceği daha iyi bir başlık, daha iyi bir isim düşünülemezdi belki de bu açıdan bakılınca.

Opus Nocturne adını verdi, 3. gövde gösterisine; gecenin albümü. “Tanrıların Tanrısı” sıfatı bu albümle bir kimlik haline geldi kimileri için. İlk defa Avrupa’daki turnelerde son grup olarak sahne almaya başladı. Kendi düzleminin en büyük tanrılarından biri olan Dan Swano, tıpkı Ea gibi gözetti Marduk’u, albümün prodüksiyonunu üstlenerek. Marduk’un yok ve var etme gücü, bu albüm ile birlikte gösterildi dünyaya. Ne olduğu, daha da önemlisi ne olabileceği, diğer tüm metal tanrıları tarafından da anlaşıldı ve kabul edildi. Şüpheye yer bırakmadan, döneminin yönetimini eline aldı Marduk. Her mecrada geçmeye başlayan isimleri, korkuyla karışık bir hayranlık ile, ortaya çıkacak yeni şeylerin ne olabileceğine dair duyulan merakla beraber büyümeye başladı. Ağını savurmuştu bir kere, yakalanmamak ne mümkündü artık.

Elbette asla durmadı Marduk. Önümüzdeki yıllarda da durmaya niyeti olmadığı ortada. Şahsım adına çoktan efsaneleşmiş, bambaşka bir boyutta sevgimi kazanmış bir albümü başka bir biçimde değerlendirmem mümkün değildi. Zira sureti her nasıl olursa olsun, Marduk’un hükmü devam edecek ve tıpkı insanlar ile birlikte tüm doğanın varlığını Büyük Efendi Marduk’a borçlu olduğu gibi, ben de metal müzik aracılığıyla kazandığım kimliği ve olduğum kişiyi büyük ölçülerde her zaman efsane grup Marduk’a borçlu olmaya devam edeceğim.

Çok başka bir şeysin be Marduk.

100/100

2 thoughts on “Klasik Bir Cumartesi: Marduk – Opus Nocturne

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s