Violblast – Theater of Despair

Merhaba.

Demek thrash metal seviyorsunuz, öyle mi? Buyrun o zaman; geçin geçin, içeride çıkarırsınız.

İspanyol Violblast ile birlikteyiz bugün. Kendileri bam-güm thrash metali hafif bir death metal sosu ve doom metal karamsarlığı ile birleştiriyor ve en şaşalı ortamlarda gurme lezzetler tatsak bile denk geldi mi ayıla bayıla gömüzlediğimiz o ucuz ama enfes büfe sosislisi gibi bir müzik yapıyor. Bu sitede bir grubu büfe sosislisine de benzettim ya gözüm açık gitmez artık.

Trivialization of Murder’ı ilk kez dinledikten sonra umarım tüm cephaneyi tek şarkıda harcamamışlardır, diye düşündüğümü hatırlıyorum. Çünkü gerçekten de bu kadar güçlü bir açılış beklemiyordum. Katman katman örülmüş üst düzey bir prodüksiyon ile taş gibi bir kayıt, öfkeli ve umutsuz, karamsar bir vokal derken ilk şarkıdan yakaladı Voilblast beni. Süper hızlı bir thrasher marşı değil belki ama groove hissi ve beton gibi gitarlarıyla muazzam bir açılış şarkısı Trivialization of Murder.

Hemen arkasından giren isim parçası ise aklıma Moskova Kuralları’nı ve Ian Flemming’in Goldfinger romanını getirdi. Ne diyordu Flemming: İlk sefer şanstır. İkincisi ise tesadüftür. Fakat üçüncüsünde bu işte bir bokluk var demektir. Benden daha beyefendi bir insan olduğu için tam olarak bu kelimeleri kullanmamış olabilir Flemming siz ama mevzuyu anladınız. Firesiz gidiyordu Voilblast ve henüz iki şarkı dinlemiş olmama rağmen 2019 yılının thrash metal albümünü dinliyor olup olmadığımı sorgulamaya başlamıştım bile.

Bir anda sludge dünyalarına girer gibi olup atmosferi bozan New Orphans Elegy ve hızına rağmen biraz formülize yapısı nedeniyle tadımı kaçıran Martyrs Without a Cause, ilk iki şarkıda yaşadığım coşkunun yerini endişeye bırakmasına neden oldularsa da Secret Reality ile yine çıtayı epey yükselten Violblast, thrash metalin olmazsa olmaz eleştirel tavrını da çok net bir şekilde ortaya koyarak yeniden heyecanımı arttırdı. Ben artık bu şekilde hafif dalgalanan bir grafikle ilerleyeceğimizi düşünürken önce Prevail, sonra da Painless ile grup -özellikle Sebastian Silvera ve Santi Turk ikilisi- enstrüman hakimiyeti konusunda da üst düzeyde olduğunu göstererek albümün düşmesini beklediğim anlarda bir kez daha şaşırtmayı başardı. Painless demişsin ama o kadar taramaya damar damar üstüne biner evladım, yapmayın öyle.

Günümüzde thrash grupları genellikle bu işin atalarının marka hareketlerini kopyalar ya da en azından onlardan esinlenerek birtakım yeni numaralar denemeye çalışırlar ve çoğunlukla da başarısız olurlar. Violblast’ın en çok hoşuma giden yönü ise SLAYER, KREATOR, TESTAMENT gibi canavarların marka hareketlerine değil, nispeten gölgede kalmış dönemlerine yoğunlaşmış gibi görünmesi oldu. Örneğin Kreator’un düşük tempolardaki groove denemelerini alıp bunları klasik Dave Lombardo ritmi yerine daha modern davul kalıpları içerisine yedirerek çok daha oturaklı bir yapı kurmuşlar. Elbette Dave Lombardo davulları hiç yok değil albümde, fakat o zaman da yine başka bir noktadan farklı olmayı başarıp bir yandan türün devlerine benzerken bir yandan kendi olmayı becerebilmiş Violblast. Thrash metal yaparken bunu başarmak epey zor bir iş.

Theater of Despair‘de yanlış olan çok az şey var bana göre. Davullar biraz daha organik tınlayabilir miydi? Belki. Vokal Scopaesthesic‘te olduğu gibi albüm genelinde daha geniş bir yelpazede performans gösterse Violblast daha da cevval bir hale gelir mi? Muhtemelen. Fakat Theater of Despair taş gibi bir albüm ve şimdiden 2019’un en iddialı thrash metal albümlerinden biri haline geldi benim için. Hadi Flotsam&Jetsam zibilyon senelik grup, onu zaten öveceğiz ama sene olmuş 2019, İspanya’dan bir grup çıkmış gelmiş bana düz thrash metal övdürüyor; ne diyeyim, helal olsun.

85/100

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.