Metallica – Helping Hands… Live And Acoustic At The Masonic [Live]

Merhaba.

1981 yılında California’da kurulan, önceleri çiğ bir thrash yaparken zamanla heavy meta… Şaka yapıyorum canım, oturup Metallica için bir giriş paragrafı yazacak halim yok şu saatten sonra.

Metallica, bu hayatta var olduğuna memnun olduğum nadir şeylerden bir tanesi ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki birçok insandan, arkadaşımdan, akrabamdan, hatta bazı eski sevgililerimden daha çok sevdiğim bir varlık. Ortaokula geçer geçmez ya okuldaki herkes haftalık harçlık alıyor, ben de haftalık istiyorum diyerek annemi kandırıp, bütün haftalığımı Master of Puppets kasetine gömüp hafta boyunca öğle yemeklerinde Battery ile, Master of Puppets ile, Damage Inc. ile karnımı doyurduğum günlerden bugüne çok şey değişti ama Metallica sevgim hiç azalmadı.

Tabii bu grubun yaptığı her şeye körü körüne atlıyorum anlamına gelmiyor. Elbette pek çokları gibi benim de hayal kırıklıklarım oldu fazlasıyla. Buna karşın grubun son yıllardaki halini düşündükçe sürekli gidip tahtalara vuruyor, kıçımı kaşıyor, nazara gelmesinler diye abuk subuk hareketler yapıp kendime maymuna çeviriyorum. Çünkü gerçekten son yıllarda yaptıkları her şeyden çok memnunum.

Şubat 2017’de hayata geçirdikleri All Within My Hands projesiyle beraber, Metallica ailesinin gücünden yararlanarak toplumsal alanlarda etki yaratmayı hedeflemeleri, bağış amaçlı konserler ve etkinlikler ile ulusal ve yerel yardım kuruluşlarına destek çıkmaları, özellikle son dönemde sanatçı kesimin açgözlülükle erkin güce doğru yanlaya yanlaya artık başımızı döndürdüğü buralardan bakınca mis gibi bir iş gerçekten. Buralar dediğim de yanlış anlamayın sakın; Ekvator Ginesi’ndeyim şu an, o yüzden yani…

Neyse, bu yardım çalışmaları kapsamında 3 Kasım 2018’de, San Francisco’da bir konser verdi Metallica. Yakın dönemde California’da çıkan ve kısa sürede ortalığın annesiyle sohbeti ilerleten dev yangınlar sonrası da hatırı sayılır bir miktar bağışlamışlardı yine. Metallica’nın bağışta bulunması veya yardım konseri düzenlemesi büyük bir haber değil elbette. Fakat bu konser kaydını Metalperver’e taşımak istememenin iki nedeni var: İlki konserin akustik olması ve bazı şarkıların özgün hallerinden çok daha farklı ele alınmış olmasının bende yarattığı heyecan ve diğeri de Metallica’nın hala başka grupların şarkılarını yorumlama konusunda açık ara dünyanın en iyisi olması.

On iki şarkıdan oluşan listede sekiz Metallica şarkısının yanı sıra dört tane de cover yer alıyor. Daha önce çaldıkları -çok da iyi çaldıkları- DEEP PURPLE klasiği When a Blind Man Cries, Metallica’nın favori gruplarından İskoç NAZARETH’e ait, Dan McCaffertys’in mükemmel vokalleriyle zihnimize kazınmış -James biraz yetersiz kalıyor, kabul- Please Don’t Judas Me, her ne kadar artık bir Metallica şarkısı olarak kabul edilse de aslında Bob Sager‘e ait olan Turn the Page ve son olarak da BLUE ÖYSTER CULT‘tan Veteran of the Psychic Wars, bu özel konserdeki diğer şarkılar. Bilemiyorum Altan, Metallica’nın hala gidip başka grupların şarkılarını çalıyor olması müthiş bir iş geliyor bana. Sizin heyecanınızı yerim ya. Metallica seviyorum demiş miydim?

Tahmin edeceğiniz üzere diğer şarkılar hali hazırda Metallica’nın ağır tempolu, akustik hale getirilmeye müsait bestelerinden seçilmiş çoğunlukla; The Unforgiven, Nothing Else Matters, Bleeding Me gibi şarkıların dönüşümleri o kadar da şaşırtıcı değil bu nedenle. Yine de yıllardır açıp dinlemediğim Nothing Else Matters‘ın bu halini çok sevdim. Fakat özellikle açılıştaki Disposable Heroes ile sonlardaki The Four Horseman resmen bambaşka bestelere dönüşmüş ve ikisini de bayıldım. Biraz da denk gelmediyseniz diye bu güzel iki performansı paylaşmak için yazıyorum resmen, haha. Ayrıca Enter Sandman ve Hardwired.. da hiç fena olmamış.

Aradaki sohbetleri de kesmemişler ve James’in durup durup Sekiz mi sayıyorduk, demesi, bir noktada Bu sefer yedi sayalım lan, heyecan olsun, demesi ve Lars saymaya başlar başlamaz Dur lan rezil olmayalım şimdi, sen gene bildiğini çal kanküli, demesi müthişti mesela. James’in son dönemde yeniden toparlamaya başlayan vokali şaşırtıcı derecede iyi mesela. Kirk ise yine bildiğimiz gibi; bazen birebir çalıyor, bazen de alıp başını gidiyor kendi dünyasında bir yerlere. Zaten Latin uyuşturucu kartelinin soğukkanlı tetikçisi gibi bir adama dönüştü iyice, bir şey de diyemiyoruz.

Metallica’nın hala bu kadar büyük iştahla üretmeye devam etmesi, Metallica’yı sevenler (yani ben) için müthiş bir şey. İçlerindeki müzik aşkı ve ateşi bir şekilde yayılıyor sahneden ve bunu hissetmekten büyük keyif alıyorum. Umarım uzun yıllar bu iştahla, heyecanla, arzuyla çalmaya devam ederler. Zaten kritik edecek bir şey de yoktu aslında o kadar; Metallica konuşasım gelmiş.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.