The Black Dahlia Murder – Nightbringers

2005 senesinde, lise son sınıf öğrencisiyken televizyondaki Headbangers Ball programında karşılaştığım A Vulgar Picture klibiyle tanıdığım Michigan, Detroitli The Black Dahlia Murder (TBDM), o yıl çıkan Miasma albümü ile gündeme bomba gibi düşmüş ve hızıyla, sapık vokalist Trevor’ın hem scream hem brutal vokaldeki becerileriyle, güçlü ve melodik gitarlarıyla melodik death metale modern bir bakış açısı getirerek piyasaya taze kan pompalamıştı. Gerisi zaten bildiğiniz üzere tarih. Sertlikten asla ödün vermeden her albümde üstüne koyarak ilerleyen, karakteriyle gördüğü saygı ve sevgi sayesinde kitlesini giderek genişleten, Amerikan piyasasında ve dünyada söz sahibi olmuş bir gruba, bir başarı öyküsüne dönüştü The Black Dahlia Murder.

Söz konusu TBDM olunca yeni albümde ne ile karşılaşacağınız az çok belli olsa da grubun ne olursa olsun sertlikten, melodiden ve hızdan ödün vermeyen genleri ve enfes albümlerle sağladıkları güven sayesinde bu noktada ortaya çıkabilecek heyecansızlık durumu bertaraf edilebiliyor. Grubun her albümde ufak değişiklikler ve geliştirmeler yaparak kendini güncel tutmayı başarabilmesi şüphesiz büyük bir avantaj ve güç. Ayrıca albümlerin diskografi içerisinde bir şekilde birbirinden ayrılabiliyor olması TBDM’ı herhangi bir çok iyi ama her defasında aynı şeyi yapan grup etiketiyle sınırlamanın önüne geçiyor. Her albümünde kendi tekniğine ve ilham kaynaklarına bir şeyler eklemeye çalışan, kendi vizyonu doğrultusunda birbirinden güçlü adımlarla müzikal yolculuğuna devam eden bir grup The Black Dahlia Murder.

Nightbringers öncesinde sekiz yıldır grupta olan Ryan Knight’ın ayrılışına üzülen, kendisinin gruba kattığı şeyleri özellikle seven hayranlar mutlaka vardır ama açıkçası Trevor ve Brian’a bir şey olmadıkça TBDM’ın elaman değişikliğinden zarar göreceğine ihtimal vermeyen biri olarak beni çok etkilemedi bu durum. Elbette Ryan’ın birbirinden harika sololarını özleyeceğim ama yeni çocuk Brandon gerçekten hiç fena değil. Velhasıl bu değişiklik grubu da pek etkilememiş olacak ki Nightbringers Miasma benzerliğiyle öne çıkan, en iyi TBDM bestelerinden bazılarını içeren, baştan sona düşmeyen temposu ve üstün işçiliğiyle taş gibi bir albüm olmuş.

Farklı türlere göz kırpan rifleri birbirinin arkasına çok iyi yedirebilen ve bu özelliğiyle bana göre hiçbir zaman sıkıcı olmayacağının garantisini sağlayan Brian’ın besteleri her zamanki gibi bol varyasyonlu ve pek çok açıdan eksiksiz. Grubun kariyerindeki en sert, en gaz riflerden bazılarını barındırdığını iddia edebileceğim kadar güçlü bestelerden oluşan Nightbringers, Alan Cassidy’nin dinleyiciyi dev bir mengenenin kollarına sıkıştırıp yavaş yavaş kaslarıni yırtarak kemiklerini kırdığı müthiş davul saldırısı eşliğinde daha önceki TBDM albümlerinden farklı olarak yalnızca otuz üç dakikalık süresine rağmen gayet yeterli bir şekilde dinleyici avuçlarının arasına almayı başarıyor.

Kısa süresinin açığını albümü bir tur daha çevirmeye teşvik eden roket şarkıları sayesinde kapatmasının yanı sıra Widowmaker gibi grubun geçmiş dönemlerinde sıkça gördüğümüz ve şöyle yirmi sene daha görsek baymayacağını bildiğimiz bir beste yapısının yanında Kings of the Nightworld gibi güçlü ana melodisine tutunarak ilerleyen ve yapısal olarak TBDM’dan pek görmediğimiz geçişlere sahip şarkılarla kendi içinde çeşitlilik yaratabiliyor Nightbringers. İlk saniyelerinden itibaren öngörebileceğiniz ayılığı sayesinde Matriarch ve harika nakarat-solo kombosunun yanında hayatta sevdiğim nadir deathcore şarkılarından biri olarak gösterebileceğim Catacomb Hecatomb an itibariyle albümdeki favorilerim ama dokuz şarkıdan bu iki tanesini yüz birim sevdiysem diğer yedi tanesini de doksan birim sevdiğimi belirtmiş olayım.

Melodik death metalin sınırlarının dar olduğu gibi, kendi kendini bitirecek bir lanete sahip olduğu gibi ezber bakış açılarına hiçbir zaman katılmayan ve bu konuda çabuk sinirlenebilen bir dinleyici olarak karşı argümanlarımı çok güçlü bir şekilde destleyecek, bu konuda -tıpkı diğer TBDM albümleri gibi- dünyaya meydan okuyan bir albüm Nightbringers. Büyük gruplardan gelen albümlerin çoğunun benim için hayal kırıklığı olduğu bir yıl geçirirken sene sonu listelerinde hangi albümü şöyle ağız dolusu övebileceğim acaba diye hayıflanıyordum ki The Black Dahlia Murder “al abi, buradan başla,” dedi.

92/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir