Kenn Nardi – Dancing with the Past

ANACRUSIS adını daha önce duymadıysanız büyük bir eksiklik içindesiniz. Oldukça iddialı ve hatta tepeden bakma tavırlı böyle bir cümleyi kurmamı en azından kendi içimde maruz kılan sebepler var elbette; fakat burada uzun uzadıya bunlara girmektense sizleri herhangi bir ANACRUSIS albümünü dinlemeye davet edeyim, ne siz benim fazla uzun övgülerimi okuyup hayattan bezin, ne de ben çok defa yaptığım gibi yine yazmakta olduğum albümden kopup saçma sapan yüzlerce kelimeyle kalabalık edeyim. Özet olarak ANACRUSIS’in değerinin nasıl olup da gereğinden çok çok az bilindiğini anlayamadığımı, belki de bu alemin gördüğü en büyük thrash-progresif metal oluşumlarından biri olan bu grubun adının pek seyrek anılmasının saçmalığını bir türlü kafamda oturtamadığımı söyleyeyim, buradan devam edelim.

Tekrar birleştiler, yeni bir şeyler yayınlayacaklar, aa bak dur bir toplama albüm daha gelmiş derken 2013 yılında gitarist-vokalist ve grubun kurucularından Kenn Nardi’nin açıklamasına göre “büyük olasılıkla artık yeni hiçbir şey yayınlamamak üzere“ tamamen dağılan ANACRUSIS’in dört yıl kadar süren yeniden birleşme döneminde yazdığı, kaydettiği şeyler “Dancing with the Past“in temelini oluşturuyor. Grubun yaptığı bestelerin büyük bir kısmından da sorumlu olan ve nihayetinde yazılan bunca materyalin boşa gitmesine gönlü el vermeyerek kendi adı altında bunları bizlerle buluşturan Kenn Nardi öyle iyi etmiş ki, albümün çıkışından bunca yıl sonra kalkıp Missouri’ye gidip (fazla alakasız not: Missouri demişken, Netlix’teki Ozark dizisini izlediniz mi? İzleyin bence) kendisinin ellerini, ses tellerini (hayır) öpesim var.

“Dancing in the Past“ büyük olasılıkla başına bir oturuşta baştan sona dinlemek isteyeceğiniz bir albüm değil. Daha doğrusu belki istersiniz de, iki saat kırk dakikaya yakın süresi (158 dakika kadar evet) bunu genelde pratikte pek mümkün kılmıyor. Neyse ki sitede daha önce ağırladığım en uzun albüm olan ELYSIAN BLAZE’in enfes ”Blood Geometry”si gibi baştan sona dinlenilmesi etkisini kat kat arttıran, uzun süreli şarkılardan ibaret bir albüm değil. İki CD’ye dağılmış 28 şarkıdan oluşması da bunu gösteriyor zaten. Bunun yerine ”Dancing in the Past”te dengeli bir şekilde dağılmış balladlar, yeri geldiği zaman gümbür gümbür kafa sallatan progresif thrash şarkıları ve mis gibi ATHEIST yahut CYNIC kokan jazz soslu parçalar bulacaksınız.

Kenn Nardi ANACRUSIS’in tekrar birleşmesi sonrası oluşan dramadan grubun hayranları kadar bezmiş olsa gerek ki, ”başlarım sizin yapacağınız işe” benzeri bir tavırla albümdeki her şeyi üstlenmiş. Vokalleri yapan, gitar ve basları çalan, davulları programlayan Nardi bunun üzerine bir de miksajı, prodüksiyonu falan da kendisi yapmış ki sanıyorum bıraksalar da albüm kapağını da çizip, bizzat elden satmaya başlayacakmış CD’yi. Neyse ki albüm kapağını etrafta bu işin gerçekten ustası olarak gördüğüm ve beni en çok etkileyen kapaklardan birkaçına imza atmış Eliran Kantor’a bırakmış ve onun bir şaheseri eserin ön yüzünü süslüyor.

Albümü fazla ekstrem bir beklentiyle dinlemeye başlayacak dinleyiciler ilk şarkı Unnecessary Evil’ın fazla temiz ve naif başlayan vokalleri ile bir şaşkınlık yaşayabilirler; ancak tek başına bu şarkı bile albümde ve geri kalan 27 şarkıda ne denli zengin bir atmosferin beklediğini gösteriyor. Grubu sevenler ya da ona aşina olanlar WINTERSUN tadlarını da fazlasıyla alacaktır diye düşünüyorum bu şarkının ve albümün birçok yerinde. Şahsi favorilerimden biri olan ve sözleri biraz tuhaf olsa da vokalleri ve bilhassa baslarıyla aklımı alıveren This Killer in My House’un buram buram Tony Choy kokan bıngırdamaları, Made’in girişinde anlık “lan Warrel Dane mi bu“ dedirten NEVERMORE lezzetleri falan öylesine tatlı ki yazarken bile fena oldum ha. Ehm.

Yalnızca bir ekstrem progresif metal albümü olarak etiketleyip geçmenin mümkün olmadığı, mümkün olsa bile çok fazla haksızlık etmek anlamına geleceği “Dancing with the Past“ değindiklerimden çok daha fazlasını içeriyor; gel gör ki burada sizleri bekleyen her şeye değinmeye kalkarsam bu yazının sonu gelecek gibi değil pek. Metal müzik içerisinde oldukça spesifik zevkleriniz varsa veya progresiflikten fazla haz etmiyorsanız dahi eminim ki içinde sizlere de hitap edecek bir şeyler bulacaksınız bu albümün; ama üzerine bir de “metal olsun iyi olsun ben dinlerim aga“ kafasındaysanız bir bütün olarak uzun zamandır dinlediğiniz en keyifli, en teknik ve dümdüz bir şekilde en iyi şeylerden biri sizi bekliyor olabilir.

94/100

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Kenn Nardi – Dancing with the Past” için 2 yorum

  • 11 Ekim 2017 tarihinde, saat 09:51
    Permalink

    Abi normal thrashle hiçbir bağ kuramamış bir insan olarak beni tek sevdiğim thrash grubuyla sen tanıştırmıştın , Vektor. Şimdi yine senin sayende bir grup daha kazandım. Hem müziğine hem kapağına aşık oldum. Eline sağlık abi.

    Yanıtla
    • 11 Ekim 2017 tarihinde, saat 12:45
      Permalink

      Ahah thrash sevemeyenin halinden thrash sevemeyen anlıyor demek ki ya. Benim de bir elin parmaklarını geçmez sanırım “evet seviyorum bunları” dediğim thrash oluşumu. Çok sevindim beğenmene.

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir