Kritik

Todtgelichter – Schemen

Merhaba.

Geçenlerde bir şeyler kurcalarken yıllar yıllar öncesinde kullandığım mail adresime erişmem gerekti ve yanan bir ssd yüzünden tümünü kaybettiğimi sandığım eski yazılarımdan bazılarına erişme şansı buldum. Biraz sağını solunu düzelterek, bu kritikleri paylaşacağım önümüzdeki günlerde. 2007’ye gidelim ve underground kere underground bir Alman avangart black metal grubuyla başlayalım bakalım bu seriye:


Çoğu kişinin pek adını duymadığını düşündüğüm Todtgelichter (gölge diye çevirilebilir kabaca) 2002 yılında kurulmuş ve 5 albümlük bir serüvenin ardından 2017’de faaliyetlerine ara verdiğini duyurmuş bir isim. Alman black metalinin modern temsilcilerinden olan grup, duygusal, yoğun ve yenilikçi sayılabilecek bir black metal çalıyor.

Bugün konuşacağımız Schemen, grubun 2. albümü. Kayıt anlamında da, beste anlamında da ilk albüm Was Bleibt…‘e kıyasla kat kat daha iyi ve olgun. Bokunu çıkarmadan, black metal çizgisinin ana hatlarını koruyarak bir şeyler katmaya çalışmışlar müziklerine. Bugün baktığımızda elbette yenilikçi sözü anlamsızlaşıyor üzerine pek çok şey konulduğu için 2007 yılı için heyecan verici bir albümdü Schemen, onu söylemek lazım.

Genel olarak baktığımızda agresif tarafı baskın, fakat birtakım hoş süprizler de barındıran bir iş Schemen. Hızlı, fakat normal bir black metal albümünden beklenmeyen süslülükte ve ön plandaki davullar, gırtlağı yırtarcasına haykıran vokaller ile yoğunluğu katlanıyor. Açılışı yapan Impuls‘tan anlaşılacağı üzere grubun duygusal bir tarafı da var ve belki de en zor ve güzel yol olan atmosfer ile ince ince böğrümüze enjekte etmekten geri kalmıyorlar bu duygusallığı. Albümün neredeyse tamamı yüksek tempoda da olsa In The Woods ayarındaki geri plan lead numaraları, ara ara kendini gösteren müthiş bas partisyonları ve 20-30 saniyelik pasajlar ile adeta nokta atışına sahip bölümler var albümde. Impuls‘un 27. saniyesi ile başlıyor bu nokta atışları benim için. Grupta daha sonradan kalıcı eleman haline gelecek olan kadın vokalist de bu parçada ince sesiyle Todtgelichter müziğini zengleştiriyor.

Albümdeki agresif tavır-duygusallık dengesi çok başarılı bir şekilde oturtulmuş. Canınız sıkkın olduğunda dinleyip daha da üzülebileceğiniz, black metal gazındaysanız açıp iyice coşabileceğiniz bir albüm yazmış Todtgelichter. Larva şarkısının ilk dakikasından sonraki blast-beat bölüm, grubun şakasının olmadığını görmek adına iyi bir örnek. Für immer Schwigen (Sonsuz Sessizlik diyelim buna da) bir ara neredeyse UARAL‘a bağlamışken sonraki yardırmalar enfes. Keza Hammer parçasında da yine dolu dizgin giderken giren solo ile bir anda kendinizi bambaşka bir duygu-durumda bulmanız olası. Kısacası grubun besteciliği, “ulan çok üzgünüm,” ile “alayınız gelin lan!” arasında gidip geliyor.

Kayıt ve entrümanlardan devam edelim. Albümdeki bas kayıtları nerde nasıl yapılmış bilmiyorum ama efsane bir bas kaydı olmuş diyebilirim. Düzgün bir kulaklıkla dinlediğinizde duymamanıza imkan olmayan enfes bas bölümleri var. Larva‘dan itibaren başlayan müthiş baslar albümün sonunda kadar aralıksız devam ediyor. Black metal albümünde bas övüyoruz, şükür. Gitarist ne çalıyorsa ona göre tımbırdatırım mantığının çok uzağında, gitarist ne çalmıyorsa ben onun yerini doldurayım şeklinde, müziğe katman ekliyor bas gitar. Zaten gruptaki enstrüman kullanımı konusunda kulağıma batan hemen hemen hiçbir şey olmadı. Bir tek Segen parçasının ortalarında TIAMAT‘ın Clouds dönemlerini hatırlatan o hırıltılı ve her an bir yerlere iki numarasını bırakabilecekmiş imajı yaratan vokaller var, keşke o da hiç olmasaymış. Bunun dışında albümdeki vokaller de oldukça başarılı. NARGAROTH‘un vokallerinin üzerindeki o ekstra ekoyu kaldırdığınızı hayal edin diyeyim mesela.

Albümün bir diğer güzel tarafı da hiçbir şarkının yapısal olarak birbirine benzemiyor oluşu. Grubun yenilikçilik olayı da kendini burada belli ediyor. Sadece beste tarafında değil, farklı enstrüman kullanımlarıyla da müziğe ilginçlikler katılmış. Örneğin albümün bazı bölümlerinde Didgeridoo isimli, Avustralyalı Aborjin kardeşlerimizin icadı olan, dünyanın ilk üflemeli çalgısı olduğu rivayet edilen bir çalgı var mesela. Albümdeki açık ara favorim olan ve ana gitar-vokal melodilerinden birisinin de özellikle Türk dinleyicisine çok tanıdık geleceğini düşündüğüm- Aschentraum parçasının ortasında da bir saksafon solosu var. Solo bir yandan devam ederken giren blast-beat ise albümün en tepe noktası bence. Gerçekten müthiş. Son parça Beginn des Endes de ise en son Impuls‘ta karşımıza çıkıp arkadan iki çığlık atıp fısıldayan hanımefendi bir kez daha mikrofonu ele geçiriyor. Bu parça Impuls parçasının genişletilmiş versiyonu. Başlangıç ve bitişin aynı motifler etrafında gerçekleşmesi de bütünlük hissini katlıyor. Albümden bağımsız, iki parçayı arka arkaya dinlediğinizde Impuls, Beginn des Endes‘in girizgahı gibi oluyor zaten. İsimlere bakınca da dürtülerimizin sonun başlangıcı olduğu mesajını da çıkarabiliriz bu birleşimden. Hoş detaylar canım.

Sırf grubu-albümü dinleyin diye daha uzattıkça uzatabilirim ama albümdeki her şey bu kadar güzel olunca bir an önce yazıyı bitirip müziğe dönmek istiyorum. Todtgelichter gerçekten büyük potansiyele sahip, muhteşem bir grup ve Schemen de onların daha sonradan Çarşamba’nın gelişi Salı’dan belliymiş denilmesini sağlayacak eserleri. Sararsa 2010’da paylaştıkları Angst da, black metal dozunun biraz daha düşürüldüğü, avangart işlerin arttığı bir albüm olarak tavsiyedir. Sevgiler.

87/100


Okur puanı:

Ortalama puan 4.5 / 5. 2

Siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreona göz atabilirsiniz👇
Become a patron at Patreon!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.