Accept – The Rise of Chaos

Arada sırada MANOWAR ve JUDAS PRIEST gümbürdetmek dışında kendimi katiyen heavy metal fanı olarak tanımlayamam, muhtemelen aynı şeyi Korhan’a sorsanız o da belki birkaç grup ismi daha eklemekle beraber benzer şeyler söyleyecektir. Bu gerçekler bizi 26 Haziran 2010 gecesi, o dönemin efsanesi Sonisphere Festivali’nin İstanbul ayağının yapılmakta olduğu İnönü Stadyumu’nun (vay be) kapısından tam “ya canımız çıktı boşver ACCEPT’i gidelim bir yere oturalım içelim, Udo’suz ACCEPT mi olur zaten” nidaları eşliğinde çıkmak üzereyken o ana kadar katiyen tanımadığımız yeni vokalist Mark Tornillo’nun patlattığı akıl almaz bir çığlıkla koştura koştura konser alanına geri döndüğümüz sahneyi yaşamaktan alıkoyamadı.

Tam olarak o andan beri devasa birer ACCEPT fanı olduğumuzu bunun üzerine eklemeye gerek var mı bilmiyorum. 2009 yılında Tornillo gruba katıldıktan sonra çıkarttıkları albümlerin her birinin saçma derecede iyi olması da elbette ki bunda büyük bir etken. Eğer ki “Blood of the Nations”, “Stalingrad: Brothers in Death” ve “Blind Rage” gibi üç şaheseri 2010’da değil de 1980’lerde çıkartmış olsalardı, belki de şu anda en çok bilinen albümleri “Metal Heart” ya da “Balls to the Wall” değil de bunlar olacaktı, o kadar iyi albümler bunlar.

Lafı dolandırmadan baştan söyleyeyim: “The Rise of Chaos” bu üç albüm kadar iyi değil. Ya da şöylesi daha uygun sanırım: “The Rise of Chaos” bu üç albüm kadar harikulade değil; zira hala çok iyi olduğu katiyen su götürmez.

Grubun çok sevdiği “nakaratlarda daya arka vokali de” yaklaşımının nefis bir örneği olan Die by the Sword’u ve albümün genelini taşıyan en büyük etmenlerden bir tanesi elbette ki yine Mark Tornillo’nun vokali. “Blind Rage”den sonra gruptan (yine) ayrılan gitarist Herman Frank’in eksikliğinin büyük bir handikap yaratmadığını rahatça söyleyebiliriz aynı zamanda; fakat yerini alan Uwe Lulis’in de ekstra bir şeyler kattığını söylemek zor. Nereye gittiğim aşağı yukarı belli, değil mi? Müzikal açıdan ACCEPT elbette ki bildiğimiz ACCEPT; ne eksik, ne fazla.

Peki neden “The Rise of Chaos” önceki üç albüm kadar harikulade değil? Sanıyorum benim için bu albümün bir adım geride kalıyor olmasının en büyük sebebi, şarkıların yeterince içine giremiyor olmam. Sanıyorum ki bu durumun müsebbibini bulmak için de şarkı sözlerinden fazla uzağa bakmaya gerek yok. Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en büyük vahşetlerinden biri olan (bu tanım pek doğru gelmedi yazarken, modern dönemlerde deyip biraz yumuşatayım en azından) Jonestown Katliamı’nın (ki “karizmatik” bir liderin insanları nerelere sürükleyebileceğinin anlaşılması açısından bilmeyenlerin araştırmasını tavsiye edeceğim bir vaka kesinlikle) Koolaid gibi neredeyse neşeli, mutlu bir şarkıyla sunulması örneğin insanın şarkının özüne inemeyip biraz uzaktan bakmasına sebep oluyor. Her ne kadar albümdeki açık ara en sevdiğim şarkı olsa da günümüzün dijital dünyasında yaşı ilerlermiş kişilerin çektiği sıkıntıları anlatan Analog Man de grubun son birkaç albümdür gözümde oluşturduğu daha ciddi, sert imajını biraz tingildettiği için yine bir şekilde albüme “yakıştıramadığım” bir şarkı mesela. Biliyorum evet, özellikle ACCEPT özelinde heavy metalin muzip yönü grubun evveliyatını da göz önüne alınca şikayet edilecek bir şey değil aslında; ama üzerimde kalan izlenim maalesef tam olarak bu şekilde.

Zevzekliği ve kendi şımarık şikayetlerimi bir kenara koymadan yazmak durumunda kaldım bu kritiği, yoksa zaten yalnızca yukarıda kullandığım bir cümleyi yazıp yazıya bir nokta koyabilirdim. Birazdan yine öyle yapacağım; da tekrar vurgulamak istiyorum ki ACCEPT baya nefis bir grup arkadaşlar. İşte heavy metal bu çünkü, ve evet “The Rise of Chaos”ta da: müzikal açıdan ACCEPT elbette ki bildiğimiz ACCEPT; ne eksik, ne fazla.

80/100

Accept-Rise-Of-Chaos.jpg

Reklamlar

One thought on “Accept – The Rise of Chaos

  1. Hshaha LAN BU NASI AKSEPT diye delirdiğimiz anlar gözümün önünde beliriverdi birden. :’)
    Bi de tabii adamın sülalesi raad olunca Almanya’dan geniş geniş vermiş wikipedia bağlantısını ama Türkiye’deki kardeşlerimizi düşünen yok ahah.

    Şaka maka 21. yüzyılın en acayip grup gelişimlerinden birini, belki de en önemlisini gösterdi Accept ve arka arkaya bu kadar husyeli albümler yapmak, bu yaşta filan ne bileyim. İnsanların bu mütüşlüğe tepkisiz kalmasını anlayamıyorum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s