Rebirth of Nefast – Tabernaculum

Bazı plak şirketlerine gözüm kapalı güveniyorum. Son dönemde adını iyiden iyiye duyurmaya başlayan İtalyan Avantgarde Music, Fin Blood Music gibi şirketlerin neredeyse her çıkarttığı şeyin üzerine atlasam da Fransız Norma Evangelium Diaboli’nin yeri çok, çok ayrı. DEATHSPELL OMEGA, KATHARSIS, ANTAEUS, WATAIN gibi akıl almayacak derecede iyi grupların bir sürü albümünü bizle buluşturan, kısaca NoEvDia’nın kataloğunda ilk albümünü çıkartacak REBIRTH OF NEFAST isminde bir grubu, peşinden de şu an ikamet ettiği ülke olarak İzlanda’yı görmemle ön siparişi vermem arasında çok az zaman geçti.

Aslında İrlandalı Stephen Lockhart’ın tek kişilik projesi olan REBIRTH OF NEFAST 11 yıl önce kurulmuş; fakat şimdiye dek çok az şarkı yayınlamış bir oluşum. İzlanda’ya taşınan, WORMLUST gibi İzlanda black metalinin belki de en önemli gruplarından biriyle de haşır neşir olmak suretiyle bu ülkeden yayılıp gittikçe parlamakta olan bu yeni nesil black metal akımının şekillenmesindeki önemli karakterlerden biri haline gelen Lockhart, neredeyse grubun kuruluşundan beri üzerinde çalıştığı “Tabernaculum”u nihayet piyasaya sürdü.

Yine WORMLUST’ın davul koltuğunda oturan Bjarni Einarsson’un elbette ki davullarda konuk olduğu albümün geri kalan her şeyini Stephen Lockhart üstleniyor. Doğal olarak yaratıldığı ülkede gelişmekte olan black metal atmosferinin fazlasıyla içinde “Tabernaculum”. Beni çok mutlu eden bir şekilde sayıları gittikçe artmakta olan MARTRÖÐ, SKÁPHE gibi bu yeni nesil gruplarınkine benzer bir karanlığı sırtında taşıyor REBIRTH OF NEFAST ve zaman zaman bu karanlıkla birlikte içinde barındırdığı tüm tehlikeleri üzerimize fırlatmaktan çekinmiyor.

Onar dakikanın üzerinde iki devasa şarkıyla açılan albüm, ilk beş dakikasında bizi olacaklara hazırlamak bir kenara, gerçek yüzünü gösterince oluşacak şokun etkisini arttırmak için ters köşe yapacak şekilde başlıyor. Oldukça yavaş bir tempoda bir doom metal havasıyla açılan albüm, ilk şarkı The Lifting of the Veil’in neredeyse tam beş dakikayı doldurmasıyla ise takındığı yaşlı, yorgun adam maskesini suratından söküp atıyor ve ağzından kanlar damlayan Kerberos ile karşı karşıya kalıyoruz. Burada yaklaşık bir dakikalık bir kısım daha bizi sanki olağan bir black metal albümüyle karşı karşıya kalmışız gibi oyalarken, sonrasında gitarların dezonant tarafa kaymasıyla REBIRTH OF NEFAST’ın asıl kimliği bizi buluyor.

Bu noktayı geçtikten sonra da müzik kimi zaman yavaşlıyor: bir saat boyunca “Tabernaculum” sürekli bir saldırı halinde değil; ama o ilk şoktan sonra müzik sakinleşse de dinleyiciler olarak biz sakinleşemiyoruz. Albümün beraberinde getirdiği o zifiri karanlığın içinde gizlenenleri göz ucuyla dahi olsa bir kere gördükten sonra bu yaratımın geri kalanını huzur içinde dinlemek mümkün olmuyor.

NoEvDia’daki diğer bazı gruplar gibi sözlerini ve konseptini oldukça metafiziksel bir düzeyden besleyen REBIRTH OF NEFAST, kimi anlarda müziğinin katman üstüne katman inşa etmesiyle tek kişilik bir proje olduğunu tamamen unutturuyor. Özellikle uzun süreli şarkıların adeta bir klasik müzik eseri gibi gittikçe zenginleşmesi ve bu zenginleşme adım adım hayat bulurken gerilimin dozunun yavaşça artması, sonunda gerginliği zirveye oluşan yaratığın üstümüze atlayıp pençeleriyle etimizi deşmesiyle son buluyor defalarca. Şarkı şarkı bu hikaye tekrarlanıyor; önce göremediğimiz çevrenin gerginliğiyle kolaçan ediyoruz dört bir yanımızı, gözlerimiz alıştıkça karanlığın içinden tek tek hareketlerimizi inceleyen gözleri seçiyoruz ve nihayetinde artan paniğin kokusunu alan yaratıkların ellerinde bir dehşet yağmuru altında kalıyoruz. Sonra ani, anısız bir diriliş ve aynı senaryo.

REBIRTH OF NEFAST benim için yılın ilk klasiğine imza attı. İlk dinleyişte, hatta ilk birçok dinleyişte içine girmesi epeyce zor olsa da sonunda aldığı emeğin karşılığını fazlasıyla geri veren, dinleyiciyi kendine tutsak edebilen bir albüm “Tabernaculum”. Yine Lockhart’ın üstlendiği prodüksiyon müziğin derinliğini göz önüne alınca bir tık daha temiz olsa daha tatmin edici olabilirmiş; ama şu haliyle bile albümün genelinde kusur bulmak için kendimi epeyce zorlamam gerekiyor. Black metalini dehşetengiz sevenler için biçilmiş kaftan.

96/100

a1100412243_10

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Rebirth of Nefast – Tabernaculum” için 2 yorum

  • 9 Nisan 2017 tarihinde, saat 22:48
    Permalink

    ilk defa bu sene içerisinde çıkan bir black metal albümüne “İŞTE BUDUR!” diyebildim. dişime göre black metal bulamamaktan şikayet ederken ilaç oldu. Norma Evangelium Diaboli bu işlerde çok büyük bir marka cidden. adamların hiç boşu yok. NoEvDia’nın bir sonraki ürününün Funeral Mist’ten gelme ihtimalini düşünerek başucumda bir bidon benzin ve zippo çakmak bulunduruyorum mesela.

    Yanıtla
  • 12 Ekim 2017 tarihinde, saat 20:40
    Permalink

    Açık ara senenin en hayvan işlerinden biri bu. Yamultuyor, dipsiz kuyuya indiriyor adami. İnanilmaz.

    Ben bazı yerlerinde ‘blut aus nord’ esinlenmeleri oldugunu dusunuyorum. Blut aus nord kopegi oldugum icin benim acimdan hic sıkıntı değil bu durum. Mükemmel olmus her detayı ile…

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir