Dying Fetus – Wrong One to Fuck With

Dying Fetus, kariyeri boyunca hiç şakası olmamış ve her daim zihinlerde “bu adamlara bulaşılmaz,” imajı yaratan bir müzikal anlayışla hemen hemen her albümüyle metal müzik piyasasına hafriyat kamyonlarıyla dalıp ortalığı toz duman etmeyi başarmış bir grup. Brutal death metal/grindcore denince akla ilk gelen isimlerden olması bir yana, içlerindeki en gaddar, nefes aldırmasız gruplardan biri.

2000 yılında “Destroy the Opposition” albümüyle dünyaya damgasını vuran Dying Fetus, 2012 yılına kadar geçen sürede aslında ilk yıllarındaki tahribat gücünü kaybetmiş gibi görünse de “Reign Supreme” ile yeniden ortalığı kasıp kavurmuş ve milleti dayak arsızı haline getirmeyi başarmıştı.

Selefinin yıllar sonra grubu canlandıran albüm olması nedeniyle “Wrong One to Fuck With” albümünden beklentiler genel olarak yüksekti. Fabrika ayarı Dying Fetus müziğinden beklenebilecek şekilde insanda mermer tokatlama isteği uyandıran bir coşkuda seyreden death metal çılgınlığı, formülünüz pek değişmiyorsa genellikle %50 oranında iyi sonuç verir. Zira o anki duygunuz, heyecanınız, hoşlanmadığınız insanların ağzına lüferle vurma isteğinizi stüdyoda bazen müziğe aktarmayı başarır ve muazzam bir işe imza atarsınız. Fakat bazen de bu ruh hali müziğe hiç geçmez ve ortaya kupkuru kabuk gibi bir şey çıkar. Ancak söz konusu Dying Fetus olunca bu duygu ve ruh halinin her zaman müziğin tam ortasında olacağından emin olabilirsiniz. “Bana Bulaşmayacaktın Aslanım” albümünde de durum pek farklı değil.

Dying Fetus güzellemesini bırakıp genel olarak eleştirel baktığım bir konudan devam edelim. Çok güzel dayak yediğinizi düşünün. Böyle bilinçsiz bir linç kültürü veya çok kötü sokak kavgasından bahsetmiyorum. İşinin ehli, temiz bir dayakçıdan, sizi öldürmeyeceğini bildiğiniz birinden yediğinizi varsayın bu dayağı. Önce şaşkınlık, sonra acıyla karışık bir şok, darbeler hedefini bulmadan hemen önce saniyenin onda biri sürede zihinde beliren “vay arkadaş!” düşüncesi ve hayretle yenilen bir dayaktan bahsediyorum. Fakat en sanatsal, en temiz dayakta bile bir üst zaman sınırı vardır. Eğer çok uzarsa siz de olaya alışır ve “ya hadi al hıncını da gideyim bir polikliniğe artık amma uzattın,” moduna girer, yahut bir noktada dayakçının sistemini çözer ve karşı hamlede bulunur ya da en kötü artık acıdan düşer bayılırsınız. Wrong One to Fuck With de böyle işte. Müthiş başlıyor. Çok seri yumruklarla girişip bir anda afallatıyor. Karma tekniklerle şiirsel bir sopa seansına dönüşüyor adeta. Fakat sonra uzadıkça uzuyor, uzadıkça uzuyor ve bir noktada yukarıda bahsettiğim hallere giriyorsunuz. 54 dakika brutal death metal olur mu arkadaş ya. Bir noktada elbette ki her şey birbirine benzeyecek ve bayacak; sen 54 dakika kimin kimi dövdüğünü gördün ey Gallagher, insaf!

Açıkçası 54 dakika olması dışında pek de bir kusuru olmadığı için bu kadar uzattım biraz da. Zira müzikal olarak Dying Fetus yılların birikimiyle epey üstün bir noktada durduğu için canavar rifler, ayı gibi bir vokal ve gitar-davul işbirliği söz konusu olduğundan herhangi olumsuz bir düşüncenin belirmesi imkansıza yakın. Nitekim “Die with Integrity”, “Ideological Subjugation” ve “Weaken the Structure” üçlüsü bile yetiyor Dying Fetus’un nasıl bir 18 tekerli olduğunu anlamaya.

Müthiş bir gazı üstün bir müzikal beceriyle harmanlayarak her albümünde dinleyiciye kum torbası muamelesi yapmayı Dying Fetus bir kez daha bu işin nasıl yapılması gerektiğini herkese gösteriyor. Tek kusuru bu defa bu gösterinin biraz fazla uzun sürmesi. Bunun dışında bu yıl dinleyebileceğiniz en iyi brutal death metal albümlerinden bir tanesiyle karşı karşıya kalmaya ve ne kadar hazırlıklı olursanız olun çok temiz bir dayak yemeye hazır olun.

86/100

Üçüncü havalimanında 1453 kamyon ile fethe özel tören

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Dying Fetus – Wrong One to Fuck With” için bir yorum

  • 16 Temmuz 2017 tarihinde, saat 01:42
    Permalink

    çok uzun süredir yorum yazmıyorum diye okumuyorum sanmayın sakın. üst üste çok fazla katılmadığım kritik olduğundan, tek tek; “buna katılmıyorum, buna da katılmıyorum, buna hiç katılmıyorum.” tarzı şevk bozan yorumlar yapmamak adına çekindim ama aynı fikirde olmasam da kritikler her zaman olduğu gibi üst düzey.

    bu albüme gelirsek, albümün Osmanlı macunu gibi uzaması en büyük ve tek problemi. bunun harici kusursuz bir hayvanlık söz konusu.

    albüm süresi problemli olduğundan, İstanbul trafiğine maruz kalıp günde onlarca albüm dinleyen bir adam olarak bile “yolda bitmez” diye açmadığım oluyor.

    her şeye rağmen Dying Fetus KEMİK gibi albüm yapmış. fazla da çemkirmemek lazım.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir