Desaster – The Oath of an Iron Ritual

Bu yazıları okuyan insanların büyük bir kısmı için artık yaşlanmaya başlamış sayılabilecek bir dinleyici olsam da hem tam da benim dönemimde artmaya başlayan müzikal çeşitlilik ve müziğe ulaşılabilirlik sayesinde hem de bu fırsatı görmezden gelecek algı noksanlığı çeken bir ruh hastası olmadığım için öyle aman aman kökçü, kökenci bir metalci olmadım hiçbir zaman. Gel gelelim bu 90’lar laneti midir değil midir bilinmez, bazı noktalarda da çok katı ve değişmez düşüncelere de sahibim. Özellikle black metal konusunda iyice sivrileşen bu düşüncelerimin Fenriz’i gülümsetecek bir tabanda, “ne kadar kirli, ne kadar çirkin ise o kadar iyi,” gibi bir cümle etrafında şekillendiğini az çok biliyorsunuzdur. Bir yandan da en büyük hayallerinden biri AURA NOIR ile bira içip olay çıkararak tutuklanmak olan bir adam olunca Desaster gibi bir deliliği sevmeme ihtimalim kalıyor mu? Elbette kalmıyor.

Tüm metal türleri içerisinde belki de en sevdiğim olan black/thrash harmanının en güzel örneklerinden bazılarını yılmaz bir coşkuyla paylaşmaya devam eden Alman Desaster, ben daha River Raid oynayıp Yumiyum tüketirken bile etrafa pislik saçmakla meşgul olan, 40 yaşını devirmiş dinozorlardan oluşuyor. Sanılanın aksine grup ismi telif haklarıyla ilgili bir durumdan değil, DESTRUCTION’ın “Total Desaster” adlı ayılığından geliyor ve The Oath of an Iron Ritual kariyerinde neredeyse 30 yılı geride bırakan bu leş grubun 8. stüdyo albümü.

Eğer sahte kan yapımında dev çuvallamış, plastik efektleri yerlerde gezen ancak her saniyesi aksiyon ve vahşet dolu bir filmi veya sayısal olarak biri diğerinden çok daha üstün iki ordunun büyük bir düzlükteki çarpışması esnasında yaşanabilecekleri hayal ederseniz sanıyorum Desaster’ın müziğini de büyük oranda kavramış olacaksınız. Eski işlere nazaran tempoyu ve buna bağlı olarak manyaklık seviyesini bir tık daha yükselterek müziklerine iyice kontrolden çıkmış havası katan grubun SAXON, JUDAS PRIEST, VENOM gibi birbirinden kıymetli NWOBHM gruplarına göz kırpan gitarları (biri kökler mi dedi?), Sataniac’ın parodi olsun diye mi öyle yoksa gerçekten ciddi mi belli olmayan mü-kem-mel vokalleri ile DECAYED ve ASPHYX öküzlüklerinden tanıyabileceğiniz Tormentor’un bir an bile monotonluk hissettirmeyen davulları bir araya gelince ortaya benim nasıl öveceğimi bilemediğim bu şey çıkıyor işte. İşin daha güzel tarafı ise grubun her albümünün az çok bu seviyede olması.Biraz da grubu tanıtmak adına böyle gazlı yazıyorum ama söylediklerim grubun her albümü için geçerli sayılabilir ve The Oath of an Iron Ritual kesinlikle bir istisna değil.

Yaşayanların dünyasını yerle bir etmeyi amaçlayan End of Tyranny, mahallede huzursuzluk çıkarmaya, camiye ayakkabıyla girmeye teşvik eden The Clerics Arcanum ve vahşeti büyük bir ihtişamla yücelten Roma İmparatorluğu’na methiyeler düzen Damnatio Ad Bestias gibi birbirinden sapkın şarkılar arasından favori bir tane seçmek imkansız, o nedenle şarkılara hiç girmeden kapanışa geçiyorum.

Bir önceki albüm The Arts of Destruction’a nazaran bir tık geride kalsa da Desaster hayvanlığının durmadığını görmek çok büyük keyif. Bu yıl Deströyer 666’ın son albümü ile birlikte black/thrash adına dinlediğim en iyi albüm The Oath of an Iron Ritual. Kaç kişi için kıymetlidir bilinmez ama 2016’nın en iyi işlerinden birini de Desaster’ın yapmış olduğunu, en azından burada belirtmiş olalım.

Albüm notu: 86/100

a2013390047_10

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Desaster – The Oath of an Iron Ritual” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir