Odraza – Rzeczom

Merhaba.

2018 yılında yayımlanan, o sene içerisinde en sevdiğim albümlerden Dark Days of the Soul sayesinde tanıştığım, Polonya’nın black/thrash metal alanındaki en yetkin kurumlarından VOIDHANGER elemanı Konrad Wiśniewski ile BIESY, OUTRE, THAW gibi mahiyetlerde zehirli mevcudiyetinin pisliğini dünyaya arz eden Mateusz Maryjka ikilisinden oluşan, görece yeni bir black metal teşkilatı sayılabilecek Odraza, şimdiden 2020’nin çok konuşulan (ve konuşulacak) gruplarından bir tanesi oldu bile.

Tiksinti isimli bir grubun Şeyler adındaki bir albümünden beklenebileceği üzere hayli muğlak bir eser, yeni Odraza albümü Rzeczom. Fakat bu muğlaklık, ne yapacağını bilememe gibi bir çaresizlik haliyle karıştırılmamalı. Aksine, Odraza müziğinin üzerinizdeki kontrolü mutlak ve Schadenfreude‘den itibaren yakanıza yapışıp peşinizi bırakmıyor.

Black metal saf olsun, odağı sağa sola kaymasın istiyorsanız Rzeczom pek size göre değil, baştan uyarayım. Odraza’nın müziğini cesur gibi iddialı bir sıfatla sunamam belki ama grubun çeşitlilik adına SHINING‘in, kimi Alman post-black metal gruplarının veya Amerikalı ilginç bazı black metal topluluklarının yaptığına benzer numaralara, hem de sıkça, başvurduğunu söylemek gerek. Henüz ilk parça Schadenfreude‘un ilk dakikası sona erdiğinde giren temiz gitarlı build-up veya bas odaklı, doom rifli, ilginç koro synth süslemeli ve çılgın vokalli ikinci parça Rzeczom grubun çizgi dışı bir black metal icra ettiğini anlamaya yeter. Ha, yetmezse daha albümün ikinci yarısına geçmeden karnaval havasındaki avant-garde ve karanlık kabare müziklerinde duymaya alışkın olduğumuz melodiler (…twoją rzecz też), ile abuk ritim oyunları ve black metal ile cazı buluşturan çılgınlıklar (Długa 24), Odraza’nın her gün dinlediğimiz kara metal neferlerinden olmadığını en yüksek perdeden duyuruyor zaten.

Buna karşın deli işi ve dağınık değil Rzeczom ki zaten en sevdiğim yönü de bu oldu. Metal-Archives bilgisine göre tüm enstrümanları paylaşan Konrad – Mateusz ikilisi, küçük dokunuşlarla müziğin yönünü enfes tayin ediyor. Evet, pat diye blast-beat kesilip bambaşka bir türe geçiş yapıldığı da oluyor ama aslında genele bakınca bütünlüğün bozulmadığını, Odraza’nın black metal çatısını korumayı başardığını görüyorsunuz. Bempo veya Świt Opowiadaczy gibi son sürat Polonya black metaliyle müziğin Hulk’a dönüştüğü anlarda bile Odraza bir şekilde alışılmışlık çizgisinden sıyrılmayı başarıyor. Hem gitar kullanımında hem de beste yapılarında nadiren tekrara düşüldüğü için de 53 dakika gibi uzun sayılabilecek süresine rağmen pür dikkat dinletiyor kendini.

Grubun saygımı kazandığı bir diğer nokta ise neredeyse her parçada bir kreşendo anı yaratabilme özellikleri oldu. Tek tek saymakla uğraşmayacağım; siz yorumlara girin favori anlarınızı ama her şarkıda bir noktada patlıyor Odraza ve ikinci, üçüncü turu dinlerken sabırsızca o melodik veya çağlayan kısımları beklerken buluyorsunuz kendinizi. Bu da albümün ömrünü çok uzatıyor tabii. Hem tekrarsız, hem akılda kalıcı anlarla dolu, hem dinamik hem de bütünlüğünü koruyor… Eh, ne yapsınlar daha zaten?

İşin ruhani tarafında is bu hafif git-gelli besteleri haklı çıkarmayı başaran bir anlatı kuruyor Odraza. Vokal performansı bildiğimiz black metal feryatlarının ötesinde elbette. Temiz vokaller, histerik bağırışlar, homurdanmalar… Kısacası çeşit çeşit vokal, albümün anlatacak bir derdi olduğunu hissettiriyor fazlasıyla. Sözlerden bir şey anlamak çok da mümkün değil ama işin bir güzelliği de bu olmuş bence. Kendinizi Stawrogin’in (Mateusz) yerine koyup değiştirebilirsiniz sözleri kafanıza göre.

Yalnız bir tek Młot na małe miasta‘nın (ne kadar da Shining – Han Som Hatar Människan başlamıyor mu bu şarkı peki?) bir bölümüne takıldım. Tabii bağlamı tam oturtamadığım için doğru bir çıkarım yapabilmem imkansız ama dümdüz Google Translate çevirisiyle sanki Odraza bir noktada Mgła‘ya da vuruyor gibi geldi bana. Sis anlamına geldiği için grupla hiç ilgisi olmayabilir tabii ama “Sisin ben ardını düzeyim,” dedikten sonraki mısrada da “Onlar da bu şehirdeki diğer herkes gibi yalan söylüyorlar,” denilince insan biraz şüpheleniyor. İki grup da Krakow’da bu arada. Çıkar kokusu zaten. Kendi kendime şeyapmış olabilirim gayet.

Melankoli, öfke, histeri ve çaresizliği aynı anda, küçük dozlar halinde verip insanı sersemletiyor Rzeczom. Fakat albümün herhangi bir anında gerçekten şöyle suratıma acı bir tokat yemiş gibi dağılmadığımı, göğsüme oturan gerçekliklerin ağırlığı altında nefesimin kesilmediğini veya kalbimin büyük bir öfkeyle hızlanmadığını da itiraf etmeliyim. Bahsettiğim o kreşendo anlarında dahi pek çok örneğini sıralayabileceğiniz o boğuculuk halini, böceğim ulan ben bu adamların karşısında, hissini yaşamadım pek.

Özetle eğer bu tür bir black metale karşı herhangi bir sevgisizliğiniz yoksa Rzeczom güçlü ve güçlü olmanın ötesinde keyif alarak dinleyeceğiniz, müziğinden zevk alacağınız bir albüm. Haliyle bir-iki defa çevirip şans vermenizi öneriyorum gönül rahatlığıyla. Onun dışında sözleri kavrayamıyor olmanın belirsizliği ile puan kısmında kapıyı biraz aralık bırakmak gerektiğini düşünüyorum; biraz daha kurcalayınca belki birkaç puan yukarı veya aşağıya oynayabilir. Kendi adıma ise Vengeful Spirit, Marrasmieli, Kvaen, The Spirit gibi isimleri geçebilecek mi? Onu ancak zamanla göreceğiz.

85/100


Metalperver’e destek olmak için Patreon sayfamıza göz atın!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

8 thoughts on “Odraza – Rzeczom

  • 15 Haziran 2020 tarihinde, saat 11:50
    Permalink

    Bence Ulcerate – Stare Into Death And Be Still ile beraber sadece bu yılın değil son yılların en iyi albümlerinden biri. Ayrıca Polonya black metalinde Exercises In Futility ve The Satanist dışında bununla yarışabilecek albüm olduğunu düşünmüyorum.

    Yanıtla
    • 15 Haziran 2020 tarihinde, saat 14:08
      Permalink

      Furia’nın çoğu albümünüi Graveland’in ilk dönemlerini, Zhrine’ın ilk ve tek albümünü ve Kriegsmaschine’in tamamını rahatlıkla Rzeczom’a tercih edebilirim.

      Yanıtla
    • 15 Haziran 2020 tarihinde, saat 21:54
      Permalink

      Kriegsmaschine yalnızca müzikal yönden değil söz yazımı yönünden de bu grubu tokatlar.

      Yanıtla
  • 15 Haziran 2020 tarihinde, saat 23:30
    Permalink

    aşağı yukarı katılıyorum kritik ve puana. güzel bir albüm, yılın akılda kalan albümlerinden biri olacak ama, aklımı başımdan alan bi’şey de yok ortada. en azından şu ana kadar.

    herkesin içselleştirebilmesi için fazla kişisel bir yapıt bana göre.

    Yanıtla
  • 16 Haziran 2020 tarihinde, saat 02:23
    Permalink

    Zehir henüz kanınıza karışmamış sizin! 🙂
    Vengeful Spirit tamam, ama ben Marrasmieli, Kvaen, The Spirit gibi isimlerle kıyaslamam bile Odraza’yı.

    Yanıtla
  • 17 Haziran 2020 tarihinde, saat 21:00
    Permalink

    Senenin başarılı işlerinden kuşkusuz, ama yukarıdaki arkadaşın da bahsettiği gibi bu kadar kişisel bir albümün bu kadar içselleştirilmesi durumunu ben de anlayamadım. Albüme dair ulaşılabilir tek kaynak metal archives de yazan Alkol ve Depresyon teması ve herkes de bu temayı benimsemiş, ilginç. Medico Peste de bir şeyler denemişti bu sene, onların bu kadar kaybolup da bu albümün bu kadar hypelanması üzücü. İkisi de güzel deneysel işler, yeni bir şeyler bence.

    Yanıtla
  • 5 Aralık 2020 tarihinde, saat 10:14
    Permalink

    Çok iyi albüm ya. Sene boyunca çıkmış albümlerin bir üzerinden geçeyim, özet olsun diye dinleyeyim dedim, takıldım kaldım.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.