Blackbraid – Blacbraid III
Merhaba.

Bandcamp üzerinden ilk albümünü yayımlayıp kısa sürede kendi kitlesini bulan, hatta onun da ötesine geçip Spotify’da aylık 100.000’den fazla dinlenerek yeni bir black metal fenomenine dönüşen Blackbraid, Amerikan yerlilerinin kültürel mirasını atmosferik black metale yedirmek gibi henüz suyu çıkarılmamış taze bir fikirle çıkagelince özellikle Kuzey Amerika’da çok çabuk benimsendi; tematik işlere, atmosfer tabanlı, yarı-melankolik black metale yatkın Avrupa dinleyicisine ulaşması da uzun sürmedi elbette. Folk tabanlı atmosferik kısımları, hepimizin çok özlediği o AGALLOCH‘a öykünen halleri, orta tempodaki dinamik besteciliği derken 2022’de ortaya çıkmasına rağmen 3-4 sene içerisinde ortalığı kasıp kavuran bir şeye dönüştü Blackbraid.
Blackbraid I ve ondan yalnızca 11 ay sonra yayımlanan Blackbraid II, Sgah’gahsowáh rumuzlu Jon Krieger’ın güçlü ve zayıf yönlerini net şekilde ortaya koymuş, denge kurmakta zorlansalar da akılda kalıcı parçalarla iz bırakmayı başarmış albümlerdi. Blackbraid II son bölüme doğru bayağı dağılıyordu ama müzisyen toyluğu, işin arkasında bir şirketin olmaması gibi faktörleri de değerlendirmeye almak lazım. Acayip bir hype da var nihayetinde, bu kadar ilgi görmüşken kısa sürede 2. albümü çıkarıp ilk albümde var olan her şeyi ikiye katlama, büyültme psikolojsi normal. Yine de atmosferik black metal albümünü cover ile bitirme fikri bile başlı başına bir acemilik bana sorarsanız.
Gelelim Blackbraid III‘e. Benim için açıkçası ölüm kalım meselesi gibiydi bu albüm biraz. İki yıl süren hazırlık aşaması, baştaki o heyecan kasırgası dağıldıktan sonra Sgah’gahsowáh’ın kafasındakileri, müziğini daha rafine bir getirip getiremeyeceğini görmek açısından projenin kırılma noktası olacağını düşünüyordum ve üzerinden geçen bir ayın sonunda rahatlıkla bunun şu ana kadar çıkmış en düzgün, en sağlam Blackbraid albümü olduğunu söyleyebilirim.
Aslında folk tabanlı atmosferik bölümlerin haddinden fazla uzaması, bir kez daha albümü bir cover ile bitirme tercihi gibi geçmişte eleştiri konusu olmuş şeylerin birçoğu hala yerinde duruyor. Sgah’gahsowáh, davulda destek aldığı Neil Schneider haricinde tümüyle tek başına ve bu pek çok tek kişilik projede olduğu gibi bazı sorunların tespit edilmesini zorlaştıran bir unsur. Kendi bildiği yoldan devam ediyor Sgah’gahsowáh kardeşimiz ve bu en azından kısa vadede pek değişecekmiş gibi görünmüyor. 53 dakika albümün 11-12 dakikası doğa yürüyüşleri, kuş sesleri, akustik gitar, çeşitfli üflemeliler vb. unsurlardan oluşan ara fasıllarından ibaret; üzerine Lord Belial yorumu (Fleshbound) ve diğer 1-2 epik parçadaki akustik girişleri de eklersek aslında saf, şöyle müzik müzik diyebileceğimiz elimize 30-35 dakika kalıyor. Sene olmuş 2025, zaten albüm dinleyen insan sayısı her gün düşerken neredeyse üçte birlik süreyi böyle şeylerle doldurmak… Bilemiyorum Altan.
Öte yandan bu tip şeylere takılmaz, Sgah’gahsowáh’ın bu Amerikan yerliliği temasını bir gimmick olarak değerlendirmezseniz eğer (Jon Krieger’ın bir Amerikan yerlisi olmadığına, tüm bunların bir pazarlama unsuru olduğuna dair ciddi iddialar var) Amerika’nın devasa genişlikte, harikulade manzaralar sunan doğal güzellikleri arasında uzun, maceralı bir yürüyüşe çıkmış gibi hissettiriyor Blackbraid III. Wardrums at Dawn on the Day of My Death, enerjik ve yakıcı black metaliyle bu gezinin hiç de sıkıcı olmayacağını garanti ederken doğal sesler ve yerlilere özgü enstrümanların öne çıktığı anlar da güzelliklerin gözden (kulaktan) kaçmamasını sağlıyor. The Dying Death of a Sacred Stag‘in hem çiğ hem de duygusal tınlayabilen gitarları, And He Became the Burning Stars‘ın folk/doom/black kırması halleri; tamamı Blackbraid’in bugüne kadar güçlü olduğu tarafların en saf, en rafine örneklerini sunuyor.
Blackbraid III, iyisiyle kötüsüyle bir Blackbraid albümü ve çok kısa zamanda bu kadar kendi kendini açıklayabilen bir tarz benimsenebilmiş olması bence değerli. Buna karşın hala eksikler, törpülenmesi gereken fazlalıklar mevcut ve bence en olgun, en güçlü formuna kavuşamadı bu proje henüz. Blackbraid IV için hala fazlasıyla umutlu ve heyecanlıyım, fakat yine de sen aceleci davranma Sgah’gahsowáh kardeşim.
84/100


