Metalde Yeni Düzen: Doğu Bloğu II

Merhaba.

Okurlarımızdan “gagnslausfaviti” tarafından kaleme alınan, geçtiğimiz hafta ilk kısmını paylaştığım Metalde Yeni Düzen: Doğu Bloğu yazısının yeni bölümüyle karşınızdayız. Doğu Avrupa ve Rusya dolaylarında yükselişe geçen black metalin yeraltındaki cevherlerine mercek tutmaya devam ediyoruz, buyursunlar:


Merhaba sevgili metalperverler. Bir önceki yazıda metal müziğin yeni evinin başta Polonya olmak üzere Ukrayna ve Rusya’ya doğru kaydığını söylemiş, 2021’de çıkan single, EP ve albümler üzerine konuşmuştuk. Burada da yine aynı konu üzerine konuşacağız ve çerçevemizi biraz daha genişletecek, daha farklı açılardan ülkelere ve müziğe göz atacağız.

Sznur – dom człowieka

Sznur, Lehçe’de ‘’halat’’ anlamına geliyor. İntihar ve mizantropi başlıklarıyla black metali harmanlayan grubumuz bu 17 Nisan’da 3. albümünü çıkardı. 2018’de kendi adını taşıyan Sznur albümüyle çıkış yapan ve 2019 yılında da Zabić się będąc martwym albümüyle kariyerine devam eden grubumuzun son albümü ise dom człowieka. 31 dakika uzunluğunda olan albümde her parça ortalama 6 dakika sürüyor.

Enstrümantal girişlerden hoşlanan birisi olarak, bu albümde paldır küldür parçaya girişleri duyunca bir duraksadım. Aslında black metalde alışkın olduğumuz şeyler ancak son çıkan; en azından benim dinlediğim albümlerde pek böyle girişler yoktu.

Favorim değil ama ritmin belirli bir kıvamda devam etmesi, gereksiz iniş-çıkışlar olmaması benim kulağıma hoş geldi. Açıkçası müzikte yenilikten hoşlansam da klasik tarzda ürünler görmek de insanı mutlu ediyor.

Benim albümdeki favori parçam, aynı zamanda albüme adını veren dom człowieka oldu.


Trna – Istok

St. Petersburg, Rusya çıkışlı post-black metal grubu Trna’nın neredeyse tamamı enstrümantal parçalardan oluşan albümü Istok, geçtiğimiz 3 Eylül’de çıkış yaptı. Albümün adı, Kosova’dan Adriyatik’e akan bir nehir olan Istočka’dan geliyor ve su kaynağı anlamı taşıyor. Albüm kapağında da bunu görmek mümkün.

Toplamda 7 parçadan oluşan ve 1 saat 3 dakika uzunluğunda olan albümde, albümün üçüncü parçası olan Shining Portekizli black metal grubu GAEREA ile çalınmış. Shining, albümün enstrümantal olmayan tek parçası aynı zamanda; tam olarak 12 dakika 42 saniye uzunluğunda. Parça ayrıca enstrümantal olarak da albümde bulunuyor ve benim albümdeki favori parçam kesinlikle.

Trna, 2015 yılında ‘’Pattern of Infinity’’, 2016 yılında ‘’Lose Yourself to Find Peace’’ ve 2018 yılında ‘’ Earthcult’’ albümlerini çıkardı. Grup kendini black metal yerine ‘’Celestial Blackgaze’’ olarak tanımlıyor. Depresif, sisli bir hava hakim tüm parçalarda. Özellikle Istok albümünde yoğun bir Depresif black metal havası hissedebiliyorsunuz.


Spell of Dark – Ghost From the Past

Rusya’dan devam ediyoruz. Novosibirsk çıkışlı bir tek kişilik proje olan Spell of Dark’ın geçtiğimiz 26 Şubat’ta çıkan albümü Ghost From the Past, yeterince iyi bir albüm bana kalırsa. 7 parçadan oluşuyor ve 50 dakika 41 saniye uzunluğa sahip.

Atmosferik/Ambiyans black metal olarak kendini tanımlayan ve müziğinde doğa, yas ve kış öğelerini bolca kullanan projenin neredeyse tüm albüm ve EP kapaklarında ağaç, orman, su ya da kar var.

2000’li yılların ortalarında tek albüm çıkarıp piyasadan çekilen İskandinavya’lı grupların albümlerini hatırlattı bana. Ancak güzel olan kısmı, projenin etkin bir şekilde ilerlemesi. 2019’da çıkardığı The Vastness albümünden önce 2 albüm, 2 EP ve 2 single çıkararak gayet iyi bir noktaya taşıdı kendini ve daha da iyiye doğru gidiyor. Çok az bir dinleyiciye sahip olsa da yakın bir zamanda daha çok tanınması, yaptığı kaliteli işler ile çok olası gözüküyor.

Benim favorim, albümün ikinci parçası olan Echo of Curse.


Running Over the Horizon (EP)

26 Temmuz’da çıkış yapan Running Over the Horizon, 4 parçadan oluşmakta ve 24 dakika 39 saniye uzunluğa sahip. Son çıkan albüm Ghost From the Past’a göre daha yoğun bir tona sahip. Atmosferik havasını hala taşıyor ama özellikle ilk parça olan Eternal Silence of Dead Child parçasında blackgaze/post metal esintileri görebiliyoruz. Bu müziğin odağını kaçırmaktan çok zenginleştirmiş ve bayağılıktan kurtarmış benim gözümde. Çünkü önceki işlerine baktığımızda aşağı yukarı aynı çizgide giden bir parça işleyişini değiştirilmiş ve güzel de olmuş. Bu EP’de her parça, üstüne yeni bir şeyler koyularak ilerlemiş ve son zamanlarda gördüklerimize nazaran daha progresif bir iş.

Burada favorim, Way into the Night parçası oldu.


Angrrsth – Donikąd

Toruń, Polonya çıkışlı black metal grubu Angrrsth ile devam edelim. Geçtiğimiz 17 Nisan tarihinde çıkış yapan albümleri Donikąd ile müzik platformlarında kayda değer bir dinlemeye ulaştılar. Grup 2018 yılında Znikąd adlı EP’sini piyasaya sürerek müzik dünyasına girmişti. Bu albüme ismini veren Donikąd ise ilk olarak 2020 yılının 31 Temmuz’unda single olarak dinleyiciyle buluştu. Albüm 7 parçadan oluşuyor ve 35 dakika 53 saniye uzunluğuda.

Grubun kullandığı isimler benim çok ilgimi çekti. Znikąd; bir anda ortaya çıkan, Donikąd ise hiçbir yere varmayan tartışma anlamı taşıyor. Parçalarının adları da bakılıp geçilecek cinsten değil. Örneğin Donikąd albümünde A czego tu się bać?; “Bunda korkacak ne var?”, Niech się zaprze samego siebie; “Kendini inkâr etmesine izin ver,” anlamını taşıyor. İronik, bolca metafor barındıran, görmek istediğimiz şeyler bunlar.

Albümde genel olarak Polonya black metalinin o bitter tadını alabiliyorsunuz. İskandinavya’dan farklı olarak daha yüksek bir ritim ve enstrümantal ağırlıklı parçalar hakim albüme. Benim favori parçam ise Niebyt zmyślony.


Mist Tower – Obsession (EP)

Biraz hava değişimi?

Odesa, Ukrayna çıkışlı psikodelik stoner/doom metal grubu Mist Tower’ın geçtiğimiz 18 Mayıs’ta çıkardığı Obsession albümüne bakalım. Albüm 5 parçadan oluşuyor ve 34 dakika 51 saniye uzunluğunda. Genel olarak tüm parçalar, 3.nesil bir kahvecinin içinde çalabilecek tarzda, yumuşak tınılar barındırıyor. EP içinde bulunan Devil’s Knife parçası ilk olarak 2020 yılının 8 Temmuz’unda, single olarak yayınlanmış. Parça isimleri ise Pandemic, 4th July gibi belirli olaylar çevresinde şekillendirilmiş. Parça geçişlerinde bu farkı çok daha iyi anlayabiliyorsunuz. Gelecek vadeden bir grup Mist Tower, yaptıkları işi önemsiyor gibi gözüküyorlar.

Benim favori parçam albümün dördüncü parçası olan Vibrations.


Varmia – bal Lada

Bu yazıda bahsedeceğimiz son albüm ise yine Polonya’dan.

2017 yılında Z mar twych albümüyle çıkış yapan ve 2018 yılında da W ciele nie albümüyle yoluna devam eden Warmia’nın son albümü olan bal Lada, 10 parçadan oluşuyor ve 58 dakika 37 saniyelik bir uzunlukta. Albüm 12 Mart tarihinde çıktı ve müzik platformlarında, grubun en çok dinlenen eserlerini barındırıyor. Bu albüm ile Varmia, müzik çevrelerince daha iyi tanınmaya başladı dersek yanlış olmaz.

Black/folk Metal ile pagan ögelerini harmanlayan grubun, bu albümde eski Kelt ve İskandinav kabilelerine ait talharpa, koç boynuzundan yapılan bir çeşit enstrüman ve ahşap tuba adı verilen bir çeşit düdük kullandığını, bu sayede daha derinlikli ve içselleştirilmiş bir eser ortaya koyduğunu görüyoruz. Ayrıca vokallerde de Antik Avrupa kabilerinin kutsal törenlerinde icra ettiği yöntemler kullandıklarını belirtiyorlar.

Her açıdan dikkate değer ve farklı bir albüm bal Lada. Favorim, bana Hedningarna’nın Trä albümünü çağrıştıran O.


Metalperver’e kendi yazılarınızı göndermek için korhan@metalperver.com adresinden iletişime geçebilir, siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON’da aramıza katılmayı düşünebilirsiniz:

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.