Kayo Dot – Moss Grew on the Swords and Plowshares Alike

Merhaba.

New York çıkışlı usta müzisyen Toby Driver’ın kendine has bir tarzı ve ona gönülden bağlı bir kitlesi var. Yıllar içerisinde MAUDLIN OF THE WELL, KAYO DOT, PYRAMIDS ve kendi adı altında çıkardığı albümler, onu avangart müzik dünyasının önemli figürlerinden birine dönüştürdü ve yaklaşık 26-27 yıla yayılan kariyerinde Toby Driver da sevenlerini neredeyse hiç yanıltmadı.

Yanıltmadı ama, bu uzun süreçte de neredeyse her albümünde yeni bir şeyler denemekten, seslerle oynamaktan da geri kalmadı. Uzun uzadıya Toby Driver anlatmaktansa kabaca Kayo Dot’un son dönemi üzerinden yeni albümün incelemesine doğru uzanacak olursak, klavye ağırlıklı deneysellikler barındıran Coffins on Io ve Plastic House on Base of Sky gibi albümlerin ardından, 2019 yılında yayımlanan Blasphemy sayesinde Toby’nin yeniden gitarı merkeze koyduğuna, progresif rock tabanına yayıldığına şahit olmuştuk. Moss Grew on the Swords and Plowshares Alike ise Toby’nin maudlin of the Well‘in (grup böyle yazıyor genelde ismi) yeniden birleşmesinden etkilendiği, sanki geçmişteki sert ve karanlık günleri anımsayarak o dönemden fırlamış bir şeyler yapmak istediği bir albüm olarak görünüyor.

10. stüdyo albümünde Toby Driver’ın Kayo Dot’unda bazı kadrosal değişiklikler de mevcut. maudlin of the Well elemanları Jason Byron ve Greg Massi de Toby’e destek olmuşlar ve biraz daha grup çalışması gibi hissettiren bir albüm çıkmış ortaya. Ayrıca hemen baştan belirtmek lazım ki yaklaşık 10 senedir Kayo Dot’un bu kadar sert (en son Hubardo‘da vardı galiba bu tip agresiflikler) tınladığını duymamıştım. Gotik metal, progresif metal, death/doom metal, gotik rock, post-punk ve deneysel sularda gezen Toby, belirsizliklerden vücut bulan bir melankoli halini, maceracı olduğu kadar tanıdık (onun müziğini bilenler için) bir biçimde sunuyor.

Detaylardan bahsetmek gerekirse ilk kulağa çarpan şey sözlerin anlaşılabilirliğini bozmasa da çok daha sert, kirli ve agresif olan vokaller. İlk kez ilk parça The Knight Errant‘ın hemen başında duyduğumuz bu vokal, albüm boyunca da sık sık karşımıza çıkıp Moss Grew on the Swords and Plowshares Alike‘ı çok daha metal bir hale getiriyor. Özellikle beş dakika süren, en kısa parça konumundaki Spectrum of One Colour, tomlar üzerinde gezinen davulculuğu, Toby’nin neredeyse her mısrayı farklı bir vokal ile söylemesi ve orta bölümde parçaya dahil olan psikodelik klavyelerin etkisiyle hayli metal tınlıyor. The Necklace‘da konuyu atmosferik black metal noktasına getiren çığlıkları ve daha pek çok örnekle uzatılabilecek ama büyüsünü bozmak istemediğim için durduğum detaylarla Toby Driver, kariyerinin en özel vokal performanslarından birini çıkarıyor. Her albümde biraz daha iyi söylüyordu zaten ama bu sefer müziğindeki tür tanımazlığı vokaline de adapte edip iyice coşmuş resmen.

Toby Driver ilham aldığı onlarca farklı müziği parça pinçik edip oralardan aldığı minik parçaları kendi üslubunca birleştirmeyi, üstünkörü değerlendirmelerle çok da anlaşılamayacak sanat eserleri yaratmayı seviyor. Moss Grew on the Swords and Plowshares Alike da, yüzeyde karanlık bir progresif metal albümü görünse de aslında detaylarında pek çok farklı, minik anlatıya sahip. Yapısızlık, dekonstrüktivizm gibi dengeli bir iş çıkarmak isteyen birinin pek de yanına uğramaması gereken fikirler üzerinden böylesi güçlü, bütüncül ve oturaklı eserler yaratma konusunda çok az müzisyen ve dinleyici Toby Driver ile aynı noktada ama eğer onun avangart bakışının dinamiklerini anlamayı başaranlar için, Moss Grew on the Swords and Plowshares Alike içerisinde de keşfetmeye açık pek çok yan yol, kendini belli ediyor bir süre sonra. Tabii hakkını vermek lazım; Greg Massi’nin bazen herhalde bu soloyu 2. defa, aynı şekilde atmaz, dedirtecek kadar kafasına göre gibi hissettiren solo gitarları ise, Void in Virgo, Get out of the Tower (favorilerimden biri) ve Epipsychidion gibi parçalara seviye atlatıyor.

En özel anlar ise en sona saklanmış durumda. Epipsychidion, 13 dakikayı aşan süresiyle zaten niyetini belli ediyor ama blast-beat ile açılmasını, atonal gitarlarla Toby’nin ortamı şer ve günah yuvasına çevirmesini beklemiyordum gerçekten. Henüz bu patlamanın etkilerini atamadan da drone dünyasına geçiyor ve karanlık bir delik var olan her şeyi ağır ağır, sindire sindire yutmaya başlarken klavyesiyle bu sahneye fon müziği yapıyor Toby. Orta bölümdeki enfes sololar, arada yükselip alçalan bas gitar cızırtıları derken Kayo Dot’un ne olduğu, neye dair olduğu bir kez daha, şüphe götürmez biçimde açığa çıkıyor. Sadece bu kapanış parçasının etkisini arttırsın diye bile albümü baştan sona dinleyip öyle gelmeli Epipsychidion‘a.

Kayo Dot’tan hiçbir beklentim yok, çünkü Kayo Dot dinleyicisini beklentiye sokacak kadar düzenli veya programlı bir grup değil. Haliyle Moss Grew on the Swords and Plowshares Alike çıkmadan önce gelsin de bakarız, gibi bir noktadaydım ama buna rağmen Toby Driver ve kurmayları beni şaşırtmayı, ters köşeye yatırmayı ve bozguna uğratmayı başardı. Özel ve kitlesi belli bir albüm de olsa Moss Grew on the Swords and Plowshares Alike, 2021’in en kaliteli işlerinden biri ve sadece puanına bakıp bu neymiş yahu, diye albümü açarsınız belki diye bir-iki cümle kurmak istedim hakkında… Keşke ULVER de bir gün yeniden delirip bu ayarda bir iş yapsa.

88/100


Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON’a katılmayı düşünebilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “Kayo Dot – Moss Grew on the Swords and Plowshares Alike

  • 8 Kasım 2021 tarihinde, saat 15:54
    Permalink

    Bugün beni heyecanlandıran şey bu kritik oldu. Günün sonuna kadar bunu değiştirecek bir olguyla karşılaşmam herhalde hahah çünkü son bir kaç albümdür fazlaca fularlı hissettiren kayo dot’dan yeniden kontrollü ataklar, tanıdık aile içi kavgalar, belli belirsiz agresyonlar duyma beklentisindeyim:)

    Yanıtla
  • 11 Kasım 2021 tarihinde, saat 12:45
    Permalink

    Toby Driver’in cok hastasi degilimdir, KAYO DOT da en son “Coffins on Io” ile ilgimi cekmisti ama bu album harika olmus gercekten. Son yaptiklari isleri de sevsem de son cumlene de o kadar katiliyorum ki.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.