Devin Townsend – Infinity

Merhaba.

Okur ve PATREON destekçilerimizden Duodenum, geçtiğimiz hafta başladığı hızlandırılmış Devin Townsend derslerine kaldığı yerden devam ediyor. Bu defa konumuz Infinity albümü. Bakalım delikelimiz bu defa neler yapmış:


Müzikle uğraşanlar bilir, bazı şarkılar kendilerini yazar. Beste yapmak için enstrümanınızı alırsınız, bir rif diğerini takip eder ve bir bakmışsınız şarkı bitmiş. Bu olayı ilk defa kafası güzelken yaşayan Devin Townsend, tek oturuşta Truth’u yazmasıyla psikotik eğilimlerin ve kullandığı maddelerin de etkisiyle bunun ilahi bir ilham ve kutsal bir görev olduğuna inanmış ve hayatındaki diğer her şeyi bir kenara bırakıp Infinity’yi yazmaya koyulmuştu.

Bu kutsal görev için giyiminden saçına her şeyini değiştiren Devin, müziğini de buna uygun besteliyordu. SYL’in kasıtlı olarak çirkin müziğini de Ocean Machine’in melankolisini de bir kenara bırakmış; mükemmel, temiz ve beyaz bir müziğe başlamıştı. Kariyerinin geri kalanında sıklıkla kullanacağı gitar tonunu da bu albümde oturtmuştu. Açılışı yapan Truth ilk notaları ve büyüklenmeci atmosferiyle albümün niyetini açıkça belli ediyor zaten; hayatın anlamını açıklamaya çalışan bir eser bu.

Kayıt sürecinde Gene Hoglan’ın davul setindeki fazlalık gördüğü her şeyi çıkararan Devin, davul çalarken kendini bir dağın tepesinde aşağıdaki insanlara hakikati anlatan bir bilge olarak hayal etmesini istiyor ve Hoglan’ın kariyerindeki en farklı performanslarından birini duyuyoruz. Big band tarzında yazılmış Bad Devil’da swing hissi verirken Noisy Pink Bubbles’ta ne kadar zevk sahibi bir davul yazımına sahip olduğunu gözümüze sokuyor. Tek bas davul pedalı ve 5-parça davul seti kullanmasına rağmen devasa tuşesiyle çaldığı her şeyin etkisini kat kat arttıran Hoglan, Devin’in elindeki en güçlü silahlardan biri.

Devin dendiğinde akla gelen inanılmaz geniş ses aralığı da bu albümle oturuyor. Arka arkaya gelen Christeen ve Bad Devil’da City’den bu yana ne kadar geliştiğini görüyoruz ve albüm boyunca da şaşırtan kusursuz bir performans sunuyor.

Infinity’nin en sevdiğim yanı her şarkının bambaşka kafalarda olması. War gibi deli işi bir şarkının arkasından gelen Soul Driven Cadillac adeta şefkatli bir hava yaratırken onun ardından Ants’le virtüözite ve kakafoniyi birlikte tadıyoruz. Sonrasında her dinlediğimde dandik sesimle eşlik etmeye çalıştığım Wild Colonial Boy ise albümü bambaşka bir ruh haline sokuyor. Bunların hepsi olurken bütünlük hissinden zerre ödün vermiyor Infinity ve işte progresif metal budur dedirtiyor. Bu özelliği kimi dinleyicilerin bir şarkıya bayılıp bir başkasını çok sıkıcı bulmasına sebep olabilir tabii. Şahsen ben neşesi ve sözleriyle Bad Devil ve psikiyatrik durumumdan (DEHB) dolayı sonundaki çıldırma anıyla çok rahat özdeşim kurduğum War’a tapıyor, All Life Is Dynamics hariç her şarkıya da bayılıyorum. Dinleyen herkesin kendine göre en az bir şarkı bulabileceğine de eminim.

Infinity çıktıktan sonra ilk defa akıl hastanesine yatırılan Devin, yatağında elinde CD’yle oturur. O kadar önemli bir andır ki bu uğrunda her şeyi kaybetse de Infinity’ye değerdir. Oynat tuşuna basar ve ilk notaları duyduktan kısa bir süre sonra yanıldığını farkeder. Şimdi herkesten özür dilemesi gerekmektedir. Bu özür bir sonraki albüm Physicist’i oluşturacaktır.

92/100


One thought on “Devin Townsend – Infinity

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.