Klasik Bir Cumartesi: Emperor – In the Nightside Eclipse

Merhaba.

Metal tarihinin en önemli ve güçlü eserlerini masaya yatırdığım Klasik Bir Cumartesi’de 1994 yılına bir pencere açalım istiyorum bu hafta. Zamanında Geçmişe Dönüş – 1994 Spotify listemde bol bol övdüğüm, dinle dinle bitmeyecek bir yıl 1994 ve ekstrem metal tarihi adına unutulmazlarla dolu; özellikle de black metal tarihi adına. Düşünsenize, DARKTHRONE‘un Transilvanian Hunger‘ı, MAYHEM‘in De Mysteriis Dom Sathanas‘ı ve BURZUM‘un Hvis Lyset Tar Oss‘ı yaptığı, MARDUK‘un Opus Nocturne ile Norveç’in bu savaşta yalnız olmadığını gösterdiği seneden bahsediyoruz. Tabii en az bu dörtlü kadar önemli, kıymetli ve black metalin şekillenmesinde rol oynayan bir albüm daha var ve artık ondan da bahsedip beş köşeli yıldızı tamamlamanın vakti geldi: Norveç black metali efsanesi Emperor’ın ilk albümü ve aynı zamanda senfonik black metal türünün ilk eseri In the Nightside Eclipse incelemesine hoş geldiniz.

1993’ün yedinci dolunayında kaydedilip 1994’te yayımlanan In the Nightside Eclipse, provokasyonunu çirkinlik, kaos ve geçit vermez bir gürültü inşası üzerinden kurgulayan black metale yeni bir yol göstererek black metalin çok daha epik, dramatik ve ihtişamlı olabileceğini kanıtlayan ilk eser. Emperor’ın yoğun klavye kullanımı ve efektler aracılığıyla yarattığı atmosfer, ikinci dalga black metalinin o dev dalgasını kırarak pek çok ayrı, küçük black metal dalgasına ilham verdi ve black metalin alt kollara ayrılıp zenginleşmesini sağladı. Salt müzik açısından bakıldığında senfonik black metal formülünü ve kurallarını belirleyen albüm tartışmasız olarak In the Nightside Eclipse ve sadece bu özelliğiyle bile bir klasik olarak anılmayı hak ediyor fazlasıyla.

İşin ilginç tarafı ise türündeki ilk albüm olarak hiç de ilk olmanın tecrübesizliğini, toyluğunu hissettirmemesi. Emperor’ın düzenlemelerinde, işçiliğinde ve ruhunda kusur bulmak, bugünden bakınca bile neredeyse imkansız. Hele ki elemanların yaşlarını (Ihsahn 19 yaşında mesela bu albüm çıktığında), küreselleşmeden bihaber dünyanın durumunu (erişim, müzikal açıdan gelişim gibi taraflardan bakın konuya), hepsini geçtim dönemin Norveç black metali ortamındaki topyekün ergenliği düşündüğünüzde Emperor’ın bu kadar olgun, pişmiş bir eserle çıkagelmesi olacak iş değil. Aradan geçen yirmi altı yıl içinde bu türde yüzlerce albüm çıktı belki ama hala boynuz kulağı geçemedi açıkçası. Ha, geçtiyse de Anthems to the Welkin at Dusk ile yine Emperor’ın kendisi geçti. Gök gürültüleri, karanlığı yırtan çatallı Ihsahn çığlıkları ya da Şeytan için bestelenen tüm o karanlık ilahilerin mistik, tekinsiz atmosferi…Bunların hepsi iyi hoş ama In the Nightside Eclipse‘in en ürkütücü tarafı bunlar değil; üzerinden geçen çeyrek asıra rağmen hala en tepede, zirvede durmaya devam edebilmesi.

Aynı yıl içerisinde MARDUK‘un harika Sulphur Souls‘unun meşhur geçiş rifine ilham veren Cosmic Keys to My Creations & Times (belki de çaldılar gerçi; bir gün sorayım da ağzıma postalı soksun Morgan) ve bugün black metal marşı olarak sayabileceğimiz beş parça arasında rahatça kendine yer bulabilen I am the Black Wizards haricinde neredeyse her konserin vazgeçilmezi Inno a Satana gibi öne çıkan efsaneler barındırsa da her parçanın bir diğeriyle güçlü bir bağı, o nedenle de toplamda enfes bir atmosfer var. Emperor’ın diğer gruplardan ayrılmak için değil de hakikaten yapmak istediği müziğin ihtiyaç duyduğu unsur bu olduğu için kullandığı klavye dışında gitarlar da zaten o dönemin black metal gitarlarına göre çok daha detaylı, incelikli bir işçilik barındırdığı için albümdeki her şarkı, Emperor’ın daha ilk günden sahip olduğu ağırlığı ve müzisyenliği hissettiriyor. Bu arada Cosmic Keys to My Creations & Times ve I am the Black Wizards (bu iki şarkının sözlerinin şu an goblin makyajı ve dungeon synth mevzularıyla bildiğimiz, grubun eski klavyecisi MORTIIS‘e ait olduğunu biliyor muydunuz?) 1993’ten beri grubun üzerinde çalıştığı parçalar zaten (1993 çıkışlı Emperor EP’sinde de yer alıyorlar) ve Beyond the Great Vast Forest ise 1992’de çıkan ilk demoları Wrath of the Tyrant‘taki My Empire’s Doom‘un yeniden kaydedilip sözleri değiştirilmiş hali. Yani grubun kendi materyali üzerindeki hakimiyeti, enstrümanlarında ve müzikte geliştikçe bestelerini güncelleyip düzeltmeleri…18-19 yaş diyorum arkadaş. Sen nasıl ya?

Aklınıza gelebilecek neredeyse tüm ikinci dalga gruplarıyla çalışmış ve İskandinav black metalinin önemli figürlerinden prodüktör Pytten’e sorulduğunda da on altı kanal analog kaydından midi klavyelerine, çeşit çeşit ses modüllerinden ATARI bilgisayardaki sekiz kanal dijital kayıtlarına kadar, diğer black metal albümlerine nazaran bu kayda çok daha fazla zaman ve emek harcandığını söylüyor. Ihsahn da süreçten bahsettiği bir röportajında The Majesty of the Night Sky‘ın son haline gelmeden önce 17 defa misklendiğini söylemiş. Grubun konuya bu kadar profesyonel yaklaşması ve kafasında ne istediğine dair bu kadar keskin, net bir fikre sahip olması inanılmaz gerçekten. Zaten eğer Metal-Archives‘a bakarsanız albüm çıkışı için Şubat-1994 diyor ama aslında Aralık ortasına kadar gecikiyor albümün yayımlanması. Miks – master işlerinin 9 Ağustos’ta sona erdiği, Pytten tarafından teyit edilmiş bir bilgi mesela. 1993 Temmuz’u civarında biten kayıtlar sonrasında neredeyse bir buçuk sene sürüyor yani post-prodüksiyon işleri ve albümün çıkışı, düşünsenize. Günün sonunda bu kaydı alanların da biri eşcinsel birey cinayetinden, öteki kilise kundaklama suçundan, bir diğeri de fiili saldırıdan hüküm giymiş, hapis yatmış dört tane it-köpek ergen ha. İnsan hayret etmesin de ne yapsın bazen. İyi yaşı yetmiyormuş Ihsahn’ın bu tiplerle içip sıçmaya, yoksa o da bozardı kesin façayı.

klavyede LEPROUS insanı Einar var.

In the Nightside Eclipse, hem yeni bir türün kapılarını araladığı için hem de black metalin profesyonel bir müzik olarak çıtasını yükselttiği için zamansız bir albüm ve ne kadar konuşsak az. Çıktığı gün ortalığı kasıp kavurmadı belki ama her geçen gün değeri artan bir eser olarak ilhamını, gücünü ve ihtişamını korumaya devam ediyor. O yüzden henüz tanışmadıysanız Emperor ve In the Nightside Eclipse müziğiyle tanışmanıza, zaten biliyorsanız da tekrar hatırlayıp görkemiyle ürpermenize vesile olmak istedim. Şimdi müsaadenizle karanlığın çağrısına kulak verip ay ışığının altında kendi yolumu çizmek üzere aranızdan ayrılıyorum: Inno! A! Satana!

100/100


Metalperver’de olan bitenden memnunsanız aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreon’a bir göz atın:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.