Rorcal – Muladona

Metal müziği alt kollarına ayırma işi son yıllarda gittikçe zorlaşır hale geldi. Yıllar, yıllar önce – grubu henüz dinlememişken – ilk defa ANAAL NATHRAKH’ın Encyclopaedia Metallum sayfasına denk gelip de tür kısmında Industrial Black Metal/Grindcore yazdığını görünce ‘Ahahah nasıl lan’ dediğimi, sonrasında grubu dinleyip de ‘Hmm evet sert müzik’ten öte bir yorum yapamadığımı baya net hatırlıyorum mesela. RORCAL da yukarıdaki cümledeki sert müzik olarak tanımlanabilecek gruplardan bir tanesi denilebilir. Sludge, doom, post-hardcore, black metal, şu, bu – ne ararsanız bulmanız olası. Elbette bu tarz etiketler teoride ancak yazıyı sitede kategorize etmek için kullanılırken yararlı; fakat hepimizin istemsiz de olsa kısmi bir tür ön yargısıyla grup keşfine çıktığımızı düşünürsek, pratikte işler pek öyle yürümüyor. Her neyse.

2013 yılında çıkarttığı “‌Világvége“ ile tanıştığım RORCAL, İsviçre’nin az ama öz çıkarttığı metal gruplarından bir tanesi. Hem o albüm, hem de sonrasındaki “Creon“ her ne kadar dinlenilmesi biraz güç eserler olsalar da, grubun çeşitli tarzları bir potada eriterek dinleyicinin göğsünün üzerine sağlık topu gibi çökmeyi başarmasıyla, biraz emek veren müzik severleri fazlasıyla tatmin edecek işlerdi. Çalma süresi olarak şimdiye dek en kısa eserleri olan ve 35 dakikanın üzerine ancak çıkan “Muladona“ ile biraz daha kolay dinlenilebilir bir işe imza atmışlar; bunu yaparken ise sertlikten neredeyse hiç taviz vermemeyi başarmışlar. Baştaki ANAAL NATHRAKH analojisi de biraz daha yerine oturuyor galiba burada.

Zaten kısa olan “Muladona“nın açılış ve kapanışının da uzun konuşma pasajlarından oluştuğunu göz önüne alınca aslında ortada epeyce az müzik var maalesef. Biraz araştırınca bu albümün bir çok açıdan bir EP gibi durduğunu söylemem gerek; her ne kadar piyasaya normal bir LP olarak sürülmüş olsa da. Sanırım EP deyip değerini düşürmek istememelerinin en büyük sebebi “Muladona“nın aynı isimdeki bir romandan esinlenilmiş, ona paralel olarak ilerleyen bir eser olması. RORCAL’ın kendisi gibi Cenevalı olan yazar Eric Stener Carlson‘ın 2016 yılında çıkarttığı romanı, Texas’taki Incarnation adlı bir kasabada İspanyol Gribi döneminde geçen bir korku hikayesi. Albümümüz de kendisine direkt olarak bu romanı konu ediniyor.

Romanı henüz okumadığım için hikayenin albümde değinilmeyen kısmı ile ilgili pek bir yorum yapamayacağım elbette; ancak eğer RORCAL müzikal olarak romanın verdiği hissiyatı yansıtmaya çalıştıysa karşımızda iyi yerleştirilmiş bir yumruk gibi bir şeyler olduğunu söyleyebilirim. Tekinsiz ve cızırtılı enstrümantallar üzerine, yazarının romandan bizzat okuduğu bir pasajla açılan “Muladona“, pasajın bitimiyle hemen hemen yarım saatlik bir sonik bombardımana başlıyor. Sludge etkilerinin derin bir şekilde kendini gösterdiği ve sık sık taramaya düşen gitarlar ile, bir şeyleri tebliğ edercesine kararlı patlayan davullar darbe üzerine darbe indiriyor. Grubun “Világvége“den beri vokallerini üstlenen Yonni Chapatte ise benim için RORCAL’ı ilk dinlediğimden beri gizli yıldız konumunda. Çok mu özel işler yapıyor, hayır; fakat sesinin yüksekliğini müziğin gidişatına göre ayarlayarak kimi zaman belli belirsiz duyulan bir hale geçiyor, kimi zaman ise en öndeki karakter haline geliyor ve tam bir sludge/post-hardcore albümünün talep ettiği vokali yapıyor. RORCAL müziğinin tüm sertliğinin altında (tıpkı AMENRA gibi) zaman zaman şaşırtıcı derecede melodikleşiyor olması kendisinin fazla hissettirmeden değişkenleşen vokalleriyle birleşince sürekli ilginç bir şeyler duymak mümkün oluyor “Muladona“da.

2019’un sonlarına doğru çıkan ve (en azından benim için) şaşırtıcı bir şekilde çok fazla ismi duyulmayan bir albüm olarak kalan “Muladona“ ara ara bünyemde oluşan ‘Yok mu şöyle yarım saat patır kütür dinleyecek bir şey’ isteğinde elimin gittiği albümlerden biri haline geldi o zamandan beri. Çığır açacak, sayfalarca deneyselliği ya da türe nasıl yenilikler getirdiğinden bahsedilecek bir albüm değil; ancak konusu ve çok fazla zaman kaybetmeyen, odaklanmış vuruculuğuyla bence çok iyi bir eser. İyi dinlemeler.

82/100


Ertuğrul Bircan Çopur

Doydum ama aç gözlülükten yiyorum.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.