Klasik Bir Cumartesi: Saturnus – Veronika Decides to Die

Kasımda Aşk Başkadır, The 5th of November, Winter is coming gibi söylemler ile Ekim ayını geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Sosyal medya platformlarında sıkça karşımıza çıkmaya başlayan Kasım ayı ve aşk arasındaki bağlantıya yönelik göndermelere, esprilere kendinizi şimdiden hazırlayın.

1991 yılından beri müzikle uğraşan, yaralı ruhların üstüne binip kırbaç vurmayı kendine görev bellemiş Danimarkalı Saturnus, melodik doom/death türünde gördüğüm en iyi ve can yakıcı albümlerden biri olan Paradise Belongs To You (albüm ismi kalp ben) ile müzik piyasasına adım attıktan ve olumlu tepkiler aldıktan sonra 2000 yılındaki Martyre albümüyle doom metal severlerin gönüllerinde taht kurmuştu. Daha sonra uzun bir süre hayranları bekletmesine rağmen bu beklemeye fazlasıyla değen Veronica Decides to Die (VDtD) albümünü 2006 yılında çıkaran gruptan daha sonra yine uzunca bir süre haber alınamadı. En son 2012 yılında sessiz sedasız bir albüm daha yaptılar ama o zamandan beri yine kendilerinden haber alamıyoruz. Böyle arada sırada gelip tüm emeğinizi bir darbeyle yok eden, zar zor kurduğunuz şeyleri yıkıp geçiveren bir grup Saturnus.

Genç, güzel, eğitimli, paralı… Kısaca düz mantıkla herhangi bir sorunu olabileceğini anlayamayacağımız bir kız olan Veronika’nın bekenmedik intihar girişimi, ne yazık ki -ehm- başarısız olması ve ardından kaldırıldığı akıl hastahanesinde yaşadığı pişmanlığı ve bunalımı konu alan, Brezilyalı yazar Paulo Coelho‘nun Veronika Decides To Die kitabından esinlenerek yazılan -Buffy The Vampire Slayer dizisinde oynayan kızın başrolünde olduğu bir filmi bile yapıldı hatta- albüm ilham aldığı eserden de kolaylıkla anlaşılabileceği gibi hiç mutlu bir müzik sunmuyor dinleyicisine. Şarkıların tamamında yer alan hüzün, ölüm ve yalnızlık temaları, grubun düşük tempolu, piyano destekli ve farklı vokal tekniklerinin doğru kullanımı ile oluşturduğu başarılı besteler ile birleşince yaklaşık bir saat süren, insan ruhunu derinden sarsmaya yeten bir bombardımana dönüşüyor albüm.

Piyano ile başlayan I Long ile açılışı yapan VDtD’de temponun albüm genelinde hemen hemen aynı olması ve şarkı geçişleri arasındaki melodilerin uyumluluğu ile şarkılar birbirine bağlanıyor ve tek tek şarkılardan ziyade bütün bir hikaye veriliyor dinleyiciye. Bu başarılı şarkı dizimi ve benzer yapılar da güçlü bir atmosferin yaratılmasına olanak sağlıyor. VDtD’de diğerlerinden ayrı duran yalnızca Murky Waters var. O da biraz daha tempolu olduğu için albümün sonuna koyulmuş sanırım. Thomas’ın baştan sonra kullandığı ekolu çığlıkları ve PARADISE LOST gibi grupları hatırlatan melodileriyle sıralama olarak sonda olabilir ancak kalite olarak çok yukarıda bir şarkı.

Saturnus ismini duymayan insanların bile bilebileceği All Alone şaheseri de bu albümde. Gök gürültüleri eşliğinde açılan şarkının sözleri, melodileri, vokaller, kısaca her şeyi albümü özetlemeye yetiyor. Sakin bir şekilde durumunu özetleyen vokal, çıldırma işini sözler bittiğinde gitarlara devrediyor. Doom metal adına çoktan marş olmuş, bu türde bir müziğin nasıl olması gerektiğine dair, okullarda okutulması türden dediğimiz bir eser.

Vokallerden bahsetmişken biraz daha açalım. Hem konuşma şeklinde, hem böğürtüler ve hırlamalarda hem de normal vokallerde de çok başarılı bir vokalist Thomas Akim Gronbaek Jensen. Hele ki kimi bölümlerde TIAMAT‘ın eski dönemlerini hatırlatan çığlıklar ve kafa sesi vokali bu hüzün şovunun kuvvetini daha da artırıyor. Brutal vokal kullanımı özellikle Swallow The Sun gibi, Novembers Doom gibi Amerikan death/doom metalinin öncü grupları için bariz bir referans. Zira bu grupların ilk albümlerinde -hatta şimdiki işlerinde de- kendimi sık sık Saturnus vokali duyuyor gibi hissettiğim oldu, olmaya devam ediyor. Neyse, neticede doom vokalleri de death metal vokalleri de başarıyla üstlenen ve bu yeteneği ile grubu daha da üst basamaklara taşıyan bir vokal ile Saturnus daha da derinlere gömüyor kör bıçağını.

Öznel yorumlarımı katarsam mesafeyi ne kadar koruyabilirim, dengeyi tutturabilir miyim bilemediğim için o noktalara giremedim pek. Saturnus 27 yıldır piyasada olmasına rağmen yalnızca dört albüm yayınlayabildiği için biraz daha death/doom piyasasında geri planda kalmış gibi gözükse de çıkardığı dört albüm de birbirinden dolu ve eminim her dinleyici kendi özel anlarını bulacaktır Veronika Decides to Die’da. Vakti ve ilgisi olanlar kitaba da göz atarlarsa, bir dönem psikiyatrik bunalımlar geçiren ve bunların yansıması olarak bu kitabı yazan Paulo Coelho’nun ne kadar çarpık ve bu haliyle azılı doom hayranlarının sempati duyabileceği bir adam olduğunu da görebilirler. Son olarak da Saturnus aşkı kabaran dostlara teselli olarak bir tutam A Sun Traverse tavsiye ederim.

Kasım ayının azizliğine uğrayacak olan herkese selam.

96/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir