Turilli / Lione Rhapsody – Zero Gravity: Rebirth and Evolution

Merhaba.

Power metal ile 90’ların sonlarına doğru tanışmış olsam da türe ilgimin BLIND GUARDIAN ve ICED EARTH gibi isimler haricinde bir tık sınırlı kaldığını söyleyebilirim. HELLOWEEN veya RUNNING WILD gibi devlere ya da NIGHTWISH gibi farklı yaklaşımlı isimlere bile sonradan ısınabildim ancak. Bunun nedenleri arasında ise başı power metal ismine sahip bir alt türdeki grupların müziklerinde o gücü yeterince hissedemiyor olmam çekiyordu galiba. RHAPSODY veya şu anki adıyla RHAPSODY OF FIRE ise sonradan ısınabildiğim veya hiçbir zaman ısınamadığım bu tür power metal grupları arasında başı çeken isim oldu her zaman.

Buna karşın ilerleyen yıllarda metale daha geniş bir çerçeveden bakmaya başlayan aklı başındaki birçok metalperver gibi Luca Turilli ve ekibinin yaptıklarının takdiri hak ettiğinin farkına vardım tabii ben de. Turilli, modern power metalin şekillenmesinde büyük rolü olan önemli bir gitar üstadı ve neo-klasik etkilenimli müziğiyle yer aldığı her projenin müzikal değerini bir basamak yukarı çıkarabilen bir isim. Vizyon farkları nedeniyle ikiye bölünen Rhapsody’nin sinematik metal amacıyla yola çıkan ve elflerden, ejderhalardan ve kılıçlardan arınmış, önünde Luca Turilli adını taşıyan versiyonunu 2018’de resmen dağıtan Turilli, Rhapsody’nin yirmi yıllık vokalisti Fabio Lione ve yine daha önce Rhapsody dahil olmak üzere çeşitli projelerde birlikte çalıştığı müzisyenlerle beraber Turilli / Lione Rhapsody ile yoluna devam ediyor. Her şey bir yana, daha kaç farklı Rhapsody görecek/duyacağız, ben de merak ediyorum artık.

Zero Gravity: Rebirth and Evolution, 2018’in sonlarında hayata geçen bu yeni projeden çıkan ilk albüm olma özelliğini taşıyor. Ancak Rhapsody markasının hayranları için bir özelliği daha var ki o çok daha önemli: Fabio Lione ve Luca Turilli, yaklaşık sekiz-dokuz yıl sonra ilk defa, yeniden birlikteler bu projede. İki ismin birleşimine işaret eden açılış parçası Phoenix Rising (mütevazilik böyle bir şey işte…), İtalyan operası ve QUEEN vari bir rock opera birleşimiyle albümün ruhunu yeterince açık ederken Turilli’nin neo-klasik gitarları da ilk saniyeden devreye giriveriyor. Hazır isim vermeye başlamışken, arada DREAM THEATER duymamak da imkansız düzenlemelerde.

Pat diye gireyim: Senfonik power metalin metal kısmında epey bocalayan bir albüm Zero Gravity: Rebirth and Evolution ve kalabalığın arasında kaybolup giden unsurlar bütünün gücünü de baltalıyor. Akılda kalan rif sayısı epey kısıtlı, bas gitarı duymak imkansız ve davullar da fazlasıyla jenerik örneğin. Kalabalık düzenlemeler ve hem içine girmesi zor hem de nefes aldırmayan besteler, bir süre sonra yormaya başlayabilir bence dinleyiciyi. Fabio Lione ise metal vokalistliği kimliğini evde bırakıp öyle girmiş stüdyoya sanırım. Performansına diyecek bir şey yok tabii; Leonardo Da Vinci güzellemesi Arcanum – Da Vinci’s Enigma ve Oceano gibi şarkılardaki performansı gerçekten muazzam Lione’nun. Aynı şekilde DGM‘den Mark Basille ile düet yaptığı I Am de albümün öne çıkanlarından kesinlikle. Ancak belirli bir çerçeveden bakınca bakınca Rhapsody delisi kemik kitle haricindeki herkes için sınıfta kalabilecek bir albüm Zero Gravity.

Elize RYD destekli (AMARANTHE) D.N.A – Demon and Angel ile daha bilindik rock-opera düetlerinden biriyle (arkadaki koro o düetin de canına okuyor gerçi) devam ediyor, isim şarkısıyla yine bir yandan neo-klasiği sürdürürken ortalarından itibaren de Doğu ezgileri ve epik bir solo ile sinematik bir atmosfere geçiş yapıyoruz. Neredeyse her şarkıda bir şeyler deniyor ve açık görüşlü müzisyenlerin elinden çıkma olduğunu hissettiriyor Zero Gravity ve albümü uzun süreler dinlememi sağlayan en büyük etmen de bu oldu. Ancak bütünün gücünden ziyade şarkıların belirli bölümlerinin cazibelerine kapıldığım için dinleme süremin uzadığını itiraf etmeliyim.

Yabancı tabirle overproduced ve fikir enflasyonu yaşayan albümde kimi keyifli fikirler bile boğuluyor. Kaldı ki Fast Burst Radio veya Decoding the Multiverse gibi karman çorman ve ne olacağına karar verilememiş besteler iyi şeyleri de unutturuyor insana. Sinematik bir bakış ile yakın dönem Rhapsody’sine daha yakın dursa da bu sinematik atmosfer organik ya da etkileyici olmaktansa amacını çok açık edip inandırıcılığını yitiren bir seviyeye düşmüş.

Tek tek performans dinlemek isteyenler ve detayları kurcalayıp bir şeyler çıkartmaya hevesli olanlar için kesinlikle dinlemeye değer bence ve yeniden doğuşun gerçekleştiğini iddia etmek biraz cesurca olsa da evrimden bahsetmek mümkün gerçekten de. Fakat o evrimin de tamamlandığı söylenemez pek; ara form diyelim en iyisi biz bu işe. Zero Gravity: Rebirth and Revolution çok zorlandığı için bükülüp kırılan bir eser benim gözümde ama Turilli / Lione işbirliğini takip etmeye devam edeceğim mutlaka.

65/100

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.