Eldamar – A Dark Forgotten Past

Kaç tane tek kişilik black metal projesi gördü bu gözler, artık gerçekten bilemiyorum sayısını. Bir de tabii artık 2017 yılında tek kişilik black metal projesi görmek ve onun da adını, sahip olduğu fikirleri Orta Dünya gibi bir kurgu evrene dayandırması, ne yalan söyleyeyim beni epey daraltıyor. Bunu Orta Dünya’ya ait her şeyin büyük hayranı olan ve üzerine Orta Dünya ile ilgili atılacak her şeyi gözü kapalı tüketebilecek biri olarak söylüyorum üstelik.

Geçenlerde Justice League filmini izledim ve filmden çıkarken aklımda beliren en net düşünce şu oldu: “Hayatımda bir daha hiç süper kahraman filmi izlemesem de, yüz tane daha izlesem de hiçbir şey fark etmez galiba.” Yıllarını Marvel ya da DC evreniyle geçirmiş, çizgi roman kültürüne sahip ve rüzgar çıkmadan evvel de bu işin peşinde koşturan dostları tenzih ediyorum, zira onların objektif bir değerlendirmede bulunmalarının kolay olmayacağının farkındayım ama diğer arkadaşlar da büyük ihtimal benim gibi düşünüyorlar, ne geleceğini, ne kadar geleceğini bildikleri, tamamen yatırım aracına dönüşmüş bu dünyayı pek de sallamıyorlardır herhalde.

Eldamar’ı da geçen yıl çıkardığı ilk albümü The Force of the Ancient Land ile ilk defa duyduğumda “yav he,” gibi bir değerlendirmede bulunup bir kenara koymuştum. Eldamar ismiyle ilgili her şey bana “sen bundan bin tane tükettin, vakit harcama,” diye bağırıyordu. Hele bir de Mathias kardeşimin 1996 doğumlu olduğunu görünce, benim için Eldamar konusu kapanmıştı tamamen.

Henüz aradan iki yıl bile geçmeden yine ortalıkta Eldamar adını görmeye başlayana kadar da bu isim bir defa bile gelmedi sanırım aklıma. Sadece bu kadar kısa sürede ortaya ne koymuş olabileceğini merakımdan albümü dinlemeye karar verdim. Sonuç ne oldu biliyor musunuz, Justice League filminin sonuyla aynı oldu.

Gençlik, yaş muhabbetlerine girmek istemiyorum ve eğer o pencereden bakacaksak Mathias’ın yaptığını takdir etmekten ve körü körüne destek olmaktan başka bir seçenek kalmıyor elimizde zaten. Fakat günümüzde herkesin her şeyi yapabileceği, bunun çok da takdir edilecek bir yanı olmadığı aşikar. Açın bakın YouTube’a işte, beş-altı yaşında çocuklar Gojira davulları çalıyor, Van Halen solosu atıyorlar. Kaldı ki zaten 1996 doğumlu adamı da bugün evlendirsek, yarın çocuğu olur yani. Ulan bugün ne kadar bambaşka şeylerden bahsediyorum.

Hayatınızda daha önce SUMMONING ya da BURZUM dinlediyseniz hayatınızda bir defa bile Eldamar dinlemenize gerek yok, diyerek kapatabilirim ama müsaadenizle biraz daha vay şöyle, yok böyle diye konuşmak istiyorum. Yeterince zamanı olan ve yazılım kullanmayı becerebilen her ortalama metal kültürüne sahip insanın yapabileceği şeylerin bu kadar takdir edilmesi gerçekten keyfimi kaçırıyor. Örneğin yukarıda bahsettiğim ilk albümü YouTube’da bir aratın bakalım, ne kadar izlenmiş diye. Aynı şekilde iyimserliğimi de kaybettiğim son dönemlerdeki kritiklerimdeki aduketçi tavrımdan anlaşılıyordur herhalde ama sırf emek var, ufak birkaç noktada başarılı olunmuş diye bir sürü eleştirel cümlenin peşinden “ama,” diye devam edip kendimi zorlaya zorlaya övülecek bir şey aramaktan hakikaten sıkıldım.

Summoning’in yirmi-yirmi iki sene önce bulduğu davul dizilimi, Burzum’un yirmi beş-yirmi altı sene önce yarattığı atmosfer, virtualpiano üzerinde iki dakika oyalansanız çözebileceğiniz klavyeler derken olay benim için samimiyetten çok uzak bir hal alıyor ve direkt albümü kapatıp geçmişten düzgün bir şeyler dinleyesim geliyor. Ne doğru düzgün bir atmosfer var, ne bu olmayan atmosfere destek atabilecek sözler var ne de eli yüzü düzgün, dinledikten sonra zihninizin bir köşesine bir süreliğine kurulacak melodiler var. Kritikteki şarkıya bir bakın mesela, aynı vokal farklı efektle dönüp duruyor yarım saat, bu çember çizen vokalin üstüne ne çalsan gider zaten aslında ama abuk subuk davul düzenlemeleri ve hiçbir melodinin yerleşmesine müsaade etmeyen telaşı yüzünden o bile mümkün olmuyor. E sırf sevdiğim şeylere benzer bir tınıya sahip diye de bunu övecek kadar saygısız değilim ben açıkçası; hem kendime hem de sevdiğim o bütün harika işlere karşı.

Bilmiyorum, belki de “ya bu mantıkla senin yeni bir şey dinlemen saçma zaten,” gibi bir eleştiride de bulunabilirsiniz ve ben de ne anlatmak istediğimi çok ifade edebildiğimi sanmıyorum ama metal dünyasının böyle böyle vasatlık sarmalından çıkamadığı da aşikar bence. Neyse, Eldamar hakkındaki iki sentim de böyle işte arkadaşlar.

58/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Eldamar – A Dark Forgotten Past” için 5 yorum

  • 15 Aralık 2017 tarihinde, saat 15:15
    Permalink

    Bu projenin adını neden bu kadar duyuyoruz ben gerçekten anlamış değilim. En iyi seviyesi ancak vasata yaklaşan ve çoğunlukla baya kötü, bayat bir şeyler var ortada; ancak her yerde bir Eldamar adı geçiyor. Cidden çok garip.

    Yanıtla
  • 15 Aralık 2017 tarihinde, saat 21:04
    Permalink

    ‘Violet Cold’ isimli dandik projenin yakaladığı başarıları gördükten sonra Eldamar’a pek birşey diyesim gelmiyor..

    Yanıtla
    • 15 Aralık 2017 tarihinde, saat 22:12
      Permalink

      Ahah, “Anomie”yi yazacaktım bir ara da sonra Azeri kardeşlerimizle aramız bozulmasın diye vazgeçtim.

      Yanıtla
  • 16 Aralık 2017 tarihinde, saat 11:15
    Permalink

    ”Hayatınızda daha önce SUMMONING ya da BURZUM dinlediyseniz hayatınızda bir defa bile Eldamar dinlemenize gerek yok.” Şu oluşumu daha iyi özetleyecek başka bir cümle olabilir mi merak ediyorum.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.