The Fall of Every Season – Amends

From Below albümü ile death/doom metal camiasını tankının paletleri altına alan The Fall of Every Season (TFoES), ızdırap ve ölümle boğuşan bir ailenin hapsedilmiş oğlunun hikayesini anlattığı bu albümde türün öne çıkan özelliklerini isabetli bir şekilde kullanmayı başarmış, bu temelin üzerine oturttuğu konsept ve atmosfer sayesinde de kısa sürede gönlümü kazanmayı başarmıştı.

Aradan geçen altı yılın ardından, 2013 yılında, Marius Strand bu defa da Amends albümü ile gözümüzün yaşına bakmadan köylerimizi yakıp evlatlarımızı katlediyor. Üstelik From Below’un kaldığı yerden daha da ileriye götürerek yapıyor bunu. Ancak baştan ifade etmek gerekir ki Amends albümünü klasik bir death/doom metal albümü olarak değerlendirmek büyük bir hata olur. Zira Marius’un türdeş gruplar arasındaki en başarılı vokalistlere taş çıkaracak düzeydeki death metal vokalleri yine yer yer atmosferi perçinleyen ve sert vites geçişleri yapan bölümlerdeki hissiyatı yansıtmak üzere kullanılmış, fakat Amends albümündeki temel yapı taşlarından bir tanesi değil brutallik.

Zaten küçük bir kitle tarafından tanınırlığı olduğunu düşündüğüm için iki albümü kıyaslama işine burada keserek TFoES ile yeni tanıyacaklar için gerekli olan bölüme geçeyim; albümdeki vokal performansı durumunu baştan belirtmenin sebebi, death metal içeriği yüzünden TFoES’e burun kıvırabilecek olan dinleyicilere, yazının devamını okutabilme çabasından başka bir şey değil nitekim.

Amends albümünde hafif bir film müziği havası var. Bu nedenle de değerlendirirken bütün olarak ele alma gerekliliği çıkıyor ortaya. On dakikanın üzerinde ortalamaya sahip şarkıları kendi içlerinde değerlendirdiğimiz zaman ise KATATONIA‘nın son dönem çalışmalarına da yaklaşabilen, kimi zaman öne çıkan akustik gitarın yarattığı harika neofolk tabanına yayılabilen, zengin mi zengin bir müzik ile karşı karşıya kalıyoruz.

The Fall of Every Season aslında tek kişilik bir proje. Elbette temel bir fikrin üzerine kurulduğu belli olsa da bu fikre ulaşma süreci gayet uzun, ve dolambaçlı bir yoldan geçmeyi zorunlu kılıyor. İlk albümdeki soğuk, ölüm ve tam manasıyla yıkım imgeleri, Amends albümünde yerlerini daha farklı olguların da birlikte harmanlanmasından oluşan yoğun ve ağır bir atmosfere bırakıyor.

Çok beğendiğim albüm kapağının ve şarkıların da işaret ettiği gibi albümün büyük bir çoğunluğunda açık denizde savruluyormuş hissiyatına girmek ziyadesiyle mümkün. Fakat özellikle Marius’un normal vokalinin ön plana çıktığı bölümler sayesinde albümün geneline yayılan bir umut ve doğanın kendini yenilemesiyle dirsek temasında bir yeniden doğma fikri de Amends’de kendini gösteriyor. Geçtiğimiz yılların bol ödüllü filmlerinden Life of Pi’daki gibi kimi zaman doğanın acımasız yüzünü ortaya çıkaran, fırtınalı, büyük oranda insanı çaresiz bırakan zamanlardan sonra durulan, sakin ve doğanın mükemmelliğinin ön plana çıktığı anlar yaşatan bir albüm Amends. Bir-iki paragraftır uzayan laf kalabalığının özeti; açık denizde tek başına yapılan bir deniz yolculuğuna arka fon yaratan bir albüm ile karşı karşıya olduğumuz.

Başından sonuna kadar tahammül etmeyi göze alanlar için oldukça yoğun, ve dağınık bir dinleme süreci sunan Amends’in en özel yanı ise kullandığı konseptin keşmekeşini oldukça homojen ve albümün sonuna gelindiğinde anlaşılacağı üzere hiç de dağınık olmayan bir biçimde sunmayı başarabiliyor olması. Aslen minimalist bir yaklaşımla kurması imkansız gibi görünen atmosferi zahmetsizce dinleyiciye yansıtabiliyor oluşu. Bu noktada Marius’un tek kişilik projelerin büyük bir çoğunluğunda tercih edilenin aksine tekdüze bir müzikten ziyade konuya zengin bir çerçevede yaklaşabiliyor olması takdire şayan.

Belirli bir konsept etrafında şekillenerek uzun bir müzikal yolculuk tecrübesine dönüşmüş uzun soluklu albümlerden keyif alan dinleyiciler için 2013 yılının, bildiğim kadarıyla, bizlere sunduğu en özel işlerden biri Amends. Elbette çok kolay dinlenebilen, hemen hazmedilebilen yahut dinlerken belirli bir duygusal çizgide kalabileceğiniz bir iş değil. Fakat gerçekten muazzam.

93/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir