Klasik Bir Cumartesi: Dark Tranquillity – Damage Done

Dark Tranquillity için bir şeyler yazmak benim için neredeyse imkansız olsa da, kötü albümünü geçtim, neredeyse kötü şarkısı bile olmadığını düşünsem de oldukça objektif bir DT yazısı okumaya hazır olun. Bari siz hazır olun, ben değilim çünkü.

Damage Done, 26-27 yıllık geçmişe sahip grubun 6. stüdyo albümü. Bundan önceki Haven ve Projector albümleriyle grubun müziği biraz değişerek elektronik alt yapılar kullanmaya başlayan Dark Tranquillity, daha yumuşak fakat aynı derecede vurucu albümlere imza attıktan sonra eski günleri özlemiş olacak ki, “İleri Göteborg Melodik Death Metali – 401” ayarındaki Damage Done ile o dönem yine hayranlarını şaşkınlığına uğratan bir albüm ile karşımıza çıkmışlardı.

Albüm yayınlandıktan sonra kimi insanlar nasıl o kafaya geldiklerini anlamamın pek imkanı olmayacak şekilde grubu köklerinden yemekle filan eleştirdi ki aynı ekip DT Haven’ı yayınladığında da bu sefer “Bu ne pop gibi bi şey bu yeaaa, bozdu bunlar yea…” diyerek grubu eleştiriyordu. O yüzden grubun diskografisi içerisinde enteresan bir yerde durduğunu kabul ediyor olsam da, Damage Done benim gözümde Haven’ın süper elektronik ve melodik yapısındaki -benim için çok sorun olmasa da- rif eksikliğini tamamen gidermiş, eskiyle yeniyi mükemmel bir şekilde harmanlamayı başarmış bir albüm.

Martin’in ileride DT için ne kadar mühim bir insana dönüşeceği ve DT müziğini değiştireceği henüz Haven’dan bile anlaşılmış olsa da bence Martin etkisinin DT müziğini ne kadar ileriye götürebileceği konusunda potansiyeli görmek ve sınırları keşfetmek adına Damage Done grubun son 20 yılındaki en önemli albümü neredeyse. Özellikle “Monochromatic Stains”, “Cathode Ray Sunshine” gibi parçalarda kullanılan “The Gallery” dönemi başat gitarlar ve melodiler ile “The Enemy” ve “The Posion Well” gibi parçalardaki muhteşem elektronik yapıyı düşününce albümün kendi içerisinde ve grubun müzikal zevkleri ve yapısı dahilinde ne kadar homojen bir düzene sahip olduğunu görmek mümkün.

Dark Tranquillity’nin nesi iyi nesi kötü gibi bir konuya girmeyeceğim zira ilk defa DT dinlediğim 1999-2000 yıllarından beri hiç değişmez bir şekilde grubun tınısından enstrüman kullanımına, beste yapılarından grubun genel tavrına, görsel tasarımlarından öğlen yedikleri yemeklere kadar her şeylerinin muhteşem olduğunu düşünüyorum. Bu durumda bu kritiğin burada bitmesi lazım tabii ama o kadar da değil canım.

Damage Done diyorduk; gerçekten de o dönemde, özellikle Martin’in getirdiği yepyeni fikirler ile büyük bir değişim sürecine giren Dark Tranquillity’den bizi eski güzel death metal yıllarına götürecek işler bekleyen var mıydı bilinmez ama açıkçası dinleyiciyi The Gallery yıllarına götürecek kadar vurucu, sert ve beton gibi bir albüm beklenmiyordu herhalde. Biraz da bu sebeple daha da kıymetli bir albüm Damage Done.

Fakat Damage Done’ın gözümdeki değerini Kaf Dağının ardına götüren en önemli sebep bu sertlik veya gazdan ziyade tüm bu müthiş müziğin arkasındaki sözler. İlk şarkı “Final Resistance” ile albüme başlıyor, acı-öfke-aldatılmışlık-şüphe-kayıp aşk-hayal kırıklığı ile sarmalanmış bir dünyaya ilk adımı atıyoruz. Agresiflik/melodiklik dengesi konusunda yine aynı topraklardan çıkmış birkaç albüm dışında yanına kolay kolay herhangi bir albümün yaklaşamayacağını düşündüğüm Damage Done, insanda duvara kafa atmak, 15 kişiye saldırmak gibi isteklerle gündüz vakti meyhaneye gitme isteğini aynı anda uyandırmayı başaran bir albüm. Zaten en gaz bölümünde bile bir şekilde hüznü hissettirebilmesi Dark Tranquillity’nin en büyük alamet-i farikası olsa gerek.

Söz konusu bir DT albümü olunca içinden favori şarkı seçmek benim için çok zor olsa da Damage Done içerisinde en öne çıkan şarkılardan biri kesinlikle “Single Part of Two”. 1998 yılında gruba dahil olan “elektronik adam” Martin Brändström’ün albümün her bölümüne mükemmel bir şekilde yedirdiği enfes fikirleri dahilinde oldukça değişkenlik gösteren temposu ve Mikael’in aşmış sözleri ve daha da aşmış vokalleri ile yaklaşık 15 yıldır en sevdiğim ilk 3 DT şarkısından biri ve uzun yıllar daha öyle kalmaya devam edecek.

Bir enstrümantal şarkıyla kapanışı yapan albümün güzelliklerinden bir tanesi de albümün bonus şarkılarından “I, Deception” ile enstrümantal Ex Nihilo’nun benzer yapıları. Her DT albümünde olduğu gibi Damage Done da kendi içinde bir iletişime sahip şarkılardan oluşuyor yani. Ulan canım benim ya.

Zaten çoğu insanın bildiği ve bu kişiler için çoktan klasik mertebesine yükselmiş bir albüm için artık lafı daha da uzatmanın alemi yok. Dark Tranquillity’nin en önemli ve en kıymetli albümlerinden bir tanesi Damage Done. Çıkışının ardından geçen 15 yılda değerinden hiç kaybetmeyen, gruba dair dinamikler hakkında fikir sahibi olan dinleyiciler için bünyesinde nefis detaylar barındıran enfes bir melodik death metal şöleni. Bana sorarsanız da işin içine kan, sakakat, adam bıçaklamak, irinli yara üzerinde gezen kurtçuklar ve benzeri tatlış fikirler dahil edilmeden yapılabilecek en iyi death metal bu.

Bu inanılmaz objektif yazı burada sona eriyor; her Cumartesi paylaşmaya devam etmeye çalışacağım “Klasik bir Cumartesi” dahilinde albüm önerilerinizi paylaşmaktan çekinmeyiniz, herkese güzel bir hafta sonu dilerim.

96/100

dark-tranquillity-4fc2c46f86c08

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s