Nechochwen – Heart of Akamon

“Kimin aklına gelirdi ki?”

Bu sözler, İngiltere ve Fransa’nın birbirlerine karşı denizaşırı sömürgelerin kontrolünde üstünlük elde etme arzusu ile açtıkları ve Avrupa’da Yedi YIl Savaşları olarak anılan savaşlar esnasında Kuzey Amerika’da, Fransa’nın 13 kolonisinin lideri sıfatıyla İngiliz ordusuna karşı savaşırken Monongahela kıyısında göğsüne aldığı ölümcül darbe nedeniyle 4 gün acılar içerisinde kıvrandıktan sonra son nefesini o dönem Braddock’un emri altındaki subaylardan biri olan George Washington’ın yanında verdiği iddia edilen General Edward Braddock’a ait. Peki bu Kim 500 Milyar İster bilgisi neden Nechochwen kritiğinde? Çünkü hem ben de Nechochwen’i dinlerken sık sık “Kimin aklına gelirdi ki?” demekten kendimi alamıyorum hem de albüm kapağı.

Nechochwen, 2005’de Batı Virginia’da Aaron Carey’in tek başına başlattığı Amerikan yerlileri tarihi temeline oturmuş bir folk/black metal projesi. Kulağa ilginç geliyor değil mi? Daha da ilginç olanı ise bu özgün ve riskli fikrin özellikle 2015 yılında çıkan Heart of Akamon ile epey tutmuş olması. Daha önceki iki albümde araya serpiştirilmiş sert bölümler olsa da genel anlamda ikisi de neofolk ve ambient türünde olmasına ve gayet de oturaklı işler olmasına rağmen Heart of Akamon – çok yerinde bir kararla – black metal tabanına oturmuş ve önceki işlerinden benzer ögeler taşısa da hem Nechochwen için hem de benim için gerçekten yepyeni bir albüm.

Kabul, elbette ki Panopticon gibi gruplar daha önce benzer fikirler ile karşımıza çıkıp gayet güzel işler (Kentucky karşılaştırmasına hiç lüzum yok arkadaşlar) ortaya koydular, ancak bence Nechochwen bu işi daha farklı bir boyutta ve kendine has bir şekilde ele alıyor. Bas-davula Andrew D’Cagna/Pahonian’nın gelmesiyle daha rahatlayan ve grup kimliğine yaklaşan Nechochwen, hem akustik – neofolk boyutunda hem de black metal kısmında kulağa nefis gelen şeyler yapıyor.

Ana hatlarıyla tremolo rifler ve blast davulların önderliğinde oldukça yüksek tempoda seyretmesine karşın elbette ki bu kadar basit değil Nechochwen müziği. İnsanın içine işleyen flüt melodileri ve daha sık kullanılması gerektiğini düşündüğüm temiz vokallerin sürükleyici anlatımıyla etkisi kat kat artan destanların hüznü sayesinde zaman zaman neredeyse doom metale kayan atmosfer ve savaşlarda yaşanan karmaşanın, o ilk kurşunun atılması ile başlayan çılgınlığı bir anda coşan bölümlerle enfes bir şekilde aktarabiliyor olması, Heart of Akamon’u çok daha derin ve özel kılıyor.

Aaron Carey’in atmosferi ve duyguyu bir anda değiştirebilme yeteneği sayesinde Thames Savaşı kahramanı Tecumseh’in, ya da yitip gitmiş bir kabilenin ölü tanrısına ait hikayeleri donuk bir halde ve yavan bir şekilde değil de çok daha canlı, sanki tekrardan yaşıyormuş gibi sunuluyor. Özellikle duygusal anlamda, yaşayan, her anında farklı bir havası ve hissi olan bir albüm Heart Of Akamon.

Her anında ön plana çıkmaya başaran müthiş bas gitar hakkında da, Kiselamakong’un efsane flütleri ile müthiş havası hakkında da, Lost on the Trail of the Setting Sun’ın karmaşası hakkında da, October 6, 1813’ün yarattığı, gözden akan bir damla yaş eşliğinde gelen “Hepimiz Tecumseh’iz ulaaan!” hissi hakkında da daha uzun uzadıya yazabilirim ama bir noktadan sonra tüm övgü sözcükleri anlamını yitiriyor. En azından yazıdaki şarkılara muhakkak bir göz atın. Black/Folk metal türünde taptaze, ilerisi için çok şeyler beklememe neden olan bir albüm Heart of Akamon. Türe yakın herkes kulak kabartmalı. Mis gibi, mis.

93/100

a3878480350_10

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir