Nargaroth – Geliebte Des Regens

Her insanın kendisine iyi geleceği düşüncesinden yola çıkarak gerçekleştirdiği bazı davranışlar, bu bağlamda  belki de farkında bile olmadan edindiği alışkanlıklar vardır. Ya da çoğu insan, beklemediği bir anda ortaya çıkan ve açığa çıkardığı şeyin kendisini daha iyi hissettirmesi için çok derinlerinde bir yerlere bir şeyler gömer, diyelim. Yarı bilinçli bir halde oluşturulan bu garip savunma mekanizmaları farklı şekillerde açığa çıkar ve diğer insanlarda bir şaşkınlık oluşur. Durduk yere ağlamaya başlayan birini gördüklerinde, karşısında oturanın ortada bir şey yokken bir anda yediğini içtiğini bırakıp kaçarcasına bulunduğu ortamı terk etmesine şahit olduklarında, yağmur gibi basit ve gündelik bir olay gerçekleştiğinde bile bir anda değişen insanlarla karşılaştıklarında veya o yağmurda bir başına, saatlerce ıssız bir ormanda yürüdüğünü anlatan bir insanı dinlediklerinde, hatta 65 dakika boyunca nadiren değişen, üstelik çoğu söz ve melodilerin durmadan tekrarlandığı hipnotize edici bir müziği üstelik de büyük keyif alarak dinlediğini gördüklerinde diğer insanlar şaşırabilirler ve elbette insanlar şaşırdıklarında beklenmedik ve sert tepkiler verebilirler.

Bazen insan bilerek üzülmeyi seçebilir. Yaşanabilecek en yoğun ve belki de tek gerçek kalıcı duygu olan üzülme, insanların başlarına gelen şeylerin zihinlerinde, hatıralarında yarattığı travmalara bağlı olarak hayatları bütünüyle değiştirebilecek bir güce sahiptir. Şu anki benliklerimizin büyük bir kısmını oluşturan geçmişimiz, iyi veya kötü olarak kodladığımız anıların arasında saklı durumda olsa da, hatırlamak istediğimiz veya bir dış uyarıcıyla tetiklendiği sürece her zaman orada olmaya devam edeceklerdir. Bazı insanlar -anlaşılabilir sebeplerle- daha mutlu hatıralarının anılarını sıcak tutmayı tercih ediyor gibi görünürken, bazıları da buhranlı zamanları deşmeyi, suyun dibindeki kumu karıştırarak suyu bulandırmayı seçiyor gibi anlarız. Sanılanın aksine sadece ilk seçenek değil ikincisi de kişinin hür iradesine bağlı olmaktan uzak ve ilkinden çok daha farklý sonuçlara ulaşacak fakat yine de bir çeşit savunma içgüdüsüyle yapılan bir seçimdir.

Sanıyorum Nargaroth – Geliebte Des Regens’i bu kadar çok seviyor oluşumun tek sebebi bu: İçimde olmuş bitmiş ne varsa hepsini birbirine karıştırıp tüm bunları Picasso’nun psikanalizden kaçamadığı o çapraşık tablolarından birine benzer bir şekilde önüme koyması ve şu ana kadar belli bir kalınlığa ulaşmış olan o kum tabakasını bir sopayla eşeleyip suyu bulandırması.

Düşününce ‘O kadar kolaymış ki aslında.’ dediğim her şeyi bağdaştırabildiğim tek albüm Geliebte Des Regens. Düşüncelerimizde yapmamız gerekenler gözümüzün önündedir her zaman. Gelecek ise hayallerimizde çoktan yaşanmış, sonuç elde edilmiştir. Hatıralarda ise yapılması gerekenler bir adım uzaklıkta, uzanılsa yetişilecek mesafede ve asla ulaşılamaz bir şekilde orada olurlar. Zaman ve görülebilirlik bağdaşımı bittiği anda başlayan yaşananın hatıraya dönüşmesi sürecinin daha ilk saniyesinde anlaşılır ya genelde hatanın nerede olduğu. O andan sonraki idrak halinin bir işe yaramayacağını bile bile, geçmişin içine sıkışan doğruları gelecekte kullanmak için çekip çıkarmaya çalışırız. Ancak geçmiş hep yağmurludur. Hatıralarda yağmur sağır eder kulakları, boğazımız parçalanana kadar haykırsak da doğruları, çoğunlukla kendi sesimizi bile duyamayız.

Ben yağmuru kokusu yüzünden severim. Genelde ıslak toprak kokusu ile karıştırılsa da yağmurun kokusu daha farklıdır her zaman. Tahmin edilemeyeni ortaya çıkarabilir. Ormanda, yalnız gerçekleştirilen bir yürüyüşün ayak sesleriyle açılıyor Geliebte Des Regens de. Yavaş yavaş başlayan yağmur, kuş seslerinin arasında yükselen melun gök gürültüsü ve isimlendirilemeyen kötücül sesler, bunun uzun ama pek de yalnız geçmeyecek bir yürüyüş olacağını gösteriyor.

O kadar garip bir tonu var ki gitarların, arkada sürekli yağmur dövüyor sanki pencere pervazını. Sonsuzluğun ve aynılığın gücüyle devam eden yağmurun sesi gibi ne gitarın melodisi değişiyor ne de Kanwulf’un haykırışları.

Müzikten ziyade ara sıra hızını arttıran veya azaltan yağmur geliyor aklıma yine. Yağmur cama, yüzüme, toprağa vurduğunda çıkan tüm sesleri bastıran bir şekilde haykırıyor Kanwulf. Nargaroth Geliebte Des Regens’de müzik yaratmaya değil, Kanwulf aracılığıyla dinleyicinin kendisini yerine koyup yaşayabileceği bir orman yaratmaya çalışıyor. O ormanda sizin yerinize dolaşan adam ise sırılsıklam, tek başına yürüyüp kendisine, doğaya, soluduğu havaya hikayelerini anlatan, “Vahşi doğanın içerisinden geçerken zırh olarak yalnızca kalbini taşıyan”, -oraya açılan doğru pencereden bakmayı başarırsanız görebileceğiniz- başka bir dünyadaki başka bir siz.

Dakikalarca süren sabit melodiler, hiç bitmeyecekmiş gibi duran derin ve uzak sesler, hatta biraz klostrofobi. Düşünceler ve hatıralar için de aynı benzetmeler kullanılabilir mi? Kendimize, başkalarına, hayatlara zarar vermemizin ana sebebi de geçmişin aynı sesleriyle, farklı zamanlara, aynı mekanlara sahip ve bitmeyecekmiş gibi gelen sıkışmışlık hissi değil mi? Gerçi o en bunaltıcı düşüncelerden ve onlara ev sahipliği yapan Manchmal Wenn Sie Schlaft’dan kurtulduğumu düşündüğüm anlarda, daha yoğun, daha yıkıcı ve daha yaralayıcı bir Manchmal Wenn Sie Schlaft ile karşılaşmak klostrofobinin çok daha da ötesinde bir etki yaratıyor çoğu zaman.

Von Scherbengestalten und Regenspaziergang aldatıcı sakinliği ve rahatlığıyla yine içe dönük bir şeyler düşündürtüyor. Kendini tanımadan geçen bir hayat için uydurulan tüm bahanelerin karakterine paralel olarak, dışarıdan daha güzel ve doğru gözükmesine rağmen içerisinde kurtulunduğu için sevinilen durumdan bile daha beter bir yanlışlığın hikayesini barındırıyor.

Kendi sesimden her sıkıldığımda aradığım, her duyduğumda başka başka anlamlar yüklediğim dalga sesleriyle açılıyor Leb’wohl. Albüm boyunca duyduğumuz seslerin aslında bunlardan ibaret olduğuna dinleyeni inandırmaya çalışır gibi yağmur ve gök gürlemeleri ile devam edip usulcacık bir gitar melodisiyle sonra erecekmiş hissi veriyor. Ancak bir anda tüm eziciliği ve yıkıcılığıyla öne çıkan gitarlar, bir fırtına gibi karşısına çıkan her şeyi önüne katarak “outro” sandığımız şeyin kötü hatıraları geçmişte bırakmak umuduyla yapılan ve bir kapanış olması temennisiyle atılan her yanlış adımın sonucu gibi gider ayak tuz basıyor yaralara.

Kimseye bu zorlayıcı, yaralayan ve yıkan, suları karıştırıp bulandıran tecrübeye ortak olmasını tavsiye edemem elbette. Fakat içimizde bazılarının tam da ihtiyaç duyabileceği üzere, belki de ne olduğunu kendilerinin bile bilmediği o savunma mekanizmasını tetikleyebilecek ve ortaya ilginç sonuçlar çıkarabilecek bir albüm Geliebte Des Regens. Diğerleri için ise şaşırılacak bir başka acayiplikten fazlası değil.

Eh be Kanwulf, şunları yapan adamdın sen be.

98/100

1458838295-dsc.9929

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Nargaroth – Geliebte Des Regens” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir