Kritik

Iotunn – Kinship

Merhaba.

2021’de All Access Worlds‘ü yazdığım ve devamında Iotunn’u yılın grubu ilan ettiğim dönemde Danimarkalı ekip her ne kadar internetin belli başlı köşelerinde epey ses getirdiyse de aslında ilerleyen süreçte, o sesin yankılarıyla büyüdü Iotunn. Melodi odaklı, sanki death metalmiş gibi gözükse de aslında power’a yakın, progresif kırıntılarla lezzetlenen, epik anlatısı ve vokalleri ile görkemini katlayan dolu dolu bir müzik üretmişleri ve bir-iki tur dinleyip haklarında bir karara varmak kolay değildi. All Access Worlds, pek çok dinleyici için dinledikçe açılan, açıldıkça etkileyen bir şeye dönüştü. Metal Blade de gruba hak ettiği yatırımı yaptı ve Kinship öncesinde beklentiler iyice yükselerek 2024’ün en merak edilen işlerinden biri oldu.

Aynı şeyi tekrar edip bunu başarabilse bile ilk olmanın büyüsüne erişilemeyeceğini bildiklerinden midir, yoksa Jón Aldará ve dadaşların içinden bu defa da böyle bir şeyler geldiğinden midir bilinmez, biraz farklı bir Iotunn ile karşılaştık bu defa. Death metal ögelerinin azaldığı, temiz vokal kullanımının arttığı, uzunluğunu debut esere göre biraz daha hissettirdiği, melankolinin tüm duyguyu ele geçirdiği bir albüm olarak karşımıza çıktı Kinship. İnsanı küçük yaşamının sınırlı çemberinden çıkarıp kozmik derinliklere yollayan, varoluşun sonsuzluğu karşısında vay bee dedirten o Iotunn yerini insan varoluşunun bu kozmik düzen içerisindeki minicik yerini, ruhun varlığını sorgulayan içe dönük bir Iotunn geldi.

Belli ki müziği hakkında tam yetki ve özgürlükle donanmış Iotunn; şirket ve prodüktör baskısı olmadan, geniş geniş yazmışlar Kinship‘i. Farklı fikirleri iç içe geçirip akıcı besteler üretme konusunda hiç zorlanmadıkları için, henüz 14 dakikalık devasa açılış parçası Kinship Elegiac‘ta da deneyimlenebileceği üzere süresini hissettirmeyen, kısımları birbirinden kopmayan, dikişleri kuvvetli parçalar içeriyor Kinship. Lokomotif melodiler ve dikkat çekici sololarla bezeli olmasa da gitar işçiliği çok sağlam. Devamlı bana bak demiyor ama çift gitar, bir devinim halinde sıralanmış zarif melodilerle su gibi akıyor. Mistland‘ın armonileri, bu anlamda iyi bir örnek. Basit, hatta banal bile denilebilecek fikirler, Jesper & Jens Nicolai Gräs kardeşlerin küçük dokunuşlarıyla olduğundan daha etkili, güçlü tınlıyor.

70 dakikaya yaklaşan süresini insana baygınlık geçirtmeden tamamlayabilmesini sağlayan bir diğer faktör de davul performansı. Bjørn Wind Andersen, belirli bir vitese yerleşmiş, monoton giden parçaları ölçü ölçü değiştirdiği davullar sayesinde dinamik kılıyor. Sabit ritimleri dinleyicinin terse ayakta yakalanmasını sağlayacak manevralarla değiştiriyor, aksi halde sıradan, melodik bir kısım gibi hissedilecek anları progresifleştiriyor. Yine Mistland‘ın enstrümantal bölümlerinde Andersen’in söz konusu performansını duyabilirsiniz. Çoğunluğu 4/4 kalıbına oturmuş parçalara tat katan, küçük ama çok önemli bir unsur bu progresif marifetler. Keşke daha çok oynasaymış ölçü zamanlarıyla.

Jón Aldará’nın vokaliyse, onu bilen ve seven kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacak şekilde, sürüklüyor Iotunn’u. Bariton ses rengi onu zaten çoğunluktan ayrırken o aralıkta rahatlıkla duyguları yönetebilme kabiliyeti, istediğinde müziği daha melankolik, öfkeli, agresif ya da huzurlu yerlere götürülmesini sağlıyor. Death metal vokallerinin azalması Iotunn müziğini yaratan çeşit çeşit malzemeden birinin çıkarılması, dolayısıyla da zayıflaması gibi anlaşılabilir ama iyi bir şefin az malzemeyle iyi yemek yapabilmesi gibi bir durum söz konusu. Ben pek yadırgamadım -ki zaten en başta dediğim gibi Iotunn bir death metal grubundan çok zaman zaman brutale başvuran epik bir power metal grubu geliyor bana- fakat Jón Aldará’ya bir eleştiri getireceksek bu da 70 dakika süren bir albümdeki her hissiyatı, her sözü kendisi söylediği için hikaye anlatıcılığı tarafında monokrom bir atmosfer oluşması üzerine olabilir. Iridescent Way gibi parçalarda biraz tekdüze kalıyor.

Kinship‘i güçlendiren performansları bir kenara koyarsak, prodüksiyon ve hacim tarafında da Iotunn’u zayıflatan durumlar var. Bolca tekrar içeren kapanış parçası The Anquished Ethereal ile başlamak gerek belki de. Neredeyse 1 saate yakın bir sürenin ardından gelmesi ve öncüllerinin sunduklarının üzerine hiçbir şey koyamayışının yanında bol tekrar ve düşük tempo vesilesiyle iyice albümü aşağı çekiyor. Zaten 70 dakikanın sonunda nasıl bir final olursa olsun, kimse kolay kolay hadi bir tur daha, diyemez ama finali çok güçlü olmayınca o motivasyon iyice kayboluyor. Hem enerjisi hem de kompakt yapısı sayesinde Earth to Sky çok daha heyecanlı, enerjik ve insanın ağzında iyi bir tat bırakan bir kapanış olabilirmiş. Söz ve hikaye tarafında albüme kattıkları var, doğru, fakat The Anquished Ethereal‘i bir daha hiç dinlemesek ne kaybederiz, bir düşünün derim.

Earth to Sky‘da bayağı öne çıkacak alan bulmasına rağmen duymakta zorlandığımız bas gitar üzerinden giderek prodüksiyon tarafına da dokunalım. Iotunn ilk albümde de bu alanda çok başarılı değildi, bu sefer de sınıf atladığını söylemek zor. Yine çok mekanik tınlayan davullar, aşırı gürültülü ziller, iç içe geçtiği için fazla kalabalık hissettiren miks ve belirli bir ses seviyesinin üzerinde resmen insanı yoran prodüksiyon, Kinship‘e eksi yazan özelliklerinden bir diğeri.

Özetle Kinship‘i bir hayal kırıklığı olarak görmemekle birlikte All Access World‘ün başarısına ulaşamasının mümkün olamayacağı kanaatindeyim. Iotunn belli bir çizgi tutturdu ve Jón Aldará’yı, Gräs kardeşleri kaybetmediği sürece sert bir düşüş yaşamayacağı kesin gibi. Buna karşın eğer bir seviye daha yukarı çıkmak istiyorlarsa daha rafine, daha keskin bir hale gelmeleri şart. Yoksa halihazırdaki fanların üzerine yenilerini koymaları bana pek kolay görünmüyor.

80/100


Okur puanı:

Ortalama puan 3.9 / 5. 13

Siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreona göz atabilirsiniz👇
Become a patron at Patreon!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.