Wayfarer – World’s Blood

Merhaba.

Kavurucu bir sıcağın altında, üzerinde yumurta pişirebileceğiniz kızgın kayalardan oluşan dev dağların arasından ufka uzanan göz alabildiğince geniş ve bomboş düzlükler; gökyüzünde daireler çize çize uçan sabırlı bir akbaba ile yarı uyuklar haldeki atının üzerinde, boynundaki fuları terden sırılsıklam olmuş, şapkasını iyice önüne indirmiş, yalnız ve tehlikeli bir adam…

Hayır, size Clint Eastwood’un başrolde olduğu eski bir Western filmini anlatmıyorum; tıpkı ikinci dalga black metalini yaratan kuzeylilerin yaptığı şekilde, yaşadığı coğrafyayı ve geçmiş kültürü ekstrem müziğe yansıtmayı başaran dört gençten oluşan, Denver, Colorado’dan bizleri selamlayan Wayfarer’ın müziğinden bahsediyorum. Evet, Wayfarer Western temalı black metal yapıyor… Bu kulaklar daha neler işitecek bakalım.

Geçmişin görkemli, epik Western filmlerini anımsatan bir havası Wayfarer’ın. World’s Blood, ilk albümünü 2014’de yayınlayan grubun üçüncü ve şimdilik son albümü. Önceki iki albümündeki atmosferi koruyan ve üzerine daha da çiğ, daha da sert bir yapı kuran dörtlünün işin atmosfer boyutunda, örneğin bir NECHOCHWEN kadar kör göze parmak olmadığını, Vahşi Batı’nın o ıssız, tekinsiz, sıcağıyla insanı boğan ve her an, her yerden tehlikeye açık havasını bir bütün olarak kullanıp kendi müziğini bunun üzerine oturtmayı tercih ettiğini söyleyebilirim.

Beş parçayla kırk beş dakikayı bulmasına karşın akışkan bir temposu var albümün. Tıpkı ünlü besteci Ennio Morricone‘nin 60’lar ve 70’ler boyunca Spaghetti Western filmleri müziklerinde yaptığı gibi sabırlı ve üzerine koyarak ilerleyen bestelerden oluşuyor World’s Blood ve iş black metal dinamikleriyle birleşince müzik kaynama sıcaklığına ulaştığında coşkulu, kaotik patlamalar yaşatıyor dinleyiciye. Tamamen akustik ve Western kafasında ilerleyen kapanış parçası A Nation of Immıgrants dışında her parçada çatır çatır metal de var ve özellikl albümün ortasındaki üç adet on dakikanın üzerinde süreye sahip parça kesinlikle albümü tepeye çıkarıyor. The Crows Ahead Cry War ise kesinlikle favorim; başında o klasik birazdan birileri ölecek hissini enfes veriyor mesela. Devamında aynı kelle koltukta yaşıyoruz lan üç kuruş için hissini sürdürüyor. Hele altıncı dakikasına doğru bir de enfes blast-beat ateşliyor ki, vay anam vay. Sonunda tekrar edip duran… Öv öv bitiremedim resmen.

Müzikal açıdan bir noktada biraz fazla DARK TRANQUILLITY olması dışında (ilk kim fark edecek acaba) herhangi bir kusurunu bulamadım açıkçası. Bir süredir World’s Blood kadar nispeten taze, yeni ve atmosfer açısından piyasadaki trilyon tane black metal grubundan farklılaşabilen bir albüm dinlememiştim herhalde. KRALLICE rehberliğinde yazılmış gitarlar, albüme organik bir his veren ve bu sayede atmosferi besleyen iyi bir davul ve özelliksiz ancak kulağa batmayan bir vokal ile gayet keyifli bir albüm yapmış Wayfarer. Hiç uzatmadan atmosferik black metal veya Western filmleri severlerin beğenisine sunuyor ve atımı gün batımına doğru sürüyorum. Deh ulan.

83/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.