Ved Buens Ende – Written in Waters

Henüz black metalin halen harman olmakta olduğu bir zamanda, 1995 yılında çıkan “Written in Waters”, VED BUENS ENDE’nin tek bir albümle tüm bu alt türün birden fazla kola ayrılabilmesine ön ayak olmasını sağlayan, saçmalık derecesinde zamanının ilerisinde bir albüm. Türün dev isimleri sonradan black metalin kült albümleri olarak görülecek eserlerini yeni yayınlamış, ya da henüz yayınlama arifesindeyken, henüz ortada işin ilk dalgası yeni yeni baş gösterirken VED BUENS ENDE black metal kullanılarak nerelere varılabileceğiyle ilgili kendisinden 20 yıl sonra dahi yeni yeni varılmaya başlayabilecek sularda yüzüyordu. Grubun yalnızca tek bir albüm sonrası dağılmış olması belki de şu anda çok farklı yerlerde olabilecek bir metal alt kolunun ancak paralel düzlemlerde devam edebilmesine sebep oldu diyebiliriz sanki.

“Written in Waters”tan yalnızca bir black metal albümü olarak bahsetmek mümkün değil elbette; izlediği dalgalı yol black metal ile birçok yerde kesişiyor olsa da aslında temelinde en yakınlarında süzüldüğü etiket progresif metal denebilir. Ya da progresif metalin iyiden iyiye saçma bir hale geldiğinde aldığı isim olan avangardlığın en iyi örneği olarak gösterebiliriz VED BUENS ENDE’yi. “Saçma”yı ironik olarak kullanıyorum elbette; çünkü aslında sanatın ne zaman, ve kime, ne anlam ifade ettiğini tartışmak çok anlamlı bir şey değil. Göz önünde olan net bir şey var söz konusu VED BUENS ENDE ve “Written in Waters” söz konusu olduğunda; o da her şeyin çok, ama çok tuhaf olduğu.

Henüz albümün kapağına bakarken zaten metal dünyasında alışılagelmişin epey dışında bir şeylerle karşı karşıya olduğumuzu fark etmek zor değil. Hele ki bu albümün Norveç’ten 1995 yılında çıktığını da düşününce işlerin ne denli tuhaf gözüktüğünü hayal etmek fazla bir yaratıcılık gerektirmiyor. Abstrakt bir çalışma olsa da soyutlanmış insan figürlerinin acı çektiğini ve bir şeylere karşı koymaya çalıştığını görebiliyoruz. Yazı olarak yalnızca grubunun adı kapağın sol üstüne sonunda beş adet noktayla iliştirilmiş. “Gökkuşağının sonunda” anlamına gelen VED BUENS ENDE, Asgard ve Midgard’ı birbirine bağlayan Bifröst köprüsüne bir atıf yapıyor ve bir black metal grubunun adında gökkuşağına bir gönderme olması tuhaflığıyla karşılaşıyoruz.

Tüm bunlardan bahsediyorum çünkü “Written in Waters” bunca tuhaflığını müziğiyle bağdaştırarak bir bütünlük yaratıyor, işin belki de en tuhaf tarafı işte o. Albümü dinlerken sürekli bir şeylerin yanlış olduğu hissiyatına kapılmanız işten bile değil. Eğer ki kulaklarınız caz müziğe biraz olsun alışıksa belki o bu hissiyat size bana çarptığı kadar şiddetli çarpmayacaktır; fakat her halükarda VED BUENS ENDE’nin burada kullandığı sayısız nota ölçüsüne ve riflerin adeta birbirlerinin içine karışmasına alışmanız çok rahat olmayacak. Sonradan VIRUS manyaklığını da kuracak olan Carl-Michael Eide’nin en basit ritimlerde bile davulun üzerinde gezinerek adeta rahat durmamasına, gitarlarda favori saçmalıklarımdan bir diğeri olan DØDHEIMSGARD’da da ileride bol bol duyacağımız Vicotnik’in klasik tremolo’ları bu çok tuhaf ritimlere uyarlayarak black metalin henüz ne olduğunu tam olarak keşfedemediği kimliğiyle ilgili kafaları iyice karıştırmasına dayanabilmemizin en önemli sebebi Skoll’un tüm bunları alıp bir metal albümünde duyabileceğiniz en iyi yazılmış baslardan biriyle birbirine ilmek ilmek bağlaması.

Açılış şarkısı I Sang for the Swans tüm bunlarla olduğu gibi Carl-Michael Eide’nin albümde kulağımıza ilk çarpan tuhaflık olan vokalleriyle de bizi tanıştırıyor. Brutal vokalleri oldukça sıradan olan (ki albümdeki tek sıradan şey de o sanıyorum) Eide’nin temiz vokalleri homurdanma ile sızlanma ile arası değişik bir tonlamada icra etmesi adeta yukarıda bahsettiğim her şeyin üzerinde tuz-biber görevi üstleniyor. Evet çok tuhaf, çok saçma ve bir şekilde albümün olanca avangardlığının apaçık gerektirdiği bir şey olduğunu ancak duyunca anlayabiliyoruz bunun. Albümü ilk dinleyişte “bu ne ya böyle” dedirteceği aşağı yukarı kesin olan bu vokallerin, “Written in Waters”ı bir kez de olsa sonuna dek dinleyip de içeride aslında neler olduğunu şöyle böyle dahi anladıktan sonra taşların yerine oturmasını fark etmek bunca yıldan sonra bile beni şaşırtan bir gerçeklik. Taşlar yerlerine oturup dümdüz bir duvar oluşturmuyorlar elbette; Gaudi’nin eserleri gibi tuhaflığın bir ara tuttuğu bir ahenk yaratıyor VED BUENS ENDE.

833251C8-F17B-47D2-8B8C-CB2C40419318.jpeg

Oraya kadar geldikten sonra kendisinden beklenecek bir şekilde enstrüman olarak yalnızca akordeon kullanılan bir şarkıyla kapanan “Written in Waters” bitince bir metal albümü dinlemiş hissiyatı bırakmayacak üzerinizde. Şimdiye değin yüzlerce defa dinlediğim ve en az bir bu kadar daha dahi dinleyince halen bir şeylerine şaşıracağımdan pek şüphemin olmadığı bu albümün üzerimde bıraktığı hissiyattan açıkçası halen tam olarak emin değilim. Dev bir sanat eserinin kesin bir duygu uyandırmaktansa muhattabını içinden çıkması çok zor olan, belki de hiç çıkamayacağı bir düşünce spirali içine atmasının yeğ olduğunu düşünen bir dinleyici olarak da bu emin olamama hissi “Written in Waters”a kendimi her maruz bırakışımda VED BUENS ENDE’nin bundan 20 yıldan fazla süre önce ortaya çıkarttığı bu esere olan saygımı arttırıyor.

“Written in Waters” etkilediği, belki de ortaya çıkmasına ön ayak olduğu DEATHSPELL OMEGA, BLUT AUS NORD, ARCTURUS, DØDHEIMSGARD, VIRUS ve daha nicesi grupların hala erişmeye çalıştığı bir yenilik seviyesi sundu black metale, ve konu avangard metal olunca halen erişilmesi gereken çıta niteliğinde.

99/100

72A4FF81-B378-43E5-8262-E70EFF0EFCA4

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Ved Buens Ende – Written in Waters” için 2 yorum

  • 23 Kasım 2017 tarihinde, saat 00:01
    Permalink

    Tartışmasız en sevdiğim albüm, kırmayıp incelemeyi kaleme aldığınız için teşekkürler. Çok güzel yazı olmuş, elinize sağlık.

    Yanıtla
    • 23 Kasım 2017 tarihinde, saat 00:07
      Permalink

      Esas ben teşekkür ederim güzel sözler için. 🙂

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir