Immolation – Atonement

Tüm bilinirliğine ve saygı duyulurluğuna rağmen IMMOLATION bence yine de gereğinden az övülen ve gereğinden az dinlenilen bir grup. 30 yıla yaklaşan tavizsiz ve kötü albümsüz kariyerlerinin etkisiyle death metal deyince akla gelen ilk grup isimlerinden bir tanesi olsalar da, sanıyorum ki sansasyonellikten uzak, çekirdek kadrosunu hiç kaybetmeyen yaklaşımlarının da etkisiyle bir şekilde kimsenin en sevdiği grup olmayan bir oluşum IMMOLATION ve bence bu çok saçma. Veya ortalıkta benim hiç karşılaşmadığım ve tanışmadığım, bunu okusalar “Sen neden bahsediyorsun değişik? Benim hayatım IMMOLATION.” diye gezinen bir kitle var ve benim gerçekten neyden bahsettiğim belli değil.

1991’de çıkarttıkları saçmalık derecesinde güzel ve aynı isimde bir gruba da ilham kaynağı olmuş “Dawn of Possession”dan beri IMMOLATION sayısız death metal grubunun ortaya çıkmasına sadece varlığıyla katkı sağlamış, metalin bu alt türündeki eşsiz gruplardan bir tanesi. “Atonement” tam onuncu stüdyo albümleri ve tıpkı öncesindeki dokuz tane gibi o da death metalin sözlükteki karşılığı gibi. Thrash metalde METALLICA, SLAYER ve MEGADETH’in, black metalde DARKTHRONE’un yaptığı gibi (MORBID ANGEL’a falan hiç girmiyorum canımızı sıkmamak için) kariyerlerinin bir noktasında iyi ya da kötü deneysellik veya tarz değişikliği peşinde koymamaları, onları bu diğer alt kolların öncülerinden farklı kılıyor. Elbette ki bu 30 yıl süresince çıkarttıkları tüm albümler aynı seviyede müthiş değil; ama herhangi bir albümlerine burun kıvırmanın imkansız olduğu konusunda da bana katılırsınız sanırım.

1996’da çıkan “Here in After”dan sonra ilk defa çıkış logoları olan dikenli yazıya dönmeleri daha albümün kapağına bakarken beni mutlu etti. Neden bilmiyorum ama bu logo bana konu IMMOLATION olunca herhangi bir metal grubunun “evil” gözükmek için yaptığı logoları değil de Ross DolanRobert Vigna ikilisinin gençlik heyecanlarını yeniden keşfetmek peşinde olduklarını düşündürdü. “Atonement”ı iyice sindirdikten sonra haklıya da oldukça yakın çıktığımı düşünüyorum.

“Majesty and Decay” de çok sevdiğim bir albüm olsa da, kanımca IMMOLATION “Harnessing Ruin”den beri en iyi işini yapmış “Atonement” ile. Albüm öncesinde gruba katılan gitarist Alex Bouks gayet iyi bir uyum sağlamış ve Vigna‘nın önderliğinde gayet güzel bir iş çıkartmış. Olağanüstü olmasa da oldukça dengeli bir davulcu olduğunu düşündüğüm Steve Shalaty‘nin de grubun imza işlerinden bir tanesi olan ani tempo değişimlerine iyiden iyiye ayak uydurmasıyla grup kadro olarak iyi bir birliktelik yakaladığının sinyallerini veriyor.

Hazır tempo değişimlerinden bahsetmişken buna bir paragraf ayıralım. Genelde orta tempoda giden ağır atmosferli IMMOLATION müziğinin bir anda, öncesinde hiçbir emare olmadan çat diye paldır küldür bir koşu temposuna dönüşüşü bunca yıl sonra bile her şarkılarında aklımı almayı başarıyor. Bunu bu kadar iyi yapan başka tek bir grup daha yok metal camiasında. Orta tempoda oluşturmayı başardıkları o öküz deviren atmosferi de günümüzün modern death metal gruplarının çoğunun yaptığı gibi klavye destekleriyle değil, yıllardır yalnızca riflerinin gücüyle yaşatıyor olmaları da grubun neden eşsiz olduğunun bir diğer sebebi.

Robert Vigna‘nın telleri bol bol eğip bükmesiyle ünlenen o IMMOLATION sound’u da “Atonement”ta kendine birebir yer buluyor. Ross Dolan‘ın başka bir grupta olsa belki de monotonluktan bilek jiletlettirecek vokalleri de (ki adamın vokali 30 yıldır zerre bozulmadı, o açıdan ekstra bir takdiri hak ediyor) ilginç bir şekilde o sound’un etkisiyle IMMOLATION’ın güçlü yanlarından biri oluveriyor. Nasıl hala bu kadar güçlü olduklarının açıklaması da tüm parçaların yerine bu kadar iyi oturmasında yatıyor belki de.

“Atonement” IMMOLATION diskografisinde kendine yer bulma onurunu rahatlıkla elde edebilen, harika bir albüm. Grubun bunca yıldan sonra yüksek bir heyecanla devam ediyor olması, benzer zamanlarda kurulan birçok grup adlarının anılmasını sağlamak için değişik atraksiyonlara girerken onların hiçbir şeyden ödün vermeden en iyi bildikleri şeyi yapıyor olmaları gerçekten takdire şayan. Belki bunun yüzünden çok daha fazla tanınan, satış listelerine tepelerden giren bir grup olamadılar; ama metal dünyasının en saygı duyulan gruplarından biri olarak devam ediyorlar ki bence bu, dinlediğimiz şu müziğin ruhuna çok daha uygun.

89/100

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Immolation – Atonement” için bir yorum

  • 11 Mart 2017 tarihinde, saat 05:02
    Permalink

    şahsi fikrime göre çok devasa bir albüm. benzer tarzda bir çok grup var mesela; yer yer karanlık, yer yer dezonant ve “old school”luk terbiyesini bozmayacak seviyede teknik ama Immolation’ın kendine has ayrı bir havası var. tam olarak doğru kelimeyi bulmakta zorluk çekiyorum ama “görkemli” kelimesi yanlış olmaz sanırım. hani böyle karanlıkta boğulmak gibi değil de, görkemli bir varlığın altına ezilmek gibi bir boğuculuk var adamların müziğinde.

    2000 yılından sonra Morbid Angel’ın adam gibi albüm yapmamasından dolayı birçok mecrada alternatifi olarak Immolation’ın gösterilmesine de acayip kıl oluyorum şahsen. bu mevzu hem Immolation’ın eşsiz benzersiz tarzına, hem de Morbid Angel’ın Allahsallığına büyük ayıp bence. ha bunu neden buraya yazdım, bende bilmiyorum ama bulunsun kenarda hahaha.

    sonuç olarak Close to a World Below’dan beri en iyi Immolation albümü olduğunu düşünüyorum. hani bi iki dinleyip ısınamayan arkadaşlar varsa onlara tavsiyem, denemeye devam edin. bikaç kadeh içip ıslatın, içine girmesi daha kolay olur. akıl yolu birdir metotlar değişmez. puanım 9/10.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir