Lord Vicar – Gates of Flesh

Bundan bir veya birkaç on yıl öncesinin müziklerine öykünmek takdire şayan bir tercih olsa da bir anlamda da riskli bir durum ortaya çıkarabiliyor. Artık günümüzde her tür müzik içerisinde bir parça özgünlük, yenilikçi özellikler veya üstün müzikalite aranıyor ve bu nedenle geçmişe öykünme kısmı işin nostaljik boyutuyla sınırlanmak zorunda kalıyor. Dilediğiniz kadar “biz 80’ler x müziği yapıyoruz,” diyebilirsiniz fakat birileri çıkıp sizi 80’ler gruplarıyla değil de sizle hiç alakası olmayan günümüz gruplarıyla kıyaslayıp bazı noktalarda “yeteri kadar” olmamakla suçlayabilir. Hal böyle olunca da geçmişe öykünen işler ortaya koymak artık biraz da cesaret ister hale geldi diyebiliriz.

Finlandiya’lı geleneksel doom metal grubu Lord Vicar aslında tam olarak yukarıda bahsettiğim bir geçmiş öykünmesi grubu sayılmaz. Çünkü aslında Lord Vicar zaten geçmişten gelen ve hatta biraz da “süper grup” sayılabilecek bir grup. REVEREND BIZARRE (bu ne acayip bir şeydi) ve SAINT VITUS gibi isimler kulağınıza ilk kez çalınmıyor ise ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Zira Lord Vicar elemanlarının tamamı geleneksel doom metal dünyasında saygı gören ve enfes işler yapmış büyük grupların eski elemanları.

Tabii sırf elemanlar eskiden de doom metal yapıyordu diye Lord Vicar’ın günümüzde yaptığı doom metali yeni doom filan kabul edecek değilim; bu biraz manyaklık gibi olurdu. Zaten şu bir gerçek ki Lord Vicar’ın müziğinin günümüzle hiçbir ilgisi yok ve Lord Vicar’a dair hiçbir şey “yeni” sıfatı kullanılarak anlatabilecek şeyler değil.

Geleneksel doom metalin beni en çok cezbeden taraflarından biri de bazı vokalistlerin müziğe kattığı muazzam yorum gücü oluyor. Türün genelinde güçlü ve “mıy mıy” olmanın çok ötesinde vokallere denk geliyor olsak da bazı özel vokalistlerin her an konsantrasyonunu kaybedip detone olacakmış, ya da bir anda dağılıverecekmiş hissini de vokaline yedirebilmesi her gün karşılaştığımız bir şey değil. Chritus’un ses telleri bu müziğe vokal yapmak için yaratılmış ve yorumu da gerçekten mükemmel. Kimi zamanlar “amatör ruh” şeklinde açıklayabileceğimiz bu kırılganlık hissini harika bir şekilde dinleyiciye geçiren Chritus’un vokalleri, bana kalırsa Lord Vicar’ın en büyük artısı.

Geçtiğimiz yıl içerisinde piyasaya sürülen Gates of Flesh grubun 3. albümü ve ne yazık ki önceki 2 albüm hakkında pek fikir sahibi değilim. Ancak eğer onlarda da Gates of Flesh’de olduğuna benzer bir gitar işçiliği varsa Lord Vicar’ın gözümdeki değeri daha da artacak sanırım. Zira Chritus ile iyi geleneksel doom metal için olmazsa olmaz iki unsurdan biri olan güçlü vokal ihtiyacını çok iyi bir şekilde karşılamayı başaran Gates of Flesh, eski REVEREND BIZARRE gitaristi Kimmi ile de işin gitar boyutunda da oldukça iddialı. Özellikle ilk şarkı “Birth of Wine” ve “Accidents” ilk dinlemede hafızamda yer etmeyi başardı. Hatta galiba “Birth of Wine” uzun zamandır dinlediğim en iyi geleneksel doom metal şarkısı.

Çok uzatmaya gerek yok. Enfes tonları, Chritus’un türün hakkını sonuna kadar veren vokalleri, Kimmi’nin nefis rifleri ve hatta “A Woman out of a Snow”‘da olduğu gibi muazzam bas yürüyüşleri ile Gates of Flesh geleneksel doom metal türünde güçlü bir albüm olarak Lord Vicar’ı takip listeme sokmaya yetti. Sonlara doğru albüm temposunun hızla düşmesi biraz keyif kaçırsa da eskilerine nazaran artıları daha çok olan Gates of Flesh, türe yakın duran herkese tavsiye.

79/100

54dcb4544bf80d264b3aaedbc34fe609

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Lord Vicar – Gates of Flesh” için bir yorum

  • 28 Şubat 2017 tarihinde, saat 17:07
    Permalink

    Yine Finlandiya’daki eski Reverend Bizarre tayfası geleneksel doom’un son kalelerinden, bu adamların albümlerindeki tadı başka yerde zor buluyorum. Bir de işin içinde en sevdiğim doom vokali Christian Linderson olunca Lord Vicar albümlerini her türlü dinliyorum ben.

    Geleneksel doom adına en büyük sürprizi bana geçen sene The Year Is One’la Spritus Mortis yaptı. Vokalde yine Reverend Bizarre’dan Sami Hynninen var zaten son 2 albümdür. Kendi türünde hayatımda dinlediğim en iyi albümlerden biri.

    Yanıtla
  • 28 Şubat 2017 tarihinde, saat 21:39
    Permalink

    ilk albümleri Fear No Pain hayatta en çok sevdiğim doom metal albümü desem yanlış olmaz sanırım. o albüme nasıl tapıyosam ve içselleştirmişsem artık bu albüm dahil yaptıkları her icraat bende bir yarım kalmışlık hissi bırakıyor. ama yine de doom metal seven adamı üzmez bu albüm.

    Yanıtla
    • 28 Şubat 2017 tarihinde, saat 23:55
      Permalink

      O derece ha. Ulan baya merak ettim Fear No Pain’i.

      Bence bu albümdeki en büyük problem tempo. İlk iki şarkı ayarında 1-2 iş daha olsa olacakmış ama çok çabuk düşüyor enerji. Ona rağmen neredeyse 8/10 işte.

      Yanıtla
      • 1 Mart 2017 tarihinde, saat 00:18
        Permalink

        ya sen ne diyosun. o albümde The Funeral Pyre diye bi kapanış şarkısı var, onu dinlerken ki surat ifademi gizli kameraya aldırıp izlemek istiyorum. hayatım sikiliyo resmen. normalde hiç öyle bi insan değilim halbuki. bak bunları yazarken bile omurilik soğanım karıncalandı hahaha.

        Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir