Klasik Bir Cumartesi: Immortal – At the Heart of Winter

Okuduğu tüm parşömen parçalarına, ateş başında dinlediği tüm o hikayelere ve büyüklerinin tüm öğütlerine rağmen, binlerce yıldır aynı kaldığı söylenen ve zamanın sonuna kadar asla değişmeyecek olduğu rivayet edilen bu ürkütücü vadiye gelmek zorunda hissetmişti kendini. Yine de vadiye doğru adımlarını atarken, neredeyse ayaklarını yerden kesecek, uğultusundan kendi düşüncelerini bile duymasına müsaade etmeyen rüzgar yüzünden mi, yoksa bu dünyaya ait olmayan başka bir güç yüzünden miydi bilinmez, ayakları geri geri gidiyordu. Blashyrkh’da yaşayan herkes gibi o da pek çok farklı gücün hükmüne şahit olmuştu daha önce ancak böylesine ebedi bir kudrete ilk defa tanıklık ediyordu.

Buz gibi esen yellerle, ansızın bastıran geçit vermez kar fırtınalarıyla donmuş ve aşınmış olan vadi insanı kendine çeken cezbedici bir mavilikte parlıyor, davetkar olduğu kadar ölümcül bir yolculuğa çağrıda bulunuyordu. Daha önce hiçbir canlının üzerinde tek bir adım bile atmadığı pürüzsüz ve jilet gibi keskin buz parçalarından oluşan vadi, ortasında yer alan heybetli, korkunç ve buz yüzeylerden yansıyan ışığın oyunu ile canlı gibi duran kasvetli bir kaleye çıkıyordu. Çoktan unutulmuş bir zamanda, bu diyara nereden geldiği bilinmeyen, ölümcül güçlerle donatılmış varlıklar tarafından yaratıldığı söylenen bu kale tüm vadiye yayılmış bu doğaüstü soğuğun ve cansızlığın merkezi gibi görünüyordu. Erkekliğe adım attığı gün avladığı ayının postuna daha da sıkı sarıldı, çok aşağılardaki köyünde, buradaki şerrin sebep olduğu soğuk nedeniyle kaybettiği sevdiklerinin anısına tutunarak mızrağını bir baston gibi yan tarafına aldı ve başını öne eğerek vadiye doğru ilk adımını attı…

İşte “Withstand the Fall of Time” ilk notalarıyla beraber kulaklarıma ve damarlarıma dolmaya başladığı zamanlarda hemen hemen böyle şeyler hissediyor ve düşünüyorum. Bugün black metalin başkenti Bergen’den dünyaya hükmeden IMMORTAL’ın ve black metalin en büyük albümlerinden biriyle, “At the Heart of Winter” ile karşınızdayım.

Black metale karşı mesafeli duran insanlarla genelde tartışmaktan veya onları ikna etmeye çalışmaktan pek hoşlanmam ve bununla uğraşmak istemem. Black metali duymanın ve anlamanın kolay olmadığının, her insanın farklı beklentilerle müzik dinlediğinin ve motivasyonlarının farklı olabileceğinin farkındayım. Ancak bir noktada “En azından At the Heart of Winter dinle bir defa,” demekten kendimi alıkoyamam hala. Çünkü IMMORTAL’ın bu muazzam eseri, özellikle Abbath’ın büyük bir 80’ler thrashi ve MOTÖRHEAD hayranı olmasından ötürü, hayatınızda dinleyebileceğiniz en akılda kalıcı, en rahat dinlenir ve anlaşılır black metal albümü.

Peki nasıl oluyor da bana böyle fantastik öyküler yazdıran, Abbath’ın thrash sevgisinin temelleri üzerine kurulmuş At the Heart of Winter gelmiş geçmiş en iyi black metal albümlerinden bir tanesi oluyor? Tam bu noktada devreye gerçek bir metal tanrısı olan PETER TÄGTREN ve onun efsane ABSYSS stüdyoları devreye giriyor.

Hangi birini sayayım bilmiyorum ama kısaca SEPTIC FLESH‘den MARDUK‘a, OVERKILL‘den AMON AMARTH‘a, onlarca grubun birbirinden inanılmaz albümünün her birindeki kendine has tınıyı yaratan, atmosferi kurgulayan adam HYPOCRISY gibi bir mucizeyi bizlere sunmuş üstat PETER TÄGTREN’den başkası değil. Öyle bir adam düşünün ki, Kasım 1998’de At the Heart of Winter gibi bir albümün prodüksiyonunu gerçekleştirip yalnızca iki ay sonra da Panzer Division Marduk gibi bambaşka boyutta bir ayılığı kaydediyor. Özünde ikisi de black metal albümü ama bilenler biliyor ki iki bambaşka albümden bahsediyoruz aslında. Neyse yahu; konumuz IMMORTAL’dı oraya dönelim.

Velhasıl yazının başında kendimce anlatmaya çalıştığım gibi muazzam bir havası var At the Heart of Winter’ın. Hali hazırda albümü bilenleri yazıyı okumaya teşvik etmek için böyle bir hikaye uydurduğum düşünülebilir ancak albümü ilk defa dinleyecek olanlar eminim benzer şeyler hayal ederek günün sonunda bana hak verecekler ve benzer bir hikayeyi devam ettirmek için tekrar tekrar kendilerini soğuğa teslim edecekler. Albümü bilenler ise zaten daha bu yazıyı ana sayfada gördükleri an bugün ne dinleyeceklerine karar verdiler.

Demonaz’ın yarattığı Blashyrkh evreni ile ilgili muhteşem sözler, Abbath’ın tek kişilik gövde gösterisi boyutundaki besteleri, Horgh’un hız limitine yaklaşan davulları ve Abyss stüdyolarının mutlak gücü gibi kusursuz bileşenlerle hayat bulmuş, her anı kusursuz bir albüm At the Heart of Winter. Daha da pek bir şey söylemeye gerek yok esasında; eğer inatla bu albümü veya Immortal’ı dinlemeyi reddeden varsa Withstand the Fall of Time’daki birbirinden muazzam 10+ rif kendisine girsin. IMMORTAL ULAAAN!

Ne güzel başlamıştım halbuki yazıya ya.

100/100

maxresdefault

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Klasik Bir Cumartesi: Immortal – At the Heart of Winter” için bir yorum

  • 19 Ağustos 2017 tarihinde, saat 09:16
    Permalink

    Yabancı blackmetal sever arkadaşlarımın sıkça paylaştığı benim de beğeniyle izlediğim bu grup artık özellikle 10+rif cümlenizle bir başka güzel.

    Yanıtla
  • 19 Ağustos 2017 tarihinde, saat 11:08
    Permalink

    Efsaneler efsanesi, daha iki gün önce dinlemiştim. Gitar tonuna en çok bayıldığım albüm bu olabilir. Bunlar bir de Horgh’un davulları ve Abbath’ın karakteristik vokaliyle birleştiğinde eşsiz bir ziyafet çıkıyor ortaya. İmmortal bu sene albüm yapıcak diyorlardı ne oldu o bu arada ?

    Yanıtla
    • 19 Ağustos 2017 tarihinde, saat 11:25
      Permalink

      7-8 ay önce stüdyoya girdiklerini duyurmuşlardı ama sonrasında bir şey çıkmadı daha. Abbath olmadan pek tat vereceğini sanmıyorum zaten aslında ama Blashyrkh hatırına bir şans vereceğim tabii.

      Yanıtla
  • 19 Ağustos 2017 tarihinde, saat 14:57
    Permalink

    Abbath’sız İmmortal neymarsız barça gibi gözümde, tat vermez

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir