Lacrimas Profundere – Memorandum

Selam. Biraz eskiye gitmenin sakıncası olmadığını düşünerek Matrix’in hayatları alt üst ettiği, birçok vatandaşımızın ne yazık ki deprem kurbanı olduğu, Vladimir Putin’in dünya sahnesine adımını attığı ve  Alman doom/death metal grubu Lacrimas Profundere’in türün şaheserlerinden birine imza attığı 1999 yılına döneceğiz bu yazıda.

Özellikle İngiliz grupların peş peşe çıkardıkları, insana kurdeşen döktüren nice albümlerle birlikte 90’lı yıllarda doom/death türü şüphesiz altın çağını yaşıyordu. Bir yandan daha sert bir yaklaşımla dinleyicilerini tokat manyağı yapan My Dying Bride, bir yandan müziğindeki elle tutulabilir kırılganlığı sayesinde yürekleri dağlayan Anathema, Katatonia ve benzer gruplara benzemek isteyen, onlardan esinlenen birçok başka grubun da etkisiyle en görkemli zamanlarını geçiren bu müzik türüne an itibariyle en uzak gruplardan biri olmasına karşın Lacrimas Profundere 1999 yılında öyle bir albüm yaptı ki, yıllarca unutulmadan, bir defa dinleyenin bir daha asla bırakamadığı bir iş çıkmış oldu ortaya.

Alman grup zaman içinde o kadar değişti ki, önceleri doom/death tabanından gotik metale kayan çizgileri zamanla iyice rock tabanına oturdu ve çok daha radyo dostu şarkılarla, müziğindeki metal unsurlarını hemen hemen tamamen temizleyerek yeni bir kimliğe kavuştu. Bu nedenle Memorandum albümünü dinleyip grubun öteki albümlerinden de aynı performansı bekleyecek olan arkadaşları uyaralım şimdiden; ne yazık ki yok öyle bir şey (hatta Memorandum dışında doom sayılabilecek 1(bir) tane albümü var grubun). Tabii bu grubun sadece Memorandum albümünün başarılı olduğunu iddia etmek yanlış olur; daha geçen yıl çıkan Hope is Here ve 2013’deki Antiadore albümleri de mis gibi mesela. Fakat konumuz bu değil.

Tam da Anathema’nın daha sakin sulara yöneldiği bir dönemde çıkan Memorandum, Anathema’nın müthiş formülüne kattığı estetik dokunuşlarla özünde Anathema ile kıyaslanmaya müsait, fakat bu şekilde tanımlamanın ötesinde bir müzisyenliğin ve ruhun ürünü kesinlikle. Örneğin bir Reminiscence dinlerken, özellikle şarkının ilk bölümünde grubun nereden ilham aldığı kesinlikle belliyken, bir sonraki sert bölümde ve ardındaki klavye bölümünde grubun kendi özgün bir ses yakalamış olduğu hissiyatına nail olmamak mümkün değil. Erken dönem Katatonia hissi de çok acayip bu arada bu şarkıdaki. Tadından yenmiyor.

Çok eski bir albüm olduğu için ve özellikle ilk kez dinleyecek olanların yaşamaları muhtemel ön yargı ve buna bağlı soğukluk kesinlikle gruba haksızlık olur. Zira o döneme ait tüm bileşenleri mükemmel bir şekilde bir araya getirebilmiş, tüm unsurlarıyla eksiksiz bir albüm Memorandum. Erken dönem Katatonia’yı özleten lead gitarlar, black metale göz kırpabilen, brutalite ve agresyon (Türkçem bitti) ile duygusallığı birleştiren The Crown of Leaving gibi şarkıların Christopher Schmid’in çok yönlü vokaliyle kazandığı kimlik, kesinlikle hakkı yenilmemesi gereken müthiş bir bütünsellik sağlıyor albüme. Bir de şarkılardan bahsetmişken; Black Swans gelmiş en etkili doom şarkılarından bir tanesi olabilir, belirtmeden geçmeyeyim.

Enfes besteler ve vokallerdeki kontrastın yanı sıra albümün prodüksiyonu da Memorandum’un klasikler arasında yer almasına katkı sağlayan etmenlerden. 90’lara ait hemen her albümde hissedilen o albümü kasetten dinliyormuş hissi, yani müziğin arkasındaki boşluğu, müziğin yaratıldığı mekanın havasını solumaya elveren sound, Memorandum’da da kendini hissediyor. Nefes alan bir prodüksiyona sahip olan albüm dinleyiciyi de boğmuyor. Çok subjektif bir yorum olsa da hem albümdeki dengeli tempo düzenlemeleri hem de ancak bu şekilde ifade edebildiğim prodüksiyon durgun ama rahat bir atmosfer sağlıyor. Böylece her ne kadar oldukça yıkıcı bir albüm olsa da Memorandum dinlerken kendini boğuluyor gibi hissetmiyor insan. Pek anlatamadım gibi geliyor ama canım sağ olsun artık ya, ne yapalım.

Türdeş albümlere nazaran kısa süresi (43:42) başlarda handikap gibi dursa da yıllar sonra fark ediyorum ki tam da kararında bir süreymiş. Melodik doom/death metal albümü için 40-45 dakika arası gerçekten de ideal bir süre gibi. Bunalıp daralmadan, besteler birbirine benzemeye başlıyormuş hissine kapılmadan bitiyor albüm. Buradan da puanları topluyor Memorandum. Kendini tekrara düşürmeden anlatıp bitiriyor hikayesini.

Özetle yıllar öncesinden kalma ve biraz da kıyıda köşede kalmış bir klasik Memorandum. Lacrimas Profundere’in kendisinin de pek hatırlamadığı bir dönemine ait, unutulmaz bir eser. Daha önce denk gelememiş tüm doom/death fanlarına ve Anathema-MDB-Katatonia’dan herhangi birini seven tüm dinleyicilere şiddetle öneriyorum. Albümü bilen ama benim gibi uzun süredir hatırından çıkarmış kişilere de vesile olsun, hazır yağmur çamur varken döndürün 1-2 tur, ilk dinlediğiniz dönemlerdeki hissiyatları tazeleyin.

94/100

r-381474-1293272899-jpeg

3 thoughts on “Lacrimas Profundere – Memorandum

  1. Bu albümü burada keşfettim bugün ve 2. kez dinliyorum. Vay be, diyorum.
    Estatic Fear’ın A Sombre Dance albümü ile birlikte Germen diyarlarından çıkıp hak ettiği ilgiyi görememiş en iyi 2 metal albümü, net.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s