Sumerlands – Sumerlands

Geleneksel heavy metal hem pek çok türün çıkmasına ön ayak olmasıyla metal müzik tarihindeki “big bang” benzeri konumu hem de icracı grupların şöhretiyle her zaman için revaçta olan bir müzik türü olmuştur. Buna karşın ve en görkemli günlerini geride bırakalı 30 yıla yakın bir süre geçen bir müzik türü olmasına rağmen yeni bir grubun geleneksel heavy metal yaparak modern metal dünyasında kendine yer bulması ve kabul edilmesi hiçbir zaman pek kolay olmamıştır. Bunun başlıca sebebiyse bu müziği yaratan dev isimlerin daha önceki müthiş eserleriyle bilinçli ya da istemeden de olsa bir şekilde kıyaslanmaları. Nadiren de olsa bu tür kıyaslamalardan alnının akıyla çıkabilen albümleri görmek ise büyük bir keyif ve mutluluk kaynağı elbette. A.B.D. – Pennsylvania’dan (bu konuda şaka yapmamak için zor tutuyorum kendimi) bizleri selamlayan Sumerlands’in ilk albümünü bu kategorideki albümler arasında rahatlıkla sayabiliriz.

80’lerin heavy metal tanrılarının ayak izlerini takip eden Sumerlands, yeraltı piyasasında hatırı sayılır bir şöhrete sahip olan prodüktör Arthur Rizk’in (VOLAHN, INQUISITION, GATEKEEPER ve nicelerinin prodüktörü kendisi) önderliğinde tanrıları memnun edecek bir iş ortaya koymuş. Alabildiğine sert ve akılda kalıcı, MERCYFUL FATE benzeri bir kalitede besteler, şişko mu şişko dopdolu bir sound (Arthur gerçekten yeteneğini konuşturmuş prodüksiyon konusunda) ve  Messiah Marcolin’i (CANDLEMASS), Ozzy Osbourne’u, Ronnie James Dio’yu (R.I.P.), Don DOKKEN’i aratmayan bir vokal. Açıkçası eğer herhangi bir ön tanıma gerek duymayan gerçek, klasik metal müzikten bahsediyorsak – ki sizi temin ederim ki ondan bahsediyoruz – bir insan daha başka ne isteyebilir bilmiyorum.

Tabii geleneksel müzikler yapmak isteyen modern grupların sıklıkla yaşadığı bir başka sorun da müzikal yetenek yahut yaratıcılık konusundaki yetersizlik sebebiyle bir noktada çok sevdikleri grupların kötü birer kopyası haline dönüşmeleri. Düşük bütçeli bir kostüm partisi keyifsizliği yaşatan bu tür grupların her notasında, her geçişinde türün devasa isimlerinden bir şeyler bulmanın yarattığı sinir bozukluğu grubun ömrünü gerçekten çok büyük hızla kısaltabiliyor. Neyse ki Sumerlands bu hataya düşmüyor ve çok sevilen müthiş grupları birebir kopyalamanın ötesinde de bir şeyler sunabiliyor.

Çok, çok uzun zamandır Phil Swanson kadar bu müziğe yakışan bir vokalist dinlemediğimi belirterek giriş yapmak istiyorum bu paragrafa. Geleneksel heavy metal ve doom metal söylemek için dünyaya gelmiş bir insan Phil Swanson. Hem çok yeterli bir ses aralığına hem de çok başarılı bir yorum gücüne sahip. Özellikle “Timelash” ve “Haunted Forever” performanslarında büyük ustaları aratmayarak tüyleri diken diken eden Phil’in Arthur ile birlikte Sumerlands’in en büyük kozu olduğunu söylemek gerek. BLACK SABBATH’ın beton riff kültürüyle JUDAS PRIEST’in hard-rock gitarlarının MERCYFUL FATE ile birleşimi olarak özetlenebilecek (abuk bir özet, biliyorum) çok iyi besteler üzerinde Phil değil de bu grupların vokallerini birebir taklit eden ve yukarıda bahsettiğim kötü “cosplay” durumunu yaşatan bir vokal olsaydı gerçekten çok yazık olurdu. Neyse ki Phil Swanson var.

Şarkı yazımındaki bu çoklu kültür bakış açısı sayesinde her şey doğru zamanda ve olması gerektiği kadar gerçekleşerek albümü doldurma şarkılardan ve gereksiz uzayan bölümlerden koruyor. Biraz da bu nedenden ötürü albüm yalnızca 32 dakika sürüyor. Buna karşın her anı dolu dolu olduğundan henüz albümün kısa olmasına ilişkin hiçbir eleştiriye denk gelmedim. Bir de ilginç bir şekilde albümün sonunda grup ve albüm ile aynı adı taşıyan, albümden bağımsız, ambient ve enstrümantal bir parça yer alıyor. Baştan sona yüksek tempoda ilerleyen bir heavy metal şöleninin sonunda böyle bir kapanışa yer vermiş olmasını Sumerlands’in modern dokunuşu olarak değerlendiriyor ve çok iyi bir kapanış olduğunu düşündüğümü belirtmek istiyorum.

Bandcamp sayfalarındaki onlarca yorum ve sağda solda şimdiden (örneğin metal-archives sitesinde 5 kritikle %91 ortalama yakalamışlar) bolca övülmeye başlamalarıyla eğer başlarına bir iş gelmez ve devam etmeyi başarırlarsa Sumerlands adını ileride daha sık duyacağımıza eminim. Yazıda bahsi geçen gruplardan en az bir-iki tanesini seviyorsanız bu grubu sakın ıskalamayın. Bir de evet, VAN HALEN.

85/100

a3138946671_10

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir