Oceans of Slumber – Winter

Sene sonu listelerini hazırlarken düşündüğüm şeylerden bir tanesi de yıl içerisinde dinleme şansı bulamadığım albümler arasından ilk olarak hangi 2016 albümünü listeme alamadığım için pişmanlık duyacağım şeklindeydi. Houston-Teksas’tan bizleri selamlayan Oceans of Slumber bu konudaki merakımı giderdi ve 2017’de dinlediğim ilk çok iyi 2016 albümü statüsüne erişti.

Progresif rock/metal ile ilgili, içinde bu müziğin tanımını da barındıracak şekilde belki de, en sevdiğim şey müziğin herhangi bir tahmin edilebilirlik tabanının olmaması. Kendisini salt progresif müzik türünde konumlandıran albümlerden ne çıkabileceği hakkında beylik lafları etmek çok kolay değil. Zaten türün ilk akla gelen isimlerini şöyle bir hatırladığınızda bile aslında birbirinden ne kadar bağımsız gruplardan oluşan bir tür olduğu ortaya çıkıyor. Uzun lafın kısası Oceans of Slumber da tamamen kendine özgü bir şekilde, kendi bildiği progresif müziği yapıyor ve henüz 2. albümünden Century Media’nın kanatları altına girmiş olması bile bunu ne kadar iyi yaptığı hakkında bir fikir vermeli zaten. İlk albüm Aetherial’ın ardından gruptan ayrılan erkek vokal Ronnie Allen’ın yerine gelen hanım kızımız Cammie Gilbert ise grubun daha da büyümesini sağlayacak gibi duruyor.

İlk bakışta göze çarpan kadın vokal, “Nights in White Satin” yorumu ve progresif müzik ögelerini birleştirince aklınıza hemen duygusallıktan ölen, orta tempoda ancak alışagelmişin dışında zamanlarda seyreden ritmler kullanılan hafif bir şeyler gelmesin. Çünkü kendi albümünde THE MOODY BLUES yorumu bulunurken Facebook sayfasından BLOOD INCANTATION’ın yeni şarkısını paylaşabilen ve başka pek çok keyifli detaya sahip olan Oceans of Slumber, death/doom/black metale ait müzikal standartları alternatif rock/metal tabanında, birçok grubun ulaşamadığı bir müzisyenlik seviyesinde işliyor ve mükemmel vokalist Cammie Gilbert’ın insana musallat olan yorumuyla dinleyicisine sunuyor.

Albüme adını veren Winter ile açılan albüm ilk 3-4 şarkı boyunca Cammie’nin alto vokali üzerinde yükselirken bir yandan da Oceans Of Slumber’ın müzikal becerisi giderek daha da ön plana çıkmaya başlıyor ve özellikle sonlara yaklaşırken Turpentine ve Apologue ikilisiyle tavan yapıyor. İlk yarıdaki Devout şarkısında ve Nights in White Satin yorumunda da grubun enstrüman hakimiyeti açıkça belli olsa da özellikle Apologue özelinden yola çıkarak grubun şarkı yazımı konusundaki yeteneğine şapka çıkartmak istiyorum. Progresif etiketini taşımayı sonuna kadar hak ediyorlar. Zaman zaman “beauty and the beast” moduna geçip Cammie ile atışan diğer elemanların standart vokallere sahip olduklarını belirtmek zorunda olsam da gitar konusunda standardın çok üstündeler. Ayrıca Dobber Beverly’nin dinamik davulları da Oceans of Slumber müziğinin değişkenliğinde kilit role sahip olduğunu söylemek gerek.

Oceans of Slumber’a ait sevmediğim çok az şey oldu ve aslında o da grubun tamamen kendisiyle ilgili temel bir şey değil. Nights in White Satin yorumu gerçekten çok başarılı ve içindeki Oceans of Slumber dokunuşunu hissettirebilen, efsane The Moody Blues şarkısı kimliğinin dışında bir şeyler olmayı başarmış bir yorum. Fakat Winter ve Devout gibi iki muhteşem şarkıyla albüme giriş yapmış ve tam ısınmışken karşıma çıkan bu yorum albümün bütünlüğünü çok derinden sarsıyor. Bu yorumu neden bonus şarkı olarak albümün sonuna koymamışlar bilmiyorum ama eminim Century Media’nın bok yemesidir, o nedenle bu seferlik bir şey demiyorum. Eminim birçok dinleyici aynı şeyi hissedecektir. Aynı şekilde tekrar albüme odaklanmayı kolaylaştırmak için konulduğuna emin olduğum Lullaby ve Laid to Rest de ne yazık ki pek yardımcı olmuyor ve Suffer the Last Bridge’in ortasına kadar insanın aklı hala Nights in White Satin’de kalıyor. Bu küçük ama önemli detay dışında Oceans of Slumber’da ve Winter’da eksik pek bir şey bulmak zaten pek mümkün değil.

Kulağa çok doğal gelen geçişlerle oldukça değişken ve uzun sayılabilecek şarkılar yazmayı başarıp diğer yandan odağı hala vokalde tutabilmek gerçekten büyük bir iş bana göre. Bu nedenle hem Cammie’nin müthiş vokalleri hem de Sean-Anthony ikilisinin gitarlarını hakkıyla dinleyebilmek için bile üst üste birkaç defa dinlediğim ve dinleyeceğim bir albüm Winter. Klipleri şimdiden yüz binlerce izlenmeye ulaşan Oceans of Slumber’ın adını kısa bir süre içerisinde çok daha fazla duymaya başlarsanız şaşırmayın. Sahip oldukları ve olacakları popülerlikte her ne kadar Cammie Gilbert’ın kendine has sesi, bahsetmek istemesem de zorunda olduğum ten rengi ve bu müzikte kolay kolay göremeyeceğimiz “chic” duruşunun payı büyük olsa da Oceans of Slumber’da gözardı edilmesi çok büyük hata olabilecek şekilde bundan çok daha fazlası var. O nedenle önden bir göz atmanın tam zamanı.

82/100

oceans-of-slumber-winter

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir