Dawn of Solace – Affliction Vortex
Merhaba.
Kariyerinde toplam 4 albüm bulunmasına karşın ilk albümüyle ikincisi arasında 14 yıl olan bir grubun, son 5 yılda paylaştığı 3. albüm ile karşınızdayım. Bu bilmecemsi cümleyi hallettiyseniz içeri buyurun, devam edelim.
WOLFHEART ve onun öncesinde pek çok farklı isimden tanıdığımız Tuomas Saukkonen’in maymun iştahıyla başlayıp yarım bıraktığı pek çok projeden biriydi aslında Dawn of Solace. 2006’da bir albüm yayımladı, sonra da 2020’ye kadar bir haber çıkmadı. Gotik vokal ustası Mikko Heikkilä sayesinde yeni bir kimlik kazanarak tekrar hareket geçmesi sonraysa Finlandiya soğuğu ve metalini vatandaşı olan diğer pek çok gruba nazaran daha melankolik ve düşük tempolu bir noktadan ele alan, dinleyicisini kar sessizliğindeki yalnız, buruk düşüncelerle baş başa bırakmayı hedefleyen gotik/doom ağırlıklı bir grup hüviyetine kavuştu.
2020’de yayımlanan Waves ve pandemi sürecinde yazılıp 2022’de paylaşılan Flames of Perdition albümleri gösterdi ki Mikko Heikkilä’nın katılışı, Saukkonen’in olgunlaşması derken Dawn of Solace da diğer pek çok Saukkonen marifeti gibi hem duygusal taraflara dokunup kolay bağ kurabilmeyi sağlıyor hem de müzikal açıdan doyurucu bestelerle hafızada yer eden albümler sunabiliyor. Mikko Heikkilä’nın varlığı gerçekten Dawn of Solace’a özgün bir hava katmakla kalmıyor, diğer Saukkonen işlerinde duyamayacağınız türden bir gotik/doom atmosferini de beraberinde getiriyor. Saukkonen’in soğuk, melankolik melodi bulma becerisi de denkleme dahil olunca kalburüstülük, zaten garanti altında gibi bir durum çıkıyor ortaya. Bu açılardan bakınca Affliction Vortex, 2025’te merak ettiğim albümler arasındaydı elbette ve yayımlandığı Sevgililer Günü’nden bu yana ara ara kurcalıyorum. Gelin, biraz da birlikte kurcalayalım.

Affliction Vortex‘in bir Waves olmadığı beyanıyla başlamak gerek belki de. Şu ana kadar diskografinin incisi konumundaki 2020 albümü, kendisinden sonra gelen her şeyin ilk kıyaslanacağı eser ve her ne kadar benzer formüller, yakın bir atmosfer kurgusu ile şekillendirilmişse de Affliction Vortex, biraz daha hareketli ve heavy bestelere sahip. Waves‘in içe dönük, tam kış melankolisi tadındaki o yalnız, duru halini aramamak gerek yani. Saukkonen’in geri plandaki brutal vokal katkısı daha çok parçada karşımıza çıkıyor; Invitation gibi bazı parçaların sert kısımlarında Dawn of Solace havasını dağıtıp yerini Wolfheart’ın kış metali rüzgarlarına bıraktığını iddia edebileceğimiz kadar bariz karakter sapmaları yaşanıyor. Döngüsel melodik gitarlar arkasında çift pedal davullar ve sert bir brutal vokal, Dawn of Solace’tan bekleyeceğim son hareketler doğrusu. Bayağı melodik death metal bestesine dönüşen anların sayısı hayli fazla.
Öte yandan önce Murder parçası hem ismi hem de enfes doom rifleriyle, sonra da Fortress parçası gitar işçiliğiyle akıllara direkt KATATONIA‘yı getiriyor. İsveçli üzgün müzik üstatlarını sevenler için albümün en keyifli parçalarından biri olmaya aday Fortress. Saukkonen’in sert vokali, parçayı tekrar Dawn of Solace çizgisine çekme konusunda epey yardımcı bu arada. İkilinin geçmiş ortaklık günlerini anımsatan (BLACK SUN AEON) Into the Light ve albümün zirvesi olarak gördüğüm Rival ile birlikte bu üç parça, çok kuvvetli bir gövde sağlıyor. Rival‘ın nakaratı, Heikkilä’nın normaldeki o duru, yalın haline göre duygusunu daha yoğun hissettiren vokali bu parçayı iyice öne taşımış.
Son bölümde demin bahsettiğim Invitation ve yine Saukkonen’in brutal vokalinin ağırlıklı olduğu Perennial gibi parçalar, biraz git-gel yaşatıp kimlik bunalımı eleştirilerine yol açacak yerlere çekiyor albümü ama öyle veya böyle, duygusal açıdan çizgiyi korudukları için bu şarkıları da sevenler çıkacaktır mutlaka. Ben özellikle Saukkonen’in daha blackened vari yakarışlarını sevdim mesela, farklı bir lezzet katmış albüme ve ileride üzerine gidilebilecek bir fikir gibi duruyor. Genele bakıncaysa diğer projelerde (özellikle Black Sun Aeon’da) bu müzisyenlerden bu tarz besteleri çok dinlediğim için Dawn of Solace’ta daha gotik ağırlıklı, Heikkilä vokalinin ön planda olduğu şeyler duymak istiyorum açıkçası. Neyse ki 39 dakikalık, atsmoferik geçiş oyunlarına ihtiyaç duymadığı için hızlı akan bir albüm Affliction Vortex ve bu dalgalanma haline kafayı takamadan, hatırda sadece güçlü melodiler ile depresif vokal performanslarını bırakarak bitiveriyor.
Dawn of Solace sanki yerini buldu ve çok alçalmadan veya yükselmeden, konforlu bir şekilde ilerleyecekmiş gibi hissediyorum. Saukkonen’in yaşamdan beslenme yönü çok kuvvetli ve özel hayatlardaki ani bir dalgalanma, çok daha derin ve özel bir sanat üretimine sebep olabilir ileride tabii ama Heikkilä ve Saukkonen ikilisi çarpıcı bir sarsıntı geçirmediği sürece Dawn of Solace müziği bu ayarda devam edecekmiş gibi görünüyor. Gotik ve doom ağırlıklı, melodik bir şeyler arıyorsanız Affliction Vortex hiç fena değil; fakat bu ikilinin zirvesini tecrübe etmek istiyorsanız mutlaka Waves‘e bir kulak kabartın derim.
75/100


