Harakiri for the Sky – Scorched Earth
Merhaba.
2011 civarı kurulmasına rağmen üretkenliği ve eriştiği popülerlik sayesinde sanki çok daha eskiden beri piyasadaymış gibi hissettiren Avusuryalı post-black metal temsilcisi Harakiri for the Sky (HftS), 14 yıllık kariyerine 6 albüm, 2 tane de re-record sığdırarak varlığını sürekli kılmak için elinden geleni yapıyor. Her ne kadar bugüne kadar dinlediğim hiçbir HftS işi için ay ne boş iş yorumu yapmadıysam da herhangi bir eserlerini de başucuma koyup bağrıma basamadım. Belirli bir kaliteye, kendi içinde dar olsa da piyasayla kıyasladığımızda birçok grubun üzerinde kalan, yüksek bir taban&tavan aralığına sahipler ve bu pek şaşırtmadan, ters köşeye yatırmadan çalmaya devam ediyorlar.

24 Ocak’ta yayımlanan Scorched Earth de bu bağlamda standart kabul edilebilir, HftS bilenler için sürpriz barındırmayan bir yapıt. Umutsuzluk, ölüm, aşk ve çok derine inmese de birtakım varoluş meseleleri, birden fazla enstrümandan sorumlu M.S. ve vokalist J.J.’in yarattığı müziğin temel taşları olmuştur her zaman. Bu tematik yaklaşımın yine bozulmadığını görüyoruz. Post-black metal kalıbı içerisinde atmosferik geçişler, post-rock pasajları, black metal patlamaları ve post-hardcore (vokali ilgilendiriyor bu daha çok) gibi türlerin harmanından oluşan besteler, ana hatlarıyla melankolik/depresif denilebilecek bir ruh halinde sunuluyor. AUSTERE, GROZA, SVALBARD gibi gruplardan alınan konun vokalistlerle çeşitlilik sağlanmış; piyasanın en aktif davulcularından biri konumundaki Krimh‘in 2018’den beri (Arson albümünden itibaren diyelim) verdiği davul desteğiyle de albüm nihayete erip kulaklarımıza konuk olmuş.
İki yılda bir albüm yapma geleneğini bozan Scorched Earth‘ün yazımı Mære‘nin hemen arkasından başladıysa da pandemi ve sonrasında ilk iki albümün yeniden kaydı, toparlanma süreci derken çıkışı dört yılı bulmuş. Bu dört senede de parçalar iyice olgunlaşmışlar ve Brvno Gonzalez imzalı kapağı biraz kurcalayınca anlayabileceğimiz üzere (eski kapaklarda yer almış hayvan figürlerinin hepsinin bu kapakta yer almasından ve yanan bir ormandan canlarını kurtarmaya çalışmalarından anlaşılabileceği üzere demek daha doğru) sanki HftS için bir kendini tanımlama, geçmişte yaptıklarının ve temsil ettiklerinin tümünün bir özeti anlamı taşıyor Scorched Earth.
İnsana musallat olup hem zihninde dolaşan hem de kalbini acıtan hüzünlü melodilerin post-black metalin tatlı-sert agresif rifleriyle birleştiği Heal Me, HftS’nin mührü sayılabilecek bir formül üzerinden güçlü bir açılış gerçekleştiriyor. Post-hardcore etkisi sayesinde acısını öfkeyle birleştiren J.J.’in vokali her ne kadar bu tarz için biraz sev ya da nefret et çizgisinde dolaşsa da ben müziğe iyi oturduğunu ve özgün bir hava kattığını düşünenlerdenim. Vokalin black metal ile çok haşır neşir olmaması, özellikle yarı-folk tandanslı melodi motiflerinin belirginleştiği anlarda müziği melankolik, melodik death metal gruplarının çizgisine yakınlaştırıyor bu arada. INSOMNIUM havaları yakalamak, özellikle With Autumn I’ll Surrender gibi parçalarda fazlasıyla mümkün.
Tümüyle melodik, vıcık vıcık pasajlardan oluşmuyor tabii besteler. No Graves But the Sea gibi çok daha black metal havasında, blast-beat odaklı agresif parçalar ve Too Late for Goodbyes‘daki gibi ani vites değişiklikleri, iyi bir denge kurarak yav bu da fazla mı minnoş ne eleştirisinden kurtarıyor grubu. Her ne kadar şarkı isimleri ve kimi aşırı yumuşak anlar müziğin yaşını düşürüp cringe hissiyatını arttırsa da parçaların içerisinde daha olgun, o kadifelere sarılıp ağlayan duygusallıktan sıyrılıp ortalığı ateşe verecek türden isyankarlığa geçilen pasajlar durumu kurtarmış. 67-68 dakika gibi -her zamanki gibi- lüzumsuzca uzayan süresine rağmen baygınlık vermemesini sağlayan en önemli faktör bu.
Günün sonunda Scorched Earth, iyisiyle kötüsüyle bir Harakiri for the Sky albümü. Bunun ne anlama geldiğini bilenler, beklenti ve beğeni doğrultusunda albümü değerlendirip puanlarını verecekler ama ilk defa dinleyecek olanlar için bence hem daha çiğ hem de daha vurucu olan ilk albüm veya tarzı oturttuktan sonraki zirvesi III: Trauma, çok daha başarılı eserler. Çok mu farklılar peki Scorched Earth‘ten? Aslında hayır ve zaten Harakiri for the Sky’ın en büyük problemi de tam olarak bu.
70/100


