Stratovarius – Survive

Merhaba.

70’ler sonunda RAINBOW gibi isimlerle tohumları ekilen power metal, ilerleyen yıllarda hayli farklı bir şeye evrilecekti. Hızlı, kaslı ve aşırı gaz Kuzey Amerika power metalinin aksine Avrupa’da yumuşak başlı, klavye ağırlığında yeni bir perspektif benimseyen gruplar, 90’larda bu türe altın çağını yaşattılar desek abartmış olmayız herhalde. Birçok İskandinav grup black metal ateşiyle kıyatı kasıp kavururken Stratovarius gibi isimlerse melodik ve epik bir bombardıman ile power metale Avrupa usulü yeni bir form kazandırmakla meşgullerdi. Kökleri 1985’e kadar uzanan efsanevi Fin topluluk, 2022’de söyleyecek sözü olduğunu göstermek istiyor.

90’ları zirvede, 2000’leriyse ligin asansör takımı olarak bazen alt sıralarda, bazen yukarılarda geçiren Stratovarius’un, oturmasında büyük rol oynadığı formülün temelleri artık iyice eskimiş ve ayakta zor durur bir halde. Klavyenin, orkestral düzenlemelerin yarattığı dramatik etkilerin kalıcılığı her geçen gün azalırken vokalistler zamana karşı kondüsyon savaşında geri düştükleri anda kaybolup gidiyorlar. Yan unsurlar olmadan, pop veya ekstrem taraflara kaymadan devam etmek çok zor. Zaman, kimseye acımadığı gibi power metale de acımıyor… Diyeceğim ama tam da öyle değil yahu.

Birincil besteci ve gitarist Timo Tolkki’nin ayrılığına, iki senede bir albüm çıkarma düzenine geçilmesine ve iş biraz işe dönmüş gibi görünmesine rağmen Stratovarius standartlarını korumayı başarıyor bir şekilde. 2011, 2013 ve 2015 albümlerinin tamamı hem hayranlar hem de türü sevenler arasında rağbet gören, saygı duyulan yapıtlardı ve beklenmedik biçimde araya 7 sene koyduktan, ana elemanlar 50’lerini yaşarken gelen 16. stüdyo albümü Survive, sanki ne olursa olsun grubun sağ kalacağını, naçiz vücudu bir gün toprak olsa da power metalin ilelebet payidar kalacağını ilan ediyor. Özledik be Atam!

Bozuk değilse tamir etmeye çalışmama düsturundan hareketle melodik power metalin bilindik stratejilerini uygulayarak çift gitar armonileri, rock ritimleri, akılda kalıcı nakaratlar, koro vokaller ve alttan alta kazana kömür atıp lokomotife momentum veren davullarla, en iyi bildiği şeyi yapmaya devam ediyor Jens ve kurmayları. Gruptaki en eski eleman konumundaki Jens Johansson, klavye tarafında artık doktora seviyesine ulaşmış durumda ve gitarlardan rol çalıp cheesy bir hale gelmeden parçaları sürüklüyor. Zaten Survive‘ı bu kadar uzun süreler dinlememi sağlayan ana unsur, albümün gitar odağını neredeyse hiç kaybetmemesi. Açılış parçası Survive‘ın taramaları, Broken‘ın aşırı ritmik bel kemiği, World on Fire‘ın euro-power denilince ilk akla gelecek tanıdıklıktaki numaraları, Glory Days‘in akrobatik ama heavy melodileri; kısacası hiçbir parçada tembellik etmiyor Matias Kupiainen.

Survive‘ı sevmemin bir diğer nedeniyse bütüne sirayet eden pozitif atmosferi. Son zamanların en başarılı açılış şarkısı olarak değerlendirdiğim isim parçasının son bölümündeki “The future’s not bright, but it’s mine! I won’t lie, there’s no hope in sight but, I’ll survive!” sözleri, albümün de tematik özeti gibi. Evet, dünya ve hayat çok da matah şeyler sunmuyor ama bir şekilde hayattaysak bu hayat bizimdir ulan! gibi bir gaz ile ayağa kaldırıyor insanı Stratovarius. E bazen de bu lazım.

Madalyonun öteki yüzüne bakınca bir-iki parça kırpılabilir, şöyle 45 dakika bandına çekilebilirmiş aslında diyorum. 58 dakika gerçekten yoruyor bir noktada. Özellikle Breakaway‘i dinlerken 90’lara uzanıp grubun daha önce defalarca, başarıyla bestelediği bu tip yumuşak, düşük tempolu ve dramatik parçaları düşünüp hayıflanmamak, Before the Fall‘da ve kapanış parçası Voice of Thunder‘da sanki Stratovarius ölmüş de anma töreni için hazırlanmış retrospektif bir ses kaydını dinliyormuş hissi yaşamamak zor biraz. Hayatınızda ilk defa bu türü, ilk defa bu grubu dinlemiyorsanız ya da ölümüne hayran değilseniz son 15-20 dakikada belli bir doygunluk ve sofradan kalkma isteği uyanacaktır mutlaka.

Toplamda kariyerinin 40. yılına yaklaşan, giderek zayıflamakta olan bir türü icra eden, kurucu elemanı kalmamış ve görkemli günlerini çoktan arkasında bırakmış bir gruptan gelen taş gibi bir albüm Survive. Belki yeni bir grup böyle bir albüm yapsaydı kardeşim hiç mi yeni bir fikriniz yok sizin, diye kızardım ama 16. stüdyo albümünde bu seviyede kalabilen birine haksızlık olur bence bu tip eleştiriler. Uzun lafın kısası, Stratovarius’un savaşı bırakmaya hiç niyeti yok görünüyor ve öyle artık eli ayağı tutmaz olmuş bir dövüşçünün acınası yumruklarını değil, kondüsyonu düşse de teknik ve tecrübesiyle rakibinin açığını kovalayan kurt bir veteranın tehlikeli yumruklarını savuruyor. Nakavt edemeyecek belki; fakat kalıcı bir iz bırakacağı kesin.

82/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Stratovarius – Survive

  • 12 Ekim 2022 tarihinde, saat 20:13
    Permalink

    Uzun zamandır dinlemeyişim de etkisiyle olacak grubun müziğine olan açlığımı fazlasıyla doyurdu. Albümde kötü şarkı yok hatta birden fazla hit şarkı barındırıyor. Aşırı pop tınlama hatasına düşmeden melodik ve akılda kalıcı şarkı nasıl yazılır sorusun cevabı bu albümde. Çıktığından beri on kereden fazla dinledim, yıl sonunda en çok dinlediğim albümlerden biri olacak muhtemelen.

    Bir de grubun müziğine dair belki de en sevdiğim nokta tıpkı Helloween gibi pozitif enerji yayması. Görece sert bir müzik yine ama ısırmaya çalışmıyor, modunu düşürmüyor, ‘hadi kalk ayağa yapabilirsin’ gazı veriyor. Gerçi bu türün geneline yayılabilir ama bu grup bu işi iyi yapıyor.

    Yeni yeni metal müzik dinlemeye başladığım dönem severek dinlediğim gruplardan biriydi STRATOVARIUS. Bu albümle o günlere döndüm biraz. 2022 birçok türden çıkan başarılı albümlerle metal müzik adına güzel geçmeye devam ediyor.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.