Imperial Triumphant – Spirit of Ecstasy

Merhaba.

Metale avangart / deneysel taraflardan yaklaşma biçimi olarak New York’u seçen ve şehre dair birçok farklı unsuru müziğinde kullanmaya çalışan Amerikalı fantastik trio Imperial Triumphant, 2018’de yayımlanan Vile Luxury albümünden beri büyük bir ivmeyle, etki alanını genişletmeye devam ediyor. Öyle ki birçokları için kayıp zaman olarak değerlendirilen pandemi süreci de onları durduramadı; Alphaville o kadar güçlüydü ki Covid-19 bile unutturamadı, da diyebiliriz aslında. Centruy Media‘nın medya gücünü de gözardı etmeyelim tabii.

Ekstrem metalin bölücü elebaşı ünvanını bir apolet gibi omuzlarında taşıyan grubun bu yönünü tartışmayı anlamsız buluyorum. Grubun müzikal becerileri, piyasadaki etkisi, konserlerinin doluluk oranı vs. gibi somut şeyler konuşulmuyor çünkü. Bu tip tartışmalar hızlıca kutuplaşılıp tarafların birbirine ad hominem roketleri attığı bomboş seviyelere varabiliyor. Kaldı ki bence zaten konu sevmek veya sevmemek değil; düpedüz anlamıyor bir kesim Imperial Triumphant’ı (IT) ve anlama gayreti de yok. Kim şimdi yıllarca birikmiş o örümcek ağlarını temizleyip senelerdir kımıldamadığı için tutulmuş kasları açıp gererek yeni bir görme, yeni bir duyma biçimi öğrenecek ki, değil mi? Aynı şeyden biraz daha fazla ver ve herkes mutlu mutlu uyumaya devam etsin. Pis hipster herifler siz de statükoyu bozacağınıza gidin de halo etkisi neymiş onu kurcalayın biraz. Ulan Emperyal Muzaffer, hiç mi bir şey bilmiyorsun?!

Müzik teorisine ilgi duyan, ilerlemeci fikirlerin ekstrem metaldeki izdüşümlerini kurcayalan, favori grubu Iron Maiden veya Dark Tranquillity olmayan tayfa için Imperial Triumphant, metale klasik müzik/caz fikirleri ekleyen bir başka avangart oluşumdan daha fazlası. Zachary Ezrin bir vizyoner ve onun sıradışı bestecilik marifetleri, her yeni albümde önceki inşanın yıkılıp yeni bir yapı kurulmasına neden oluyor. Temmuz ayının sonunda yayımlanan 5. stüdyo albümü için de bu durum geçerliliğini koruyor.

Bu tanrıların dinlerinde tek bir kural var: Hiçbir şey konu dışı veya anlamsız kabul edilemez! Haliyle bir kesimin erotik film müziklerinden bildiği smooth jazz saksafoncusu Kenny G.’nin konuk edilmesi hiç de mantıksız sayılmaz. Dünyada 75 milyondan fazla albüm satmış bir dev olan Kenny G., kariyerinin açık ara en kaotik, en sert ve metal işine imza atarak Merkerius Gilded‘ı bambaşka bir seviyeye çıkarmış. Benzer şekilde VOIVOD insanı Snake (2. defa canlı izlemeye çalışıp yine sesine tahammül edemeyip vazgeçtim; stüdyodakinin çeyreği çıkmıyor artık canlıda maalesef) de abuk kapanış parçası Maximalist Scream‘de IT kozmik atmosferi öne çıkarırken Snake de kendine has vokaliyle gruba farklı bir hava katıyor.

Abyssal Gods‘daki gibi bir dissonant boğuculuk, Alphaville‘deki kadar keskin bir planlılık hissettirmiyor Spirit of Ecstasy. Bence bugüne kadar yayımladıkları en “hadi çalıyoruz!” kafasındaki albüm ve bu açıdan bakınca bir önceki Alphaville gibi her saniyesi özenle düşünülmüş, bütüncül etkisi özellikle tasarlanmış bir şaheserin ardından ters köşeye yatırıyor. Kenny Grohowski’nin sanki 55 dakika süren tek bir atak yapıyormuş gibi hissettiren davul çılgınlığı, zaten kaotik olan besteleri iyice kavraması zor hale getirirken türler arasında kafasına göre geçişler yapan grubun şarkıdan şarkıya dozu yükseltmesi de pek yardımcı olmuyor tabii başta. Öte yandan Ezrin ve ekibi müzikal açıdan vahşi bir zenginliği, mizantropinin caz ve metal için ne kadar ortak bir tema olduğunu gözler önüne seren karanlık pasajlar halinde sunmaya, emprovizasyon tanrılarını birbirinden dolgun kurbanlarla beslemeye devam ediyor.

Grubun beste matematiğinin o kadar da rastgelelikler üzerine kurulu olmadığını anlamak için 55 dakikayı birkaç defa, ciddi bir kulakla dinlemek yeterli. Grohowski’nin ancak soyut betimlemelerle tasvir edilebilecek atak üzerine dayalı davulculuğu, Ezrin’in sinir bozucu gitarlarına anlamlı inişler çıkışlar eklemekle kalmıyor, ahenksizliğin tavan yaptığı anlarda bir yol gösterici görevi üstleniyor. Death on a Highway veya In the Pleasure of their Company gibi kakofoni sınırında gezen özgür caz bestelerinde Grohowksi’nin trafik polisi gibi akışı yönetişini dinlemek, amatör bir davulcu olarak her seferinde zevkten dört köşe ediyor beni. Mikste öne taşınmış bas davulu ve hacimlendikçe her bir enstrümana nefes aldıran prodüksiyona sevgiler. Colin Marston elektronik davuluyla destek atmış; prodüksiyona da dokunmuştur mutlaka.

Parçaları biraz daha kurcaladığınızdaysa tekrar veya melodiye dayalı olmasa da yapı kırıntıları sayesinde IT matematiğindeki karmaşık formül, birbirinden saçma akor dizilimleriyle bir nebze de olsa açıklanabilir hale geliyor. Birçok parça benzer ahenk düşmanı riflerle açılırken artık klasik diyebileceğimiz avangart black metal fikirleri, cazcı delilikleri arasında kayboluyor sıklıkla. Bu da bir zamanlar DEATHSPELL OMEGA ile kıyaslanmalarını sağlayan o hassas black metalciliğin yerini daha deneyci ve tür sınırlamasından bağımsız bir anlayışa bıraktığını gösteriyor. Alphaville‘de de değişimin sinyalleri ortadaydı bence ama açıkçası Century Media gibi bir devle çalışırken işin black metal tarafını iyice törpüleyip kendilerini komple özgür bırakacaklarını düşünememiştim. Birbirinden büyük gruplar aman çorbamız ekşimesin diye konserlerde çalışacak anaakım parçalar yazmakla uğraşırken IT’ın bu dünya s.kine, minare g.tüne tavrı gerçekten çok cesurca.

Bununla birlikte grubu yeni dinleyecekler için veya özgür caz ile ahenk düşmanı dissonant metalin buluşması fikrine kulaklarını tam anlamıyla alıştırmamış olanlar için Spirit of Ecstasy iyi bir tanışma albümü değil. Hem besteciliği çok dağınık olduğu için konsantre kalmak zor hem de daha ilk saniyeden tüm silahlarını ateşleyip elini göstermekten çekinmiyor IT; 55 dakika gibi uzun bir süre için biraz fazla cesurca bir seçim bence. Kapanıştaki Voivod – Snake hamlesi işleri karıştırıp heyecanı diri tutmak için yapılmış, stratejik açıdan oldukça doğru bir hamle olmakla birlikte çok geç gelen bir hamle. Özellikle onun öncesindeki düşük tempolu Bezumnaya -ki bence kapanış parçası buymuş ve Maximalist Scream sonradan eklenmiş- yıkıcı darbeyi indirip ilgiyi tümüyle dağıtıyor. 2018’den beri 50-55 dakika bandında takılmalarına rağmen ilk defa bu süre, haddinden uzun hissettirdi.

Daha iki hafta önce canlı izledim kendilerini ve küçük sahnede, festival alanının coğrafi olarak sonunda (emin olun, yürüyüş mesafesi çok önemli bu festivallerde!) çalmalarına rağmen rahat 1000 kişi toplamışlardı. Demek ki hep bir ağızdan nakaratı tekrar edip durulacak fast-food metalin dışında da bir şeyler ilgi görüyor ve Imperial Triumphant, ilerlemeci fikirlerin metalde her zaman karşılık bulacağının en somut kanıtlarından biri olarak son 4-5 yılın en heyecan verici, en çok konuşulan ekstrem oluşumlarından biri. Grubu ilk kez dinleyecekseniz kariyerlerinin -şimdilik- zirvesi Alphaville‘den başlamanızı öneririm ama tecrübeli avangart/dissonant dinleyicisi için Spirit of Ecstasy kesinlikle yılın kaliteli albümlerinden biri.

85/100


Metalperver’e destek olmak için hemen aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON’a ulaşabilir, aylık aboneliğinizi başlatabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Imperial Triumphant – Spirit of Ecstasy

  • 21 Ağustos 2022 tarihinde, saat 13:35
    Permalink

    Alphaville ekseninden tamamen kurtulamamışlar ancak daha bir deli daha bir dizginsiz hali gibi. İlginç olan normalde önce bu tarz kaotik o kadar da süper olmayan kalbürüstü albüm sonrasında Alphaville gibi daha düzgün ve planlı bir albüm çıkartıp peak yaparlar. Alphaville ve öncesinde bu kadar delirmeli ve Ad Nausea ayarında baş döndüren mide bulandıran bir albüm yoktu. Kendi stillerini bozmadan ama ipleri de mümkün olduğu kadar gevşek bıraktıkları gayet iyi bir albüm. Benim puanım 85-90 aralarında. Başta Alphaville ile kıyaslayınca kötü gelmişti ama albümün frekansını yakalayınca bol kusmalı sarhoş bir lunapark serüvenine dönüyor ama bu iyi bir anlamda tabi.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.