Dungeon Serpent – World of Sorrows

Merhaba.

Melodik death metalin gelişimine ve günümüzdeki konumuna bakınca 90’ları özlemeden edemiyorum. Türün en görkemli örneklerinin çıktığı o yıllarda tutturulan agresiflik-melankoli-melodi dengesi, sonradan sonradan bu unsurlardan bazılarının gözardı edilmesiyle, yahut ortalama dinleyiciye ulaşmak, ana akımda yer edinebilmek için kantarın topuzunun kaçırıp cıvıklaşarak bozuldu ve bugün melodik death metal denildiğinde birçok dinleyicinin zihninde sulandırılmış, dandik bir şeyler beliriyor ne yazık ki. Uyuz olduğum için asla kullanmadığım melodeath kısaltması bile bir yergi ifadesine dönüştü hatta. “Ha onlar mı, melodeath abi onlar boşver,” cümlesini her duyduğumda içim cız etmedi desem yalan olur vesselam.

Neyse ki zaman zaman birileri çıkıp Kim Olduğunu Biliyorsun Sen‘in eski güzel albümlerine, DARK TRANQULLITY‘nin görkemli zamanlarına (Jivarp da gitmiş; döküle döküle yaprak kalmadı grupta be kardeşim), AT THE GATES‘in Slaughter of the Soul öncesi dönemine, AMON AMARTH‘ın McDonalds çocuk menüsüne dönmeden önceki albümlerine, EDGE OF SANITY manyaklığına öykünen işler çıkarıp hakiki melodik death metal açlığımızı yatıştırıyor bir nebze de olsa. Bugün konuşacağımız Dungeon Serpent da tam olarak böyle bir proje.

Kanadalı, Arawn isminde bir müzisyenin solo projesi olan Dungeon Serpent, 2019’dan beri aktif ve World of Sorrows, bu projeden çıkan ilk stüdyo albümü. Melodik death metalin 20. yüzyıldaki halinden ilham alan Arawn, türün death metal ile bağını vokalist bağırıyor seviyesinde tutmanın ötesine taşıyıp enfes blast-beat ritimleri, KATAKLYSM gibi isimleri andıran dev bir vokal ve etli butlu riflerle birlikte önce death metal, sonra melodik şeklinde tanımlanması gereken besteler yazmış.

Dungeon Serpent müziğinden bahsederken bu kadar çok grubu yazıya dahil etmemin nedeniyse World of Sorrows‘dan keyif almak için bu isimlere, melodik death metalin o günlerine biraz hakim olma gerekliliği hissetmem. Albümdeki beş parçanın beşinde de çok sevdiğim gruplardan, albümlerden bir şeyler buldum ve bu yüzden sevdim. Türle arası çok iyi olmayan bir başkası için çalınan her şey sıradan ve sıkıcı gelebilir; özellikle gitarlarda temel prensiplerin ötesine geçmeye çalışmıyor Arawn. Standart dörtlük-nakarat örgüsünün dışına çıkabildiği ve besteleri bir çember çizecek şekilde kurgulamadığı için akıp gidiyor gitarlar ama ne çok akılda kalıcılar ne de daha önce denk gelmediğiniz bir nitelikteler. Özellikle vokalin geri plana çekildiği World of Sorrows gibi enstrümantal ağırlıklı parçalarda çift gitarın EUCHARIST oyunlarına bayıldıysam da ulan çakal Arawn seni ya, diye bir küçük kızmadım da değil mesela. Belli ki Arawn bu müziği seviyor ve sevdiği gruplara yakınsayan bir şeyler yazmak istemiş. Büyük bir plan; özgüvenli, cesur bir şeyler aramaya gerek yok yani burada.

Durum böyle olunca şarkılarla ilgili söyleyeceğim her şeyin büyük oranda bir başka grupla ilgili olacağını düşünüp kapanışa geçmek istiyorum hızlıca. Dungeon Serpent’ı tanıdığıma sevindim, çünkü yukarıda saydığım bu isimlerin müziklerine bayılıyorum. World of Sorrows‘u dinlerken de Kataklysm öfkesini, Dark Tranquillity – In F… neyse, melankolisini, Edge of Sanity yoğunluğunu bulabildiğim için şahsi puanım yüksek. Kaldı ki Arawn’ın enstrüman hakimiyetine, eski kafalı prodüksiyonuna da hiçbir eleştirim yok. Ne var ki bunlardan başka da hiçbir şey yok albümde, onu söylemek lazım. Kendi tınısını, havasını bulamazsa Dungeon Serpent nostalji kontenjanından sınırlı bir kitleye oynayan vasat bir isim olarak kalır gibi. Umarım bir sonraki albümde aynı kaynaklardan beslenen, daha karakterli ve özgün bir şeyler çıkarabilir.

70/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.