Violblast – Lazarus Abandoned

Merhaba.

2019’da yayımlanan Theater of Despair ile radarıma giren İspanyol thrash topluluğu Violblast, EMPYRIUM‘dan, MOONSPELL‘e, EINHERJER‘den EPICA‘ya, ARCHITECTS‘e kadar bir ton meşhur grubun yeni albümünü paylaştığı bir günde sessiz sedasız saldı Lazarus Abandoned‘ı ortamlara. E tabii Metalperver’in işi iti-köpeği konuşmak; hadi buyrun sofraya:

Bir süredir VOIVOD ve müritlerinin açtığı o bilim-kurgulu thrash yolundan ilerleyen yeni nesil grupların görece ön planda tutulduğu thrash türünde eğilimler progresif ve teknik taraflara doğru kaymış olsa da bu müziğin genlerinde farklı kodlar yazılı aslında ve Violblast da büyük oranda öze sadık kalmaya çalışan bir topluluk. Ayrıca işin için death metal gaddarlığını ve biraz da karartılmış bir bakış katmayı ihmal etmiyorlar ki zaten bu yüzden bu kadar yakından ilgileniyorum ben de kendileriyle.

Blues havasında, İspanyol gitarının kendine has tınısıyla memleket havaları estiren kısa bir girişin ardından birbirine yakın iskeletlere sahip Miserere ve Spasm ikilisi, grubun iki sene gibi kısa bir sürede müziğinin üzerine koyabildiğini gösteriyor. Kısacık blast-beat süslemeleri ve gelişini gösterse de geldiğinde etkisinden bir şey kaybetmeyen iki büyük break-down sayesinde gece baskını gibi ansızınlığın ekmeğini yiyor Violblast ve daha ne olduğunu anlamadan saplıyor hançeri. Bu iki güçlü parçadan sonra ise albümün yıldızlarından The Last Adam’s Son devreye girip fişi erkenden çekmeye çalışıyor; başarıyor da büyük oranda. Santi ve Seba ikilisinin gitar oyunları üst düzeyde bu şarkıda ve albümün orta-tempo thrash hattına oturmuş ağırbaşlı parçalarından biri olarak ağırlığını hissettiriyor. Dünya üzerinde kalan son insanın hikayesini neden bir de Violblast’tan dinlemeyelim ki zaten, değil mi?

Santi ve Seba’nın gitarları, albüme hükmediyor bu arada. Prodüksiyon konusunda yine derin, dolu ve zengin bir tınıya sahiplerken bu ikilinin dinamik, nereden fırladığı belli olmayan enfes soloları ve paslaşmalarıyla büyüyor albüm iyice. Özellikle paldır küldür ilerleyen That Which Kills You‘da Santi’nin solosu enfes. SLAYER davulları, çift gitarın melodik oyunları derken alıp yürüyor bu şarkı da.

Bu kısma kadar dikkatli dinleyerek geldiğinizde fark edeceğiniz üzere Violblast’ın Lazarus Abandoned‘da belirli motifleri tekrar etme huyu edindiğini hissedebilirsiniz. That Which You Kill‘in son bölümünde ayyuka çıkan bu huy, break-down sevginizle doğru orantılı şekilde albüme vereceğiniz puanı etkileyebilir, çünkü bu noktaya kadarki dört şarkının dördünde de aynı kalıp kendini yineliyor. Grubun dinamik beste yazımı ve gözümüze sokmaya çalışmayan tavrı sayesinde bir çırpıda geçiliyor bu bölümler; ancak benim kulağıma battıysa eminim oralarda bir yerlerde birileri daha fark edecektir. Neyse ki sonra Behold A Pale Horse sayesinde biraz daha modern (hatta bir ara LAMB OF GOD‘ın üçlü taramalarını duyar gibi olabilirsiniz) kanala geçip yine çeşitliliği köklüyor Vİolblast ve aklınızda beliren düşüncelerin orada uzun süre kalıp yer etmesine müsaade etmiyor pek.

Tıpkı Theater of Despair‘de düştüğüm tuzağa burada da düştüm ve ben artık bu çizgide kapanır albüm diye beklerken üç dakikayı zor bulan canavar Cursed Through the Archaic Gates ve özellikle de enfes kapanış parçası Lazarus Abandoned ile yine cephanesindeki en güçlü silahlardan bazılarını sona sakladığını gösterdi Violblast. Özellikle Hz. İsa’nın ölümden döndürdüğü Lazarus’a, eğer kurtarılmasaydı diğer tarafta onu nelerin bekleyebileceği üzerine kurulmuş, orta bölümünde yine İspanyol gitarlar eşliğinde atmosferin tavana vurdurulduğu bu isim parçasına bayıldım tek kelimeyle. Santi’nin break-down üzerine oturttuğu solo gitarı da ateşler saçıyor yine.

Biraz tekrar sorunu ve acaba bir-iki şarkı daha kısa olsaydı daha mı etkili olurdu düşüncesi dışında Lazarus Abandoned hakkında negatif diyebileceğim bir düşünce yok açıkçası kafamda. Grubun inanılmaz özgün bir müzik yapmadığı ortada, fakat doğru bileşenlere sahip bir formüle ve enstrümanlarınıza hakim olduğunuzda thrash gibi bir türde başarılı olmak için gerekli şeylerin büyük kısmına sahip oluyorsunuz zaten. Violblast de hem enerjisiyle, hem güçlü vokalleriyle hem de enfes çift gitarıyla uzun yıllar bu müziği yeraltında iyi temsil edecek gibi görünüyor. Teşekkürler Violblast, yine üzmedin.

84/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.