Einherjer – North Star

Merhaba.

Einherjer (Eynheriyer diye okunuyor; Aynherjer diye okumayalım), black metalin dallanıp budaklanmaya başladığı 90’ların ikinci yarısında kurulmuş ve dönemin özgürleştirici ortamında Viking Metal etiketini üzerine yapıştırıp Norveç’in karanlık ortamından kendini sıyırmaya çalışmış bir isim. Kariyerine tarzını tam oturtamamış, iyimser bir bakışla vasat diyebileceğim albümlerle başlayınca grubun ilgi görüp bilinen bir isme dönüşme süreci 2010’lara kadar uzuyor. Arada tarzlarının hayli değiştiği, baltasını gömmüş emekli Viking yumuşaklığında albümleri bile var hatta. Neyse ki her yeni albümlerinde biraz daha olgunlaşmayı başarıyorlar bir şekilde ve öyle ki kariyerlerinin 8. stüdyo albümü olan North Star, Napalm Records etiketiyle çıkıyor. Tüm dalgalanmaları ve sorunlarıyla aslında ufak bir başarı öyküsü yani Einherjer’inki ve grubun bu samimi tabiatı, hoşuma gidiyor.

Aslında geçtiğimiz Ekim ayında çıkması planlanan, fakat salgın koşulları nedeniyle 26 Şubat’a ertelenen North Star, her dinleyicinin rahatlıkla sindirebileceği, bu anlamda Napalm Records filtresine sahip olduğu da söylenebilecek, basit ve akıcı bir albüm. İlk parça itibariyle Norveç pagan/Viking temasını oturtup, farklı türlerden ilham alsa da iskeletini mutasyona sokmadan belli bir çizgide ilerliyor. Bir Viking Drakkar‘ı gibi yola çıktı mı hedefinden sapmadan, hızla yardırıyor. Ayrıca kürek çekilen bir gemide temponun sabit tutulması, kürekçilerin bir hareket etmesi için olmazsa olmazdır; North Star bu noktada da minik yükselip alçalmalar haricinde sabit bir tempoda ilerliyor.

Sefere çıkan Viking gemisi üzerinden bile anlatılsa aslında bu saydığım özellikler tekdüzeliğe işaret ettiği için olumsuz gibi görülebilir ama aslında Einherjer bu basit ve sıkıcı görünen formülü fena sayılmayacak bir hale getirmeyi başarıyor. Bas ağırlıklı prodüksiyon ve kirli vokaller sayesinde albümün basitliği göze çarpmıyor pek ve çift gitarın konuya çok hakim, dinamik gitarları sayesinde basit ama etkililiği kanıtlanmış yöntemlerin neden çoğu zaman karmaşık planlardan daha iyi sonuçlar verdiğini bir kere daha kanıtlıyor Einherjer.

Rock n’roll ve black metal arasında bir yerde duran şarkılara grubun bas-vokal görevini üstlenen ismi Frode önderlik ediyor. Özellikle tüm şarkılar akılda kalıcı nakaratlarla bezeli ve bu bölümlerdeki kalabalık vokal düzenlemeleri arasından savaşçılarını ateşleyen bir lider gibi yükseliyor Frode. Şarkılar melodik sulara girdiğinde biraz daha içe dönük, atmosferik bir vokale geçerken temponun arttığı bölümlerde daha coşkulu, daha baltaşör (ney ney?) bir performans sergiliyor. Ses rengi, yorum gücü vs. asla kıyas kabul etmez tabii ama ENSLAVED‘in hala Viking metal yaptığı dönemlerdeki zahmetsiz ama etkileyici olmayı başaran Grutle vokallerini anımsattı bana müziğe kattıkları noktasında.

Birkaç ufak yardırma anı dışında (tremolo gitar, blast-beat davul yani) black metal ile müzikal olarak sıkı bir bağı yok North Star‘ın ve çoğu şarkı 2/4, 4/4 davullarla, marş temposunu koruyarak ilerliyor. Gitarları olduğundan daha etli butlu hissetmemizi sağlayan bu tercih ise albüme farklı bir ağırlık katıyor. Frode’un cüngürdeyen bas gitarını da ekleyince elimize karanlık, çiğ ama çok da ekstreme kaçmayan bir metal albümü geçiyor. Viking temasının karizmatik ve şova yatkın, uçucu kısımlarından ziyade çamur, ter, sidik ve kan ile kaplı vahşi tarafını daha cazip bulan bir dinleyici olarak North Star‘ın bu yapısı, albüme dair en sevdiğim şey oldu herhalde. Bir de tabii enfes gitar sololarını es geçmemek lazım. Hangi şarkıyı açarsanız açın, Ole Sønstabø imzalı enfes sololar çıkacak karşınıza. Hafif IRON MAIDEN soslu Echoes in Blood‘ın solosu favorim oldu ama istisnasız her şarkıya damgasını vurmuş Ole ve benzer yapılara sahip parçaların birbirlerinden ayrılmalarını sağlayan ana unsur, Ole’nin zengin solo işçiliği biraz da.

Tekrar ve buna bağlı monotonluk, North Star‘ın en büyük düşmanı gerçekten de ve Ole’nin gitarı dışında bu konuda Einherjer’i koruyan kayda değer bir güç yok ortada. 7:40 süresiyle albümün en epik parçası Ascension gibi bir parça daha olsa mesela veya en azından ondaki temiz vokal kullanımını ve beste dinamizmini diğer parçalarda da bir miktar görebilsek belki daha dengeli bir albüm çıkabilirdi ortaya ama açıkçası Einherjer’in biraz da klip/single parçalarına oynadığını, şöyle lokomotif birkaç şarkı ve yine onlara benzeyen, herkesin rahatça dinleyip çok sevmese de onay verebileceği besteler yapmak gibi bir motivasyonu olduğunu hissediyorum ben. Bu yaklaşımın günahı var mıdır yok mudur, ona karar vermek de dinleyiciye kalmış bir iş tabii. Kariyerinin bu noktasında biraz daha kapsayıcı, biraz daha sade takılıp festivallerde kendine yer bulmak istemelerini doğal karşıladım ben açıkçası.

Bu arada uzun şarkı, epiklik falan demişken son olarak Listen to the Graves‘i de araya sıkıştırmak istiyorum aklıma gelmişken. Neredeyse BATHORY seviyesi bir karanlık ve epiklikle bezeli bu şarkı, albümdeki favorim şu an itibariyle ve Einherjer’in daha yoğun, daha hacimli bir versiyonunu dinlemek için mutlaka bir göz atın istedim. Özellikle bas gitar akıyor bu şarkıda.

North Star‘a dair fikirlerim kabaca bu şekildeydi. Enfes kuzey melodileri eşliğinde kirli, karanlık ama rahat dinlenen bir viking metal albüm dinlemek istiyorsanız North Star açığı kapatacaktır büyük oranda. Albüm bazında ise çok uzun ömürlü olacağını, yıllarca kendini dinleteceğini sanmıyorum pek ama eş-dost ortamında en az birkaç şarkısı döner ve özellikle birkaç biradan sonra grubun konserinde bu ritmik kalıplar ve melodik gitarlar eşliğinde bolca coşulur, kafa sallanır bana sorarsanız… Konser, ah konser.

76/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.