Wolfheart – Wolves of Karelia

Merhaba.

Bu sene metal toplumu nezdinde homojen bir etki yaratıp herkesi ayağa kaldıran büyük bir albüm gelmedi henüz (nedense SEPULTURAdan bile eskiyi bekliyor insanlar ama ben anlayamıyorum çok bu beklentileri) ama kendi türü içinde çok başarılı albümler çıkmaya, özellikle de yeni gruplardan harika ilk eserler gelmeye devam ediyor. O yüzden de gözden kaçabilecek birçok albüm var ortamlarda bu ara. DAWN OF SOLACE‘ın geçtiğimiz aylarda yayımlanan yeni albümü Waves de böyle bir işti bence ve Tuomas Saukkonen adını bilenlerin haricindeki çoğunluğun önünden akıp gitti bu güzide albüm.

Biliyorsunuz Tuomas Saukkonen 2013’te tüm projelerini sonlandırıp bundan sonra tek odağının Wolfheart olacağını duyurmuştu. Tabii sonradan duramadı gene hiperaktif kışçımız ama Wolfheart’tan da gerçekten bütünlüklü, başarılı albümler gelmeye başladı bu süreçte. Sırasıyla Winterborn, Shadow World, Tyhjyys, Constellation of the Black Light albümlerinin tümü kış temalı melodik death metal alanında herkesin rahatlıkla içine girebildiği, sevdiği albümlerdi.

Fakat bir süredir kafamı kurcalayan bir şeyi sizle paylaşmak istiyorum. Tuomas Saukkonen müziğinin hatları çok belirgin, sınırları çok net ve sürpriz barındırmıyor asla. O yüzden iki kenarı da keskin bir bıçak gibi insanı ikileme düşürüyor Tuomas. Bir yandan ne geleceğini biliyor olmanın rahatlığı, diğer yandan güvenli oyunun sıkıcılığı… Bu anlamda yeni albüm Wolves of Karelia‘dan bir beklentim var mıydı? Aslına bakarsanız hayır. Bir Wolfheart albümü olmasını bekliyordum ve tam olarak da öyle gerçekten. Peki bu kötü bir şey mi? Hiç de değil. Mis gibi Wolfheart işte.

Bu gibi durumlarda özneye bakıp öyle karar vermek lazım galiba. Tuomas bin senedir aşağı yukarı benzer bir müzik yapıyor ve artık bu adamdan başka bir şey beklemenin bir anlamı yok gibi. O yüzden de Wolves of Karelia‘yı onun diğer işleriyle kıyaslayıp bir iç değerlendirme yapıp bırakmak en doğrusu gibi geliyor bana. Öyle bakınca da Wolves of Karelia, Wolfheart diskografisinin en parlak yıldızı gibi görünüyor açıkçası.

Bir önceki albümün açılışına 10 dakikalık Everlasting Fall‘u koyup risk alan Tuomas, bu defa daha garantici yaklaşıp albümün hit parçası Hail of Steel ile açılış yapmayı tercih etmiş ve dersini aldığını görmek açısından önemli bence bu tercih. Çok yerinde ve tadında bir orkestral sample kullanımıyla görkemi katlanan Hail of Steel, gürül gürül (hakikaten blast-beat ve çiftkros ritimler yanıyor) davullarıyla ve epik düzenlemeleriyle dinleyiciyi hızlıca albümün moduna adapte ediyor. Geçen albümdeki muazzam Breakwater ile eşdeğer bir şarkı Hail of Steel. Hit yazabiliyor nihayet Tuomas ve bu gelişimi görmek harika.

Reaper ve The Hammer gibi, ismiyle müsemma gaz şarkılardan sonra ise Eye of the Storm enstrümantal geçişi ile albümün 2. yarısı öncesi soluklanıyoruz. Böyle bir pasajla dinleyiciye nefes aldırmak iyi olmuş, çünkü son bölümde Wolfheart’ın kariyerinin en iyi işlerinden bazıları peş peşe sıralanmış durumda. Born From Fire, Arrows of Chaos ve Ashes, soğuk Fin melodik death metali seven herkesin üç kere öpüp yüksek bir yere koymak isteyebileceği türden müthiş besteler. Groove deseniz Born from Fire ve Arrows of Chaos‘ta kralı var, epik ve tematik anlatı ararsanız Ashes, akustik başlayıp orkestral düzenlemeleri devreye sokarak coşuyor ve albümün doom metal ile temasını da koruyarak muazzam bir kapanış yapıyor. Gaz, kaotik bölümler arıyorsanız Arrows of Chaos‘un ortasında gerçekten de oklar havada uçuşuyor… Sizi bilemem ama Wolfheart’ta aradığım her şey var şu üç şarkıda gerçekten ve Wolves of Karelia‘nın bütününe bakınca da eksik bir şey bulmakta zorlanıyorum.

Albümün zayıf karnı ise olsa olsa prodüksiyonu olabilir gibi görünüyor. Güçlü, parlak ve atmosfere sokan bir prodüksiyon olsa da zaafları var gibi. Mesela sample kullanımı hiç abartılmamış belki ama mikste önde biraz ve riflere odaklanmayı zorlaştırıyor bazı parçalarda. Ayrıca başta olmçokgazlanaboo coşkusu yaratsa da davul bir süre sonra mekanik tınısı yüzünden o etkisini kaybetmeye başlıyor. Bir de katman katman müziğin arasında vokal kayboluyor ara sıra. Fakat tüm bunlar devede kulak aslına bakarsanız ve çok detay detay bakıp eleştirecek bir şey arayınca ortaya çıkan şeyler. Şöyle bir kere havasına girip – ki başta dediğim gibi Hail of Steel daha ilk dakikalardan bunu müthiş başarıyor – dinlemeye başladınız mı 40 dakikanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile.

Tuomas Saukkonen, kendi kendine takılıp dağınık vizyonuyla yaratıcılığına ket vurduğu 2000’lere nazaran son 10 seneyi müthiş geçiriyor. Yaptığı son dört-beş albüm de türünü sevenler için üst düzey işler ve Wolves of Karelia, bu zincirin son ve en sağlam halkası. Kış temalı, ince bir katman halindeki black metal ve doom metal soslu müthiş bir Fin melodik death metali için Wolfheart diskografisine dalın mutlaka ve hazır daha dumanı üzerindeyken taptaze Wolves of Karelia‘dan başlayın bu işe. Bu türde 2020’nin en iyisi olmaya aday.

87/100


Abonelik&Destek:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Wolfheart – Wolves of Karelia” için 2 yorum

  • 23 Nisan 2020 tarihinde, saat 16:18
    Permalink

    Korhan: “Bu sene metal toplumu nezdinde homojen bir etki yaratıp herkesi ayağa kaldıran büyük bir albüm gelmedi henüz.”

    Ulcerate: “Hold my beer.”

    Az önce ilk defa dinledim Stare into Death and be Still’i Revolver’ın streamından. Hiçbir iş yapmadan sadece sözleri okuyarak ve müziğe odaklanarak. Çarşı karışacak şimdiden yazayım buraya.

    Yanıtla
  • Geri bildirim: Yarı Yıl Değerlendirmesi – Metalperver

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.