2016’nın en iyileri (İsmail Korhan TOK)

Nihayet bitiyor ya 2016, oh!
Askerlik görevi sebebiyle ilk 4-5 ayını kaçırdığım 2016 senesinin felaket ve ölümlerle dolu, neredeyse her açıdan rezalet ve insanlığı geriye götüren bir yıl olduğu gerçeği dışında yıl içerisinde olumlu gelişmelerin yaşandığı tek alan metal müzik piyasası oldu belki de. Gerçi senenin üzerindeki kara bulutlar kimi büyük gruplara da (Biri Gojira mı dedi? Efendim, Rotting Christ mı?) sirayet etmiş olacak ki bazı fiyasko işlerle de karşılaştık ne yazık ki. Buna rağmen özellikle piyasaya yeni dahil olan gruplardan ve orta ölçekli isimlerden birbiri ardına gelen çok kaliteli albümlerle kulaklarımız bayram etti. Listeyi mümkün olduğunca metal çerçevesinde tutsam da Radiohead, David Bowie, Nick Cave & Bad Seeds (ki hala sonunu getiremiyorum) gibi isimlerin albümlerini de en azından bu cümleyle anmış olayım.

Onlarca, yüzlerce albüm dinledik ve bu listenin dışında kalan bir sürü sevdiğim albüm var ancak listeyi sene içerisinde en çok dinleyip hakkında en çok konuştuğum, önümüzdeki yıllarda da dinlemeye devam edip “hype” durumundan bağımsız olarak sevdiğim ve en azından önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde unutup gitmeyeceğime kesin gözüyle baktığım albümlerden seçmeye çabaladım ve evet, ne yazık ki VEKTOR yine listemde yer almıyor. Black Future ile grubu tanıyan ve hatta Türk dinleyicisine tanıtan biri olarak bu duruma gerçekten üzülüyorum. Çok iyi bir albüm olsa da Terminal Redux benlik değil ne yazık ki. Neyse, kimi albümler bir-iki basamak aşağı veya yukarı doğru yer değiştirecektir eminim ileride ama şimdilik ortaya çıkan tablo şu şekilde:

35-31

Esben and the Witch – Old Terrors
Be’lakor – Vessels
Schammasch – Triangle
Charred Walls of the Damned – Creatures Watching Over The Dead
Candlemass – Death Thy Lover (E.P.)

30-26

Thy Catafalque – Meta
Carnophage – Monument

Ufak tefek kayıt pürüzleri dışında eli yüzü hayli düzgün bir “şakası olmayan death metal” albümü dinlemek için çok uzaklara gitmenize gerek yok, hemşehrilerim Carnophage’in 8 yıl aradan sonra çıkardıkları Monument’e kulak kabartın yeter.

If These Trees Could Talk – The Bones of a Dying World
Oranssi Pazuzu – Värähtelijä
Iamthemorning – Lighthouse

25-21

Darkthrone – Arctic Thunder
Anicon – Exegeses
Witherscape – The Northern Sanctuary
Shabaka and the Ancestors –Wisdom of Elders

Bu albüm bu yazıyı okuyacak 5-10 kişi arasından kime hitap eder bilmiyorum ama yıl içerisinde dinlediğim en güzel albümlerden birisi bu. En azından sağda solda “ben caz da dinliyorum,” demek ve hava atmak için bile olsa bir göz atın. Ben şu an öyle yapıyorum mesela haha. Hayır.

Sodom – Decision Day

Çocukluğum etrafımda birilerinin Sodom övmesiyle geçti. 2004 ya da 2005’de konserlerine denk gelip doğru dürüst izlemedim, kim çok iyi dediyse gerçek bir ergen gibi burun kıvırdım ve ne zaman açıp dinlesem “yahu buna mı deliriyor arkadaş bu kadar insan,” dedim durdum.  Aradan geçen 10 küsür yılın ardından Sodom nihayet bana Sodom’u sevdirebilecek bir Sodom albümü yapmayı başardı. Bana da eski albümleri adam gibi dinleyip ergenliğe kurban ettiğim Sodom’a hakkını vermek ve her fırsatta çok fazla Sodom demek düştü. Sodom da Sodom. İlle de Sodom.

20-16

Nordjevel – Nordjevel

Bu yıl keşfettiğim birçok yeni ve nefis gruptan biri Nordjevel. Eski Marduk davulcusu F.Widigs sayesinde öğrendim ve öğrendiğim günden beri neredeyse sürekli dinliyorum. Listemdeki birçok yeni grup-ilk albümden biri. Kayıt benim için fazla cilalı olsa bile 14. sıraya koyacak kadar sevdim. Umarım devamı gelir.

Zhrine – Unortheta
Saor – Guardians
Behexen – The Poisonous Path
Deströyer 666 – Wildfire

Grup adı veya albüm kapakları kimi bünyelere yeterince sanatsal veya yeterince havalı gelmeyebilir ama o bünyelerin kaldırabileceğinden çok daha fazla metal müzik var bu adamlarda zaten. Grupla ilgili ırkçı geyikleri bir kenara bırakıp müziğe odaklanmayı tercih ederseniz çok iyi black/thrash için Wildfire’a ve 25 yıllık koca çınar Deströyer 666’nın eski işlerine mutlaka bir göz atın.

15-10

Ulcerate – Shrine of Paralysis

Aslında çok büyük bir Ulcerate fanı değilim. Daha doğrusu Ulcerate fanıyım ama sık sık açıp dinlediğim bir grup değil. Zira Ulcerate “Ya dur iki Ulcerate açayım da havamız değişsin,” diyebileceğiniz bir grup değil. Her şeyinizi, her hücrenizi, her gözeneğinizi istiyor bu adamların müziği. Shrine of Paralysis’in ne kadar iyi olduğunu anlatmaya kalksam sayfalarca yazı yazmam gerekecek ama ortalama bir metal dinleyicisinin bile belirli aralıklarla açıp dinleyebileceği bir şey olmadığını da söylemek gerek. Ulcerate metal tarihinin en acayip, en görkemli ve en ürkütücü gruplarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor ve biz de hayretler içerisinde kendilerini izliyoruz.

Katatonia – The Fall of Hearts

Katatonia garip bir albüm yaptı. Başta hiç kimse anlamadı, hatta açık konuşalım bir Katatonia albümü için oldukça az gündemde kaldı. Sonra yavaş yavaş büyüdü albüm ve sene sonu listelerinde en yüksek noktalarda kendine yer edinir oldu. Buradan Katatonia’nın çıkarması gereken ders? MAYIS AYINDA BÖYLE ALBÜM ÇIKARILMAZ!
Şaka bir yana, The Great Cold Distance’dan beri en sevdiğim Katatonia albümü oldu. İçine girmesi eski işlere nazaran bir parça daha zor ama hala Katatonia gibisi yok bu kulvarda.

Deathspell Omega – The Synarchy of the Molten Bones

Dark Funeral – Where Shadows Forever Reign

O kadar black metal muhabbeti içerisinde Dark Funeral’ın adının bir türlü geçmemesine içten içe sinirlenip durduğum bir yıl oldu. Where Shadows Forever Reign, uzun süredir çıkan her Dark Funeral albümü gibi çok iyi bir black metal albümü. Değişikli black metalin böyle adamları bitirmesine izin vermeyelim arkadaşlar.:(

Urgehal – Aeons In Sodom 

Bu albüm hakkında bir şeyler söylemek zorunda hissediyorum kendimi. Kurucusu Trondr Nefas’ın 2012’deki zamansız ölümüyle 1992 yılında kurulmuş bir black metal devi olan Urgehal’in çöküşüne şahit olmak zorunda kaldık. Nocturno Culto’dan (Darkhtrone) Niklas Kvarforth’a (Shining), Hoest’ten (Taake) Nattefrost’a kadar birçok isim Trondr Nefas’ın sesini ve gitarlarını son kez duyduğumuz Aeons In Sodom için biraraya geldiler ve albüm bir anlamda Nefas’a saygı duruşu ve veda albümüne dönüştü ama bir şekilde ortaya yine müthiş bir Urgehal albümü çıktı. Hoş, Urgehal adı altında kötü bir albüm çıkması ne kadar mümkündü zaten o da tartışılır ama her açıdan Nefas’ın takdir edeceği bir albüm ile kapandı perde. Elveda Nefas, elveda Urgehal…

Phobocosm – Bringer of Drought

2014’deki çıkardıkları Deprived için yazdığım kısa yazıda grubun henüz ilk ürünüyle bile nasıl büyük bir gelecek hayali kurdurduğundan  ve heyecanımdan bahsedip durmuştum. İşte o gelecek şu an yaşanıyor. Montreal’li, huzur bozmalı ve keyif kaçırmalı ölüm metalini yemiş yutmuş Phobocosm Bringer of Drought ile müthiş bir iş başarmış. Umarım hiç bozmadan devam ederler de “ben bu adamları ilk demolarından beri biliyorum bak akıllı olun,” falan diye hava atarım.

9-5

Altarage – Nihl

a3694453159_10

Bu listedeki en öküz albüm bu olabilir. İspanyol death/black metal grubu Altarage’in ilk albümü Nihl, bu listedekileri geçtim, yıl içerisinde dinlediğim en büyük havyanlıklardan bir tanesi. Nasıl anlatabileceğimi ya da nasıl öveceğimi bulabilirsem daha detaylı yazacağım zaten ama olmuyor. Her defasında oturduğum yere çivilenip kalıyorum. Tam emin değilim ama galiba insan değiller…

Skuggja – A Piece of Mind & Mirror

a0357143203_10

Direkt folk tabanlı veya akustik soslu işler vs. açısından Wardruna’nın albümü dışında (o da sanki olmadı gibi bu sefer) oldukça yavan bir sene oldu aslında. Fakat Skuggja bu konudaki büyük boşluğu neredeyse tek başına doldurmayı başardı. Daha başka bir söze gerek var mı?

Tardigrada – Emotionale Ödnis

a2657076776_10

Bu albümü sene boyunca hiç kimseyle konuşmadım. Çünkü Tardigrada gibi bir rahatsızlığı herhangi birine önermek iyi bir şeymiş gibi gelmiyor bana. Bu iyi bir albüm değil arkadaşlar, aklınız varsa bu albümü dinlemeyin. İlle de dinleyeceğim diyorsanız da zihnen güçlü, epey güçlü olduğunuz zamanlara denk getirmeye gayret gösterin en azından. Yine de kimseye bu albümü önermem, öneremem. Listeye almasam da olmaz. Hay lanet olsun senin gibi albüme. Pis.

Dark Tranquillity – Atoma

atoma-dark-tranquillity

Valla 1998-1999’dan beri Dark Tranquillity dinleyen, seven ve tapan bir insan olarak Dark Tranquillity’nin son 1-2 albümdür kendi dinamikleri içinde sıradanlaşmaya başladığını söyleyebilecek cesarete sahibim. Elbette fabrika ayarı müziği yüzlerce başka gruptan yüzlerce kat iyi olan bir gruptan bahsettiğimiz için bu yalnızca grubun çok büyük hayranlarını etkileyen bir durum aslında. Yine de DT Atoma hala müziğinin üstüne koyabildiğini gösterdi ve yüreklere kovayla su boşalttı. Kritikteki yorumumu tekrarlayayım: İyi ki bir Dark Tranquillity hayranıyım.

Desaster – The Oath of an Iron Ritual

a2013390047_10

Çok, çok iyi black/thrash. Övdüm durdum kritikte zaten. Yine de listede bu kadar üst sıraları zorlayacağını ben de tahmin etmiyordum ama albüm büyüdü de büyüdü. Bir de işin içine benim dizginlenemeyen black/thrash sevdam eklenince listemde kendi kendime en çok şaşırdığım, en sürpriz konum Desaster’ın oldu.

4-1

Murg – Gudatall

a0484755775_10

Bu sene dinlediğim en iyi 3 black metal albümünden biri ve içlerindeki en saf black metal albümü.

Moonsorrow – Jumalten Aika

moonsorrow-ja

Moonsorrow’un kötü bir albümünü dinleyen var mı? Kötü bir E.P.? Kötü bir şarkı? Türünün ve hatta dirsek temasında bulunduğu bazı başka müziklerin de en iyi temsilcisi olmayı sürdüren Moonsorrow, ekstrem metal seven her dinleyici için bulunmaz bir nimet.

Hyperion – Seraphical Euphony

a2076718011_10

Eminim Dissection, Emperor ve Immortal’daki ağabeyleri Hyperion’la gurur duyuyordur. Ya da dinleseler duyarlar, haha. Umarım tek atımlık bir grup olmazlar da Seraphical Euphony özelindeki tüm övgülerim çöpe gitmez. Zira rahat 3-4 ayım bu albümle geçti. Linke tıklayıp kritiğe giderseniz daha detaylı övgü cümlelerime ulaşabilirsiniz.

Metallica – Hardwired to…Self-Destruct

20160818_193928_7549_939483

Sanıyorum kimse Metallica’dan böyle bir albüm beklemiyordu. Grubun dünyadaki konumu, albümün nasıl değerlendirilmesi  ve benzer şeyler zaten uzun uzadıya konuştuk. Fakat albüm tüm bunlardan bağımsız değerlendirildiğinde bile çok, çok iyi. Açıkçası Load’dan beri bu kadar bütünlüklü bir albüm dinlememiştim Metallica’dan. Grubun gelen yorumlar karşısındaki şaşkınlık-mutluluk karışımı halleri ve aldıkları gaz ile bir sonraki albüm nasıl bir şey olacak acaba, diye düşünmek bile mutlu ediyor beni. Çok, çok büyük bir albüm Metallica için, benim içinse yılın albümü. Spit Out the Bone, Halo on Fire, Atlas Rise gibi anında klasikleşen şarkılar ve Papa Het’in belirttiği üzere Kill’Em All ile The Black Album arasında gidip gelen bestelerle tüm dünyaya patronun kim olduğunu gösterdiler…

Şimdilik bizden bu kadar. Umarım 2017’de de birçok müthiş albüm çıkar ve biz de sene sonu listelerimizi hazırlarken tıpkı bu yıl olduğu gibi epey zorlanır ve strese gireriz.

Masumların değil suçluların acı çektiği, en azından temel hak ve özgürlükler açısından daha da geriye gitmediğimiz bir yıl olmasını temenni eder, herkese sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir 2017 dileriz!

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2016’nın en iyileri (İsmail Korhan TOK)” için 3 yorum

  • 27 Aralık 2016 tarihinde, saat 18:25
    Permalink

    Altarage olan bir listeye denk geldim sonunda. normalde çok iyi şeyler bulduğumda bir şekilde dillendiririm bakın iyiymiş falan diye, insanların hayatını mahvetmemek adına bir kişi hariç kimseye Altarage önermedim hahaha.

    Hyperion ilk yazdığında dinleyip beğenmemiştim ona tekrardan bakıcam. Tardigrada’yı ise yabancı sitelerdeki listelerde görüp sallamamıştım şimdi aldım bakılacaklar listesine.

    herşey bir yana Metallica ne albüm yaptı öyle be. favori şarkıların nedir geyiği çeviriyorum bazen etrafımdaki herkes farklı şarkıların isimlerini verince daha bi mutlu oluyorum. cidden uzak ara yılın müzik olayı.

    Yanıtla
    • 27 Aralık 2016 tarihinde, saat 20:10
      Permalink

      Kaydı müthiş ya Altarage’in, mıhlıyor insanı direkt. Tardigrada için tam olarak Altarage için söylediğin hislere sahibim haha. Çok bunalımlı ama sana gelmeyebilir. Hyperion için ise hiçbir şey demiyorum, Dissection-Emperor-Immortal seven herkes bayılır abi adamlara.

      Listeler çok subjektif hazırlandığı için Metallica olmuyor genelde ama son birkaç yılın en büyük müzik olayı bence de.

      Yanıtla
  • 4 Ekim 2017 tarihinde, saat 20:50
    Permalink

    Tardigrada o kadar kusursuz bir iş yapmış ki ancak bu kadar olur. Austere in dağılmasından sonra o kalitede (to lay like old ashes) gibi süründüren bir albüm arayan kisiler icin bulunmaz bir nimet olmus resmen. İnsan gerçekten hayret ediyor. Kırmızı tuborg ile deneyiniz…

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir