The Night Flight Orchestra – Aeromantic

Merhaba.

Dünyanın nasıl yönetildiği hakkında herkesin bir fikri var. Kimisi birkaç ailenin karanlık ve gizli güçleri devreye sokarak dünyayı parmağında oynattığını düşünüyor, kimisi sermaye sahibi küresel şirketlerin günün birinde devletleri yok edecek kadar güçlenip sınırları ortadan kalktığı, bütün insanlığın tüketimin kölesi haline gelmiş bir gelecek tasviri kurguluyor. Biri verdiği oya yürekten bağlıyken bir diğeri gün aşırı büyük oyun bozuyor. Kısacası, kendi aklınca bir düzeni kabullenip ona göre hareket ediyor herkes.

Benim de herhalde en sarsılmaz şekilde inanç duyduğum kavramlardan biri pazarlama. Pazarlamanın gücüne inanıyorum diyebiliriz. Pazarlama ve reklam dünyanın en büyük güç kaynaklarından biri ve belki kitaplarda göre göre, filmlerde duya duya içi boşaldı ama doğru bir stratejiyle herkese her şeyi satılabileceği, bunu her gün nefes alır gibi uygulayanlar için hala geçerli ve fazlasıyla da gerçek bir önerme.

Bazen gruplara da bu gözle bakıyorum. Evet, bağımsız üretim hiç olmadığı kadar arttı ve artık birçok müzisyen bir şirketin boyunduruğu altında olmadan da dünyaya ulaştırabiliyor müziğini. Ancak endüstri olarak baktığımızda hala büyük şirketler ne isterse o oluyor. Bazı gruplar için musluğu açıp delice ittirmelerini, bazılarını geri planda tutmalarını, suyun yönünü değiştirmelerini ve akışı belirlemelerini ilgiyle takip ediyorum ben de.

Konumuzla alakası yok gibi görünse de düşünmeye değer şeyler bunlar bence… Gelelim bugünün esas mevzusuna:

2016 yılında NUCLEAR BLAST ile anlaşan İsveçli The Night Flight Orchestra, o günden beri gündemden inmedi adeta. Bir sonraki yıl yaptıkları Amber Galactic ile yeni evlerindeki ilk işleriyle övgüleri toplayıp ilk büyük Avrupa turuna çıktılar ve hatta sene sonunda da İsveç Grammy Ödülleri’nde de aday gösterildiler. Albümden sadece birkaç hafta sonra, SOILWORK‘ten de tanıdığınız vokalist Björn Strid, grubun vakit kaybetmeden stüdyoya gireceğini duyurdu ve gerçekten de TNFO, yalnızca 11 ay sonra Sometimes the World Ain’t Enough‘ı yayımladı. Bu albüm, bir öncekinden de başarılıydı ve pek çok övgüyle beraber grup bir kez daha Grammy adayı oldu. ARCH ENEMY ve Soilwork elemanlarının yan projesi olarak başlayan bir grup için hiç fena değil, değil mi?

Yine çok bekletmedi The Night Flight Orchestra ve Şubat ayının son günlerinde paylaştığı, son 8 senedeki 5. stüdyo albümü Aeromantic ile 80’ler rock tabanlı pop müziğini günümüze taşıdı, bir kez daha. Normalde inceleyeceğim albümleri dinlediğim ortalama sürenin neredeyse çeyreği kadar tükettim Aeromantic‘i ve fazlasıyla yetti. Hatta dinlediğim şeylerle önceki iki albüm hakkında yazdıklarımı düşününce… Galiba söyleyecek yeni çok az şeyim var.

The Night Flight Orchestra’nın en büyük silahı dans edilebilir melodik synth ezgileri ve verse kısımlarında da dın-gı-dı dın-gı-dı eden, IRON MAIDEN severlerin çok iyi bildiği gallop bas ritimleri. Böylece şarkı boyunca devamlı yaylandırıyor, devamlı hareket ettiriyor insanı TNFO. Synth arpejleri, albümün 2. yarısında kuvvetlenen rock tabanı ve harika gitar soloları, akılda kalıcı nakaratlar ve Björn Strid’in 80’lerden fırlamış duran vokalleriyle Aeromantic’e olumsuz bir şey söylemek zor.

Müzik altı kurguları vardır sinemada. Hani Rocky, Bill Conti‘nin o efsanevi Gonna Fly Now‘ı eşliğinde limanda koşmaya başlar… Bilirsiniz o meşhur antrenman montajlarını. Servants of the Air da benzer bir şekilde açıyor albümü. Tek fark bu defa kahramanlarımız boksör değil, uçuş görevlileri. Bariz bir soundtrack havası hakim Aeromantic’e.

Fakat yine de biraz sıkıldığımı itiraf etmem lazım artık. Formülsel müziğe karşı değilim ama TNFO şarkılarının hepsinde ne olacağını bilmek, içlerinden en sevdiğim melodilere sahip birkaç tanesini seçip sadece onları dinlemeye yönlendiriyor beni ve disko müziği kafasıyla harmanlanmış pop-rock hevesimi giderecek süre kadar şarkıya sahip olduğumda da neden açıp yeni ibr TNFO şarkısı, albümü dinleyeyim ki sorusuna mantıklı bir yanıt bulmakta zorlanıyorum.

Diğer TNFO işlerini duymadıysanız Aeromantic‘in onlardan bir farkı yok, o yüzden istediğiniz yerden başlayabilirsiniz aslında. Eğer diğer TNFO albümlerini dinlediyseniz ve yeni albümden beklentiniz tam olarak eski işlerin aynısıysa Aeromantic‘ten de çok keyif alacağınızı garanti ederim. Prodüksiyonu, icrası ve besteleriyle kendi türü için mis gibi ve Divinyls gibi (ne kadar da GHOST değil mi yahu bu şarkı?), If Tonight is Our Only Chance gibi, Curves gibi enfes şarkılar barındırıyor. Biraz uzun ve tabii ki filler kategorisinde şarkılar da var ama zaten her TNFO albümünün temel sorunu da hit potansiyeline sahip büyük parçaların arasında biraz sırıtan doldurma şarkılar. O yüzden takılmaya gerek yok pek.

The Night Flight Orchestra menüsünde sadece tek bir yemek olan, bilenin çok sevdiği az bilinen bir pasaj dükkanı, ne bileyim yemek arabası gibi bir şey. Başka bir şey yemek isteseniz yok ve olanı da her gün yeseniz çok çabuk bıkarsınız ama ara sıra gittiğinizde ayıla bayıla gömüp mutlu mesut ayrıldığınız bir dükkan gibi. Sanırım ben daha yeni yediğim için bu sefer çok keyif alamadım. Biraz ara vermek lazım sanki.

73/100


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.