Regarde Les Hommes Tomber – Ascension

Merhaba.

Fransa’nın son dönemde metal dünyasına kazandırdığı önemli isimlerden Regarde Les Hommes Tomber, 2013 yılında kendi adıyla yayımladığı ilk albümüyle epey ses getirmiş, sludge, doom gibi türlerle harmanlanmış modern black metal türünde daha ilk albümünden önemli bir konuma yerleşivermişti. İki yıl sonra yaptıkları Exile ile o heyecan biraz söndüyse de grubun belirli bir konsept üzerinden gidip bir şeyler anlatmaya çalıştığını görmüş, son bölüm için heyecanla beklemeye başlamıştım. Şubat ayının sonunda yayımlanan Ascension ile Fransız topluluk üçlemeyi tamamlayarak hikayeyi sonlandırıyor.

Bazen bir albüm hakkında konuşmak, onu dinlemekten çok daha zor olabiliyor ve Ascension için benzer bir durum yaşıyorum. Ascension, son dönemde artış yaşanan post-sludge-black-cart-curt metalin standartlarını bire bir yansıtan olgun bir albüm gibi görünüyor ve grubun kurduğu yapının içine girmek kolay ama sonrasında albümle ilgili düşüncelerimi toparlarken aynı yoğun, aynı güçlü hisleri bulamıyorum içimde nedense. Pür dikkat albümü dinleyince evet, Ascension muazzam tınlıyor ama biraz albümden uzaklaşınca, dikkati başka bir yere verince dağılıveriyor grubun yarattığı o mistik dünyanın yoğun atmosferi.

Ağırlıktaki cayır cayır tremolo gitarlar ile tıpkı A New Order‘ın başında veya Stellar Cross‘un genelinde olduğu gibi daha sakin ve atmosferik melodiler arasında kurulmuş bir dengeden besleniyor Ascension. Devinim ve tansiyon anahtar kavramlar. Özellikle black metal çığlıkları ile isyan ve bazen de çaresizlik ile yoğrulmuş haykırışlar arasında gidip gelen vokal, albümdeki tansiyonu çok iyi kontrol ediyor. Ayrıca albümün fazlasıyla melodik ve rahat dinlenebilir olduğunu da eklemek gerek.

Fakat yeterince dinamik ve değişken olmalarına rağmen besteler birbirine çok benziyorlar ve hem tempo hem de rif bazında tüm albüm aynı fikrin etrafında dönüp duruyormuş gibi hissettiriyor. Grafiğe döktüğünüzde sıkışık, dar bir alanda hareket ediyor Ascension. Bu da eğer tüm dikkatinizi vererek dinlemezseniz albümün derinliğini fazlasıyla zedeliyor. Ayrıca her şeyi tek bir ses duvarı haline getiren prodüksiyonun da faydalı olduğu söylenemez bu konuda. İlk olarak The Renegade Son‘ın çıldırdığı son bölümde hissediliyor bu durum; 6. dakikaya girilirken dev bir blast-beat ile kopuyor grup ama o kadar bastırılmış, o kadar uzaklardan ki sönük kalıyor epey.

Geriye tek seçenek kalıyor: Sözleri okuyarak, başka hiçbir şey ile uğraşmadan dinlemek. Böyle tecrübe edince de gerçekten hem konseptiyle, hem sözleriyle hem de detaylarındaki özenle Ascension‘ın gücünü inkar etmek zor hakikaten. Kutsal metinlerde yer alan ve kaderin demir yumruğuyla yönettiği, kukla gibi hareket eden karakterlere ait güçlü bir anlatısı, modern standartları yakalayan (The Crowning ne güzel mesela) besteleri vs. her şey yerli yerinde. Bu noktada tekrar belirtmek gerekiyor ki Exile ile gruba katılan vokalist T.C.’nin (adamın rumuzunu nasılsa Türkiye Cumhuriyeti diye okuyacağınızı düşünüp kesme işareti sonrasını da ona göre yazdım direkt, haha) performansı enfes.

Dediğim gibi, bazen bir albümü dinlemek onun hakkında konuşmaktan daha kolay ve Ascension hakkındaki fikirlerimi yazıya dökmekte zorlandığımı itiraf etmeliyim. Hoş, eve kapanıp yarım saatte bir kolonyayla duş aldığımız bir ortamda herhangi bir konuda kafayı toplayıp bir şeyler yazmak kolay değil zaten. Yine de ezcümle olarak Ascension‘ın ondan başka bir şeyle ilgilenmezseniz çok sevebileceğiniz, tersi durumda ise kısa sürede sıkılabileceğiniz bir albüm olduğunu söyleyebilirim sanırım. Evet, iki saattir geveleyip durduğum şeylerin özeti bu.

75/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Regarde Les Hommes Tomber – Ascension

  • 18 Mart 2020 tarihinde, saat 17:54
    Permalink

    75 puan bu albüm için fazla.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.