Profetus – The Sadness of Time Passing

Merhaba.

İnsanın en büyük düşmanı şüphesiz ki zaman. Kendi kısıtlı algımızda yarattığımız bir kavram mı yoksa evrenin sonsuz döngüsü içinde hiçbir önemi olmayan, düşünceyi kısıtlayan bir pranga mı bilinmez ama en büyük düşmanımız zaman ve biz ne yaparsak yapalım, akıp gidiyor.

Bazen de gitmiyor. Öylece duruyor. Milim kımıldamıyor. Artık bir noktada bir hareket olur, yelkovan bir tık hareket eder zannediyorsun ama yok, asla olmuyor… Başlarım şimdi zamanın göreceliliğinden de biliminden de.

Fin funeral doom beşlisi Profetus, güzel dilimize Ömür Törpüsü şeklinde çevirebileceğimiz yeni albümüyle zamanı durdurmayı başarmış. 5 parçayla 65 dakikanın üzerine çıkan The Sadness of Time Passing, “Eğer aşırı yavaş çalarsak hiç çalmıyor gibi oluruz ve böylece zaman da geçmemiş gibi olur, ne dersiniz çocuklar?” düşüncesiyle gaza gelen süper zeki birkaç Finli dostumuzun bir araya gelip ruhumuza musallat olduğu bir eser.

Şaka bir yana, funeral doom gayet sevdiğim bir tür ve hakkıyla yapıldığında da gerçekten insanı paramparça edebiliyor. Fakat funeral doom yapacağım diye bir saat boyunca 60 metronom 2/4 davul çalıp (çapıs çupus eden zil de zil mi yoksa cips paketi mi belli değil zaten) dakikada bir notayı anca basmak, üzerine de derinleştirmek için çenesini göğsüne sokmaya çalıştığı buradan belli olan bir brutal vokal eklemekle olmuyor o iş.

Bundan yaklaşık on yıl kadar önce, çok da sevdiğim bir arkadaşım, döviz kuru da o dönem makul olduğundan ortalama bir midi-klavye satın almıştı, eğlence olsun diye. Bazen bir araya geldiğimizde o midi klavyesiyle üç notalı melodiler bulup onları çalar, ben de üzerine virtualdrums.com vs. gibi internet sitelerinden birinden bulduğum, klavye ile çalınabilecek davul programlarında davul çalardım; zurna kafayla kendi kendimize KVLT’lık yaşardık. Açık söyleyeyim, o dönemde o kafayla yaptığımız şeylerin hepsi Northern Crown‘a basar. Bu paragraf sadece bunu söylemek içindi, evet. Hayır, bir de ESOTERIC albüm yaptı bu sene. Hiç mi funeral doom dinlemedik de… Ya siz kimsiniz kardeşim?!

Öyle hırpalayıcı bir atmosfere sokmayı, ipucunu verdiği üzere öyle zamanın karşısında ne kadar çaresiz olduğumuza dair gerçekleri yüzümüze vurup da perişan etmeyi falan geçtim, insanı NE DİYORSUN EVLADIM MIR MIR KARNINA KONUŞMASANA, gibi bir teyze moduna sokuyor bir de. Tiarnia çalıyor şu an mesela; tam idare eder bir synth ile moda girecekken çapıtıs çuputus eden davul girdi yine devreye. Hoparlöre terlik fırlatmalık tam. Neyse, sonra gitarlar bir şeyler basar gibi oluyorlar Tiarnia‘da da insan müzik dinlediğini anlıyor. Albümün kapanışında hadi geçmiş olsun, der gibi…

THERGOTHON dinleyin, SKEPTICISM dinleyin. Onlardan bıktıysanız ESOTERIC‘in yeni albümünü dinleyin. Profetus’u da sevmediğiniz, yok olmasını istediğiniz arkadaşlarınıza övün mesela; oğlum bu ne ya, diye tepki gösterirlerse anlaman için çok dinlemen lazım, sabret bak aşırı iyi, falan diyerek daha çok dinletin. Zaten düşüp ölürler bir noktada, kurtulursunuz siz de. Öf bu neydi böyle be kardeşim.

50/100

P.S.: İşbu incelemede yapılan yorumlar, formülü bire bir uygulayıp elde edilen göz boyayıcı işlere aldanılmaması gerektiği alt metinli birtakım şakalar içermektedir. Çok da ciddiye alınmaması gereken kopyacı bir albüme çok da ciddiye almadan yazılmış bir yazı olup çok da ciddiye alınmaması tavsiye olunur.

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.